Petition update8 Yıl Oldu! KİMSE 1 GÜN BİLE HAPİS YATACAK CEZA ALMADI. CEZA ALAN TERFİ ALDI.Yargılama Sürerken Neden “Adalet Yok” Diyoruz? #ŞuleİdilDereDavası 4. duruşması görülecek
ilkay yıldızİstanbul, Türkiye

19 Jun 2018
HUKUK ÇİĞNENEREK AÇILAN, VİCDAN UNUTULARAK DEVAM EDEN ŞULE İDİL DERE DAVASI 4. DURUŞMASI 21 Haziran 2018 Perşembe Saat 10:00'da görülecek.
YARGILAMA SÜRERKEN NEDEN “ADALET YOK” DİYORUZ?
12 Mayıs 2016 akşamı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve iştiraki İSTAÇ A.Ş. ortaklığıyla gerçekleşen Kurbağalıdere ıslah çalışmasında, Yoğurtçu Parkı yaya-bisiklet yolunda İBB’ye ait hafriyat kamyonuyla İdil’in canını aldılar.
İSTAÇ A.Ş. personeli olan şoför o gece olay yerinden alınıp karakola götürüldü.
Ertesi sabah hâkim şoför için “eylemi gerçekleştirdiğine dair somut delilin bulunmadığı, bu aşamada herhangi bir kusur atfedilemediği gibi mağdurun ölmüş olmasının kusur olarak atfedilemeyeceği…” diye yazarak şoförü serbest bıraktı.
Aynı hâkim, İdil için “görüntü kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ellerindeki çamur izine bakıldığında kamyonu gördüğü ancak gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek olayda ağır kusurunun olduğu” kararına vardı.
Oysa o gece ve 6 gün sonrasına kadar dosyada görüntü kaydı yoktu. Görüntü kayıtları Hâkimliğe, Kadıköy İskele Polis Karakolu tarafından 18 Mayıs 2016’da teslim edildi. Sulh Ceza Hâkimliği elinde olmayan-incelemesi mümkün olmayan görüntü kayıtlarını “incelediğini” belirterek keyfi salıverme karar örneği oluşturdu, dosyada sözünü ettiği delil olmadığı halde İdil’i kusurlu ilan etti.
HUKUK, MAHKEME ELİYLE ÇİĞNENDİ
Adalet, biz daha İdil’i uğurlamadan yara aldı.
İBB, 11 GÜN SONRA SORUMLULARI TERFİ ETTİRDİ.
23 Mayıs 2016’da can alan çalışmayı yürüten 3 İBB müdürü terfi ettirildi.
İşveren vekili olarak çalışmayı yürüten İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı İBB Teftiş Kurulu Başkanlığı’na; aynı çalışmada Deniz Hizmetleri Müdür Yardımcısı, İBB Deniz Hizmetleri Müdürlüğü'ne; İBB Deniz Hizmetleri Müdürü aynı gün İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı'na terfi ettirildi.
Hazırlık soruşturmasında çıkan Trafik Bilirkişi raporu olay yerinin umuma ait karayolu olmadığını, dolayısıyla buraya giren aracın 2918 Sayılı Trafik Kanunu 67/b ve ilgili Yönetmelik/“Araçların manevralarına dair kurallar/Md. 137 gereği zorunlu olan “tehlikesizce geriye hareket edebilmeleri ve uyarılmaları için bir gözcü bulundurmaları mecburidir” kuralını ihlal ettiğini saptadı.
Savcılık atamasıyla bir akademisyenin hazırladığı ikinci bilirkişi raporu “Şule İdil Dere yayalara ayrılan yolda yürümektedir. Bu yolda dilediği şekilde yürüyebilir, kulağında kulaklık olması, elinde cep telefonu ya da başka bir materyale bakarak yürümesi kusur nedeni sayılamaz.
Bu yolda Şule İdil’in yerine gözleri görmeyen, sağır bir insan da yürüyebilirdi” dedi.
10 Ocak 2017’de çıkan ve önceki raporları tamamlayan 3. bilirkişi raporunda, üst düzey yetkililer de dahil 11 İBB çalışanı ve İSTAÇ A.Ş. yetkilileri “müştereken ve müteselsilen” kusurlu ve sorumlu ve bulundu. Bilirkişi raporlarında Şule İdil Dere kusursuz bulundu.
Raporda “müştereken ve müteselsilen-sorumlu-asli kusurlu” bulunanlar arasında İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı iken 11 gün sonra İBB Teftiş Kurulu Başkanlığı’na terfi ettirilen daire başkanı ve diğer terfi ettirilen müdürler de vardı.
Savcılık, devlet memuru olan 11 İBB yetkilisi için soruşturulma izni verilmesi talebiyle Valiliğe başvurdu.
HUKUK BU KEZ VALİLİK ELİYLE ÇİĞNENDİ
Hukuken 45 günde savcılığa cevap vermesi gereken İstanbul Valiliği, 92 gün sonra kararını açıkladı. Valilik, hakkında soruşturma izni istenen 11 İBB yetkilisinden 8’ini korumaya alarak yargılanmalarına izin vermedi.
İdari bir makam olan Valiliğin görevi, hakkında soruşturulma izni istenen devlet memurlarının olay sırasında görevde olup olmadıklarını ve devlet memuru olup olmadıklarını saptamakla sınırlıydı.
Ancak Valilik yetkisini aştı, yargının vermesi gereken kararı, Yargı organıymış gibi davranarak kusurlu-kusursuz ayrımı yapıp, üst düzey kamu görevlilerinin kusuru yoktur kararına vardı.
Üstelik Valilik kendi soruşturma raporunu, hakkında soruşturulma izni istenen yetkiliden müfettiş isteyerek hazırlattı.
Valilik, kararını Şule İdil Dere’nin birinci ölüm yıldönümünde, 12 Mayıs 2017’de imzaladı.
Çiğnenen yalnızca idari kurallar ve hukuk değildi, vicdan da çiğnendi.
HUKUK BÖLGE İDARE MAHKEMESİ ELİYLE BİR DAHA ÇİĞNENDİ
Haziran 2017’de İstanbul Valiliği’nin yargılama hükmü kurarak hukuka aykırı yöntemlerle aldığı “soruşturulamazlar” kararına karşı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde itiraz davası açtık.
Temmuz 2017’de Bölge İdare Mahkemesi, İstanbul Valiliği’nin verdiği “soruşturulamazlar” kararını, hakkında soruşturulma izni istenen İBB Teftiş Kurulu Başkanı’nın atadığı müfettişçe hazırlanmasına, hukuka aykırı rapora dayanmasına rağmen aynen kabul etti.
Bilirkişilerce “müteselsilen-müştereken sorumlu ve kusurlu” bulunan asıl işveren İBB'den 8 üst düzey yetkili, yargıdan kaçırılarak dokunulmaz kılındı.
Şule İdil Dere Davası daha başlamadan adaletsizliğe mahkum edildi.
Bir kamu kurumu can aldı, diğer kamu kurumları sorumluları yargıdan kaçırdı.
ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN BEKLENEN KARAR
Hem İdil’in yaşam hakkını elinden aldılar hem de can güvenliğini korumakla yükümlü oldukları İdil için adil yargılama hakkını aldılar.
Ağustos 2017’de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının yarattığı hak kaybı, Şule İdil Dere’nin yaşam hakkının alınması ve sorumluların korunması gerekçesiyle bireysel başvuru hakkı kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruldu. AYM’den henüz cevap alınamadı.
İDDİANAME TÜM SORUMLULARI KAPSAMADI
Bir buçuk yıl süren hazırlık soruşturmasında İBB ve İSTAÇ A.Ş.’den üst düzey yetkililer dahil tüm sorumluların ifadesi alındı. Soruşturmada hiçbir yetkili iş makinesi ve hafriyat kamyonu sokulan Kurbağalıdere-Yoğurtçu Parkı yaya-bisiklet yolunda yaya can güvenliği önlemi aldıklarını belgeleyemedi. Olay günü öncesi ve sonrasında çekilen hiçbir fotoğrafta, hiçbir görüntü kaydında güvenlik önlemi görülmedi.
BİR CAN ALINDI, BUGÜNE KADAR KİMSE SORUMLULUK ALMADI
17 ay sonra iddianame çıktı. Yargılama kapsamına yalnızca 3 İBB ve şoför dahil 4 İSTAÇ A.Ş. yetkilisi dahil edildi: İBB Çevre Koruma Kontrol Daire Başkanlığı Şefi/Kontrol Amiri, İBB Saha Sorumlusu, İBB Harita Mühendisi Saha Sorumlusu, İSTAÇ A.Ş. Deniz Hizmetleri Müdürü, İSTAÇ A.Ş. Deniz Hizmetleri Müdürü, İSTAÇ A.Ş. Deniz Hizmetleri Müdürlüğü Asya Yakası Kıyı Temizlik Şefi, İSTAÇ İş Sağlığı Güvenliği (İSG) Uzmanı ve İSTAÇ personeli olan şoför.
Savcı, bilirkişi raporlarında ve ifadeler sonunda ortaya çıkan sistematik tedbirsizliğe rağmen sanıklar hakkında yalnızca TCK 85/1 maddesinden “taksirle ölüme neden olmak” suçundan 2-6 yıl arası hapis cezası istedi.
DAVAMIZ BAŞLAYAMADAN "ADALET" YOK OLDU
Duruşmalar 20 ay sonra başladı. İBB ve İSTAÇ A.Ş., hâkim karşısında yaya yoluna hafriyat kamyonu soktuklarını, can güvenliği tedbiri almadıklarını kabul etti; her iki kurum da yaya can güvenliği tedbiri almak bizim işimiz değil diye savunma yaptı. Açık yargılamada birbirlerini suçladılar. “Biz iş güvenliği tedbirlerini şantiyemizde almaktayız, şantiyemiz de Ataşehir’dedir” dediler.
Kamyon şoförü, hâkime, geri giderken kendisine yol gösterecek bir nezaretçi olması gerektiğini bildiğini, yayaları gördüğü halde geri gitmeye devam ettiğini belirterek “Her zaman nezaretçi olmadan çalışıyorduk zaten” dedi.
Sanık İBB Deniz Hizmetleri Koordinatörü, “Kamyonların oluşturduğu riskleri görüyordum. Geri manevra yapmalarına karşıydım. Bunları iş güvenliği şefine mail olarak gönderiyordum” dedi.
Kurbağalıdere-Yoğurtçu Parkı yaya-bisiklet yoluna, düz girdiği halde hafriyat kamyonlarının yarattığı can güvenliği riskini gözleriyle görüp “ya gece olsaydı-ya o kamyon geri geri girseydi” diye ifade ederek üstlerine gönderdiği SMS uyarı mesajı mahkemeye sunuldu.
Son mesaj 11 Mayıs 2016’da İBB ve İSTAÇ A.Ş yetkililerine gönderilmişti. İdil’i kaybetmemizden bir gece önce.
Tehlikeyi bilerek-görerek, doğacak acı sonuçlara aldırmadan, yasal yükümlülük olan önlem alma ve denetim görevlerini yerine getirmeyenlerin yol açtığı bu olaya “kaza” demenin olanaksızlığı yargılama aşamasında bir kez daha görüldü.
YARGILAMA SÜRERKEN NEDEN "VİCDAN" ARIYORUZ?
7 Şubat 2018… İlk duruşmada sorumluluğu birbirlerine atarken her iki kurumun da can güvenliği tedbiri almadığı oraya çıkınca ikinci duruşmada İSTAÇ sanık avukatı adeta her iki kurum adına ortak savunma yaparak “Müvekkillerim İSTAÇ A.Ş. kapsamında kamu görevi yerine getirmektedirler. Yüzlerce defa bu yoldan kamyonla geçilmesine rağmen böyle bir olay meydana gelmemiştir. … Merhumenin de kusurlu olduğunu düşünüyoruz” dedi.
İBB ve İSTAÇ A.Ş.’nin hem yaya can güvenliği tedbiri almamış hem de yaya yoluna yüzlerce kez kamyon soktuğu bir kez daha ortaya çıktı.
Davanın Ağır Ceza’da görülmesini talep ettik.
Aynı sanık avukatı "Bu, bir kamu kurumu olarak başarılı hizmetler veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne karşı bir kan davası haline getirilmektedir" dedi.
Dava henüz yargılama aşamasındayken, Kurbağalıdere ıslah çalışmasını yetkisiz kişilerin planladığı da ayrıca ortaya çıkan bir kamu kurumu çalışmasında İdil’i kaybettiğimiz için, sorumluların cezalandırılmasını talep ettiğimiz için aynı sanık avukatı, mahkemede hak arayışımızın adını "kan davası" koydu.
Bugüne kadar 4 savcı, 2 hâkim değişikliği, 1 sonucunu bilmediğimiz HSYK soruşturması gören Şule İdil Dere davası dördüncü duruşması 21 Haziran 2018 Perşembe günü saat 10:00’da Kartal-Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi B Blok’ta görülecek.
İdil için adalet arıyoruz.
Adil yargılama istiyoruz.
Önce vicdan arıyoruz.
ŞULE İDİL DERE AİLESİ
18 Haziran 2018 / İstanbul
https://youtu.be/tRcE0e_jKf0
Support now
Sign this petition
Copy link
WhatsApp
Facebook
Nextdoor
Email
X