Davamızda 5. duruşma öncesi beklenen 4. BİLİRKİŞİ RAPORU MAHKEMEYE ULAŞTI. İBB, BİR KEZ DAHA ASLİ KUSURLU BULUNDU. İdil yeniden kusursuz bulundu. Raporda birçok maddede altı çizilerek "mevzuatlara uygun önlem alınsaydı bu kazanın önüne geçilebilirdi" denildi. 4. bilirkişi raporu bize yeniden göstermiştir ki, #ŞuleİdilDere'nin kaybı bir kaza değil, bir kamu kurumu olan İBB ve iştiraki İSTAÇ A.Ş.’nin BİR KAMU ÇALIŞMASINDA RİSKLERİ BİLDİKLERİ HALDE ÖNLEM ALMAYARAK neden oldukları bir cinayettir.
20 Eylül 2018-İstanbul- 12 Mayıs 2016’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kurbağalıdere ıslah çalışmasında Yoğurtçu Parkı yaya-bisiklet yolunda İSTAÇ A.Ş. personelinin kullandığı İBB hafriyat kamyonunun hayattan aldığı Şule İdil Dere’nin devam eden yargılamasında beklenen 4. bilirkişi raporu 17 Eylül 2018 tarihinde mahkeme hâkimliğine ulaştırıldı.
Üç uzmandan oluşan bilirkişi heyeti "Bakım ve onarımdan sorumlu kurum ve kuruluş"un İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) olduğunu saptayarak belediyeyi BİR KEZ DAHA asli kusurlu buldu.
Raporda "... meydana gelen kazanın belediye sınırları içerisinde olduğu, bakım ve onarımdan sorumlu kurum ve kuruluş olan belediyenin Kurbağalıdere ıslah çalışmalarında gerekli güvenlik önlemlerini almadığı, motorlu taşıtların girmesinin trafik uyarı işaret levhasıyla yasaklandığı bölgeyi yaya trafiğine kapatmadığı, hafriyat kamyonlarını bu yaya yolu üzerinde hareket ettirdiği anlaşılmıştır" denilerek İBB'nin ağır sorumluluğu tespit edildi.
Bilirkişi raporunda, “Bu denli önemli bir yükümlülüğü yerine getirmeyen işveren yetkililerinin kusuru bulunmaktadır." denilerek birinci derece sorumlunun asıl işveren olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) olduğu belirtildi.
4. bilirkişi heyet raporu önceki 3 bilirkişi raporunu büyük oranda teyit ederek gerek İBB'nin gerekse yargılanan asli kusurlu sanıklardan biri hariç hepsini yeniden asli kusurlu buldu.
Böylece asli kusurlu bulunan kurumlar adına, işveren vekili olarak yargılanan 3 İBB yetkilisi, 2 İSTAÇ yetkilisi ve şoför yeniden asli kusurlu bulundu.
Şule İdil Dere BİR KEZ DAHA kusursuz bulundu.
RAPOR: KURBAĞALIDERE ISLAH ÇALIŞMASINDA ÖNLEM ALINMAYAN İŞ DURDURULMALIYDI!
2016’da başlayan Kurbağalıdere-Yoğurtçu Parkı arasındaki yaya-bisiklet yolunu da içine alan Kurbağalıdere ıslah çalışmasında çalışma öncesi zorunlu olan risk değerlendirmesi yapılmadığından yasaya göre bu çalışmanın durdurulmasının söz konusu olması gerektiğine dikkat çekilen raporda "Çok tehlikeli sınıfta olan işlerde risk değerlendirmesi yapılması zorunlu olup aksi taktirde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 25 hükmü gereği işin durdurulması söz konusudur" denildi.
Kusur gerekçeleri açıklanan raporda, "İşyerinde risk değerlendirmesi yapılmak sureti ile çalışmalar sırasında ortaya çıkabilecek riskler değerlendirilse gerekli önlemler olay meydana gelmeden alınabilirdi. Dosya içeriğinde olay tarihinden önce risk değerlendirmesi yapıldığına dair bir belge görülmemiştir" denildi.
Raporda Yapı İşleri İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ilgili maddeleri sayılarak "Eğer yukarıdaki mevzuat hükümlerinin gereği yerine getirilse bu olay meydana gelmeyebilirdi" denildi.
Raporda Şule İdil Dere’nin canını alan çalışmada gerek asıl işveren İBB’nin gerekse alt işveren olarak geçen İSTAÇ A.Ş.’nin zorunlu olduğu halde yaya can güvenliği önlemi almadığına yer verilerek her iki kurumun da ağır kusurları şöyle sıralandı:
" … Yapı alanı uygun şekilde işaretlenerek yetkisiz kişilerin yapı alanına girişi engellense kazalı olay yerine kamyonların sürekli geçiş yaptığı çalışma alanına girmeyecek ve kazanın önüne geçilebilirdi.
Yapı alanında kamyon geri gidişi esnasında şoförlerin manevralarını kontrol eden ve yönlendiren bir işaretçi bulunsa idi kazalıyı uyararak tehlikeli bölgesinden çıkarabilir ve olayın önüne geçilebilirdi.
Kamyon türünden iş ekipmanını kullanan Mümin Kılıç'a kullanım şartları ve bu kullanımdan kaynaklanabilecek tehlikeleri içeren uygun eğitim ve talimatlar verilse idi bahse konu bir kazanın önüne geçilebilirdi.
Somut olayda gerekli önlemler alınmayarak iş güvenliği çalışanların inisiyatifine bırakılmıştır. …
Başka bir deyişle, işveren işyerinde geniş anlamda, doğmuş veya doğabilecek tüm tehlikeleri önlemek zorundadır. Bu zorunluluk sonucu olarak işyerinde, işveren bakımından tam anlamı ile geniş bir kontrol mekanizması kurulması gerektiği…
Bu önlemleri alma, işverenin yükümlülükleri olduğundan kazanın meydana gelmesinde işveren vekili konumunda bulunan yetkililer asli kusurlu bulunmaktadırlar."
Raporda yer alan önemli diğer bir ayrıntı ise asıl işveren İBB ile ile işi ihale ettiği "alt işveren" İSTAÇ A.Ş.'nin sahada beraber-iç içe çalıştığına dair tespit oldu.
Raporun 8. sayfasında İBB’nin Kurbağalıdere ıslah çalışmasını alt işverene ihale etmekle beraber işi tamamen devretmediği ve çalışma alanında birlikte çalıştığı şöyle belirtildi:
"Dosya eklerinden, alınan ifadelerden ve 08.02.2016 tarihli sözleşmenin incelenmesinden anlaşıldığı üzere, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deniz Hizmetleri Genel Müdürlüğü asıl işveren, İSTAÇ İstanbul Çevre Yönetimi San. ve Tic. A.Ş. alt işveren olmak üzere iki firma arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmaktadır.
Alt işveren asıl işverenin işyerinde asıl işverenin çalışma koşul ve şartlarında çalıştırmaktadır. Çalışma alanında alt işveren işçileri asıl işverenin iş şartları ve iş disiplinine bağlı olarak çalışmaktadır.
Gerçekten de işin yapılışı ile birlikte ilgili sözleşme maddeleri de değerlendirildiğinde asıl işverenliğin işi tümden el çekmek suretiyle devretmediği tespit edilebilmektedir."
4857 sayılı İş Kanunu 2. Maddesi'ne atıf yapılan raporda “İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren yetkilileri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz" denilerek yargılama kapsamına alınabilen işveren yetkililerini yeniden asli kusurlu buldu.
Şule İdil Dere’nin hayatını kaybetmesi üzerine 2016-2017 arasında Savcılıkça yürütülen soruşturmada asıl işveren vekili olarak asli kusurlu bulunan 8 İBB yetkilisinin yargılanmasına İstanbul Valiliği ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından izin verilmediği için İBB üst düzey işveren vekilleri 4. Bilirkişi raporuna dahil edilemeyerek bir kez daha yargı dışı kalmış oldu. Savcılık soruşturma döneminde 11 İBB yetkilisinin yargılanmasını istemiş ancak 3'ü yargı kapsamına alınabilmişti.
İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimliği tarafından 21 Haziran 2018 tarihli dördüncü duruşmada sanık avukatları ve Hâkim tarafından talep edilen bilirkişi raporu 3 kişilik bir heyet tarafından hazırlandı.
Bilirkişi heyetinde, 1 Öğretim Üyesi/İnşaat Yüksek Mühendisi/Emekli İş Müfettişi/İş Güvenliği Uzamanı, 1 Gemi İnşaat ve Makine Mühendisi/İş Güvenliği Uzmanı ve 1 Trafik kazaları İnceleme Uzmanı/Trafik Bilirkişisi yer aldı.
4. bilirkişi raporu bize yeniden göstermiştir ki, Şule İdil Dere'nin kaybı bir kaza değil, bir kamu kurumu olan İBB ve iştiraki İSTAÇ A.Ş.’nin BİR KAMU ÇALIŞMASINDA RİSKLERİ BİLDİKLERİ HALDE ÖNLEM ALMAYARAK neden oldukları bir cinayettir.
Bugüne kadar hazırlanan 4 bilirkişi raporu, akıl almaz kamu sorumsuzluğunu ortaya koymasına rağmen şoför dahil her iki kurumdan yargılanan toplam 7 sanık hakkında paraya çevrilebilecek 2-6 yıl arası hapis cezası istenmektedir.
4. bilirkişi raporunun değerlendirileceği Şule İdil Dere Davası 5. duruşması 3 Ekim 2018 Çarşamba günü Kartal-İstanbul Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Yargı dışı bırakılan asli kusurluların da dahil edileceği adil bir yargılama istiyoruz.
Adalet arıyoruz, vicdan arıyoruz.
ŞULE İDİL DERE AİLESİ