ŞEHİR'i koru, eğitim ahlakını koru! / Save SEHIR, save education morals!

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 10.000.


*English version of this text right below, please scroll down.

#ŞehirHepimizin İnisiyatifi kimdir?

#ŞehirHepimizin İnisiyatifi, Halkbank tarafından haksız bir süreçle İstanbul Şehir Üniversitesi'nin bütün banka hesaplarına ihtiyati haciz uygulanması üzerine farklı kesimlerden bir araya gelmiş bir öğrenci grubudur. İnisiyatif'in amacı, bu süreç içerisinde gelişen hukuksuzlukların ve sonuçlarının duyurularak bu durumun doğru şekilde çözülmesini sağlayabilmektir.

İstanbul Şehir Üniversitesi kimdir?

  • İstanbul Şehir Üniversitesi (ŞEHİR), 2008 yılında Bilim ve Sanat Vakfı'nın öncülüğünde kurulmuş bir vakıf üniversitesidir.
  • ŞEHİR, her türlü siyasi ve ideolojik görüşten bağımsız kalmayı ilim yapabilmenin temeli olarak görür ve buna etik kodunda yer verir.
  • Kamu için etkin, özgür ve evrensel bireyler yetiştirmeyi misyonu olarak gören başarılı bir eğitim kurumu, bir kamu tüzel kişiliğidir.


Durum ne?

Türkiye’de ilk defa bir eğitim kurumuna ihtiyati haciz getirildi ve süreç boyunca hukuksuzluklar göz ardı edildi. Başta dünyanın her yerinden gelen ve hayalleri olan öğrenciler olmak üzere, buraya emek vermiş binlerce insanın hayatı bu belirsizlik yüzünden altüst oldu.

Nasıl ortaya çıktı?

14 Ekim 2019 tarihinde ŞEHİR, kamuoyuna Halkbank’ın bütün banka hesaplarına ihtiyati haciz koydurduğunu ve hiçbir mal varlığına ulaşamadığını açıklamıştır.

Ne var ki bu durum yeni ortaya çıkmamıştı ve altında çeşitli motifler yatıyordu: 

- ŞEHİR’e tahsis edilen arazi üzerine tahsisin kaldırılması için birkaç farklı kurum tarafından 15 dava açılmış ve Üniversite ancak bu davaların hepsi  lehine sonlandıktan sonra Dragos Kampüsteki çalışmalarını başlatmıştır. 

- ŞEHİR, araziyi teminat göstererek Kampüsü yapılandırmak için Halkbank’tan yatırım kredisi almaya başlamıştır.

- Davalarda son karar verildikten sonra, dava açma süresi zaman aşımına girmiş olmasına rağmen arazi devrinin iptal edilmesi için TMMOB tarafından 16. bir dava açılabilmiştir(!).

- Halkbank, bu hukuken usulsüzce açılan davayı elindeki teminatın değerinin düştüğünü bahane ederek anlaşmalarını teker teker bozmaya başlamıştır:

  • İlk önce, kredilerin geriye kalan kısmını vermeyeceğini bildirmiştir.
  • Daha sonra, Üniversite krediyi alamadığı için kredi borçlarından birinin faizini geciktirdiği için Üniversitenin bütün Halkbank hesaplarını dondurduğunu açıklamıştır.
  • Üniversitenin mal varlığının çoğu Halkbank hesaplarında olduğu için de ŞEHİR ciddi bir finansal zora sokulmuştur.
  • Halkbank, hesapları dondurduktan üç ay sonra, yine davadan dolayı teminatın riske girdiğini öne sürerek Üniversitenin bütün banka hesaplarına ihtiyati haciz koydurmuştur. 

 

Üniversitenin hiçbir banka hesabına ulaşamaması demek: 

  • Su, doğal gaz, elektrik, internet faturaları gibi günlük harcamalarını yapamaması; yani, rutin fonksiyonlarını sağlayamaması demek.
  • Çalışan maaşlarını ve yüzlerce öğrencinin bursunu ödeyememesi; yani, bu Üniversitenin desteklediği (1000’den fazlası 87 ülkeden gelen) yaklaşık 8000 insanın hayat standartlarına el sürülmesi demek.
  • TÜBİTAK, ERASMUS, AB gibi araştırma fonlarına erişim sağlayamaması; yani, bu ülkeye katkı sağlayabilecek her türlü araştırmanın önüne ket vurulması demek.

Böylece, yavaş yavaş rutin fonksiyonlarını sağlayamayarak finansal olarak batmaya sürüklenmesi, yani: 

  • 8000 insanın şimdileri ve geleceklerini haksız yere ciddi belirsizlikler içine atmak demek.
  • Bu sayının 1000’den fazlasının kendi ülkelerinden Türkiye’ye ve eğitim ahlakına güvenerek ve yeri geldiğinde belirsizliklerden kurtulabilmek için geldiğini göz ardı etmek, varlıklarını yok saymak demek.
  • Fikrî, dinî, kültürel çeşitlilikler içerisinde bir arada yaşayabilen bir topluluğun güvenli alanını yok etmek demek.
  • Türkiye’de hukuka olan güvenin zayıflatılması demek.

 

Sen de bu haksızlık ve hukuksuzluğa hayır de; sesimize ortak ol, ortak et!

Neden ortaya çıktığı belli olmayan bir durumdan ötürü öğrenciler sağlıklı bir şekilde doğru dürüst ders çalışamaz hale getirildi.

Türkiye’de hukukun ve eğitim ahlakının yok olmasına izin vermeyelim!

 

#ŞehirHepimizin İnisiyatifi

Not: "ŞEHİR Hepimizin" demek, bu problem sadece Şehir Üniversitesi mensuplarının değil: bu ülkedeki adalet ve hukuka, ve eğitimin değerine inanan herkesin problemi demek.

 

__________ ENGLISH VERSION:

About #SehirHepimizin Initiative:

#SehirHepimizin Initiative is a group of students from different walks of life who united due to placing a precautionary lien on all bank accounts of Istanbul Sehir University immorally and unlawfully. Its aim is to inform the public and to change the direction of the issue while hoping to provide a solution as soon as possible.

About Istanbul Sehir University:

  • İstanbul Şehir University (SEHIR) was founded in 2008 by the decades-old Foundation of Sciences and Arts (BISAV) as a foundation university.
  • SEHIR considers being independent of all kinds of ideological and political views as the basis of producing and sharing knowledge at a global scale.
  • SEHIR is a successful educational institution and a public legal entity owning a mission to raise universal, productive and open-minded individuals for the world.

 

What's the issue?

For the first time, a precautionary lien is brought to an educational institution in Turkey. In addition, unlawful acts were constantly ignored throughout the process. Over 5 weeks, especially of the students from all over the world, lives of thousands are ruined by this uncertainty.

How did it emerge? 

On 14 October 2019, SEHIR officially announced to the public that Halkbank had placed a precautionary lien on all of its bank accounts and that it cannot access any of its assets.

However, this situation had a long-going background and several motives underneath:

- As a start, there were 15 lawsuits filed by several different organizations for the abolition of the allocation on the land allocated to SEHIR, and the University only started the construction on the land on Dragos Campus only after all of these cases were concluded in its favor. 

- SEHIR started to receive investment loans from Halkbank in order to build up the Campus by showing the land allocated as collateral.

- After the final ruling was given in all lawsuits, a 16th lawsuit was opened by TMMOB to cancel the transfer of the land, although the lapse of time for filing the lawsuit was exceeded.

- Halkbank began to break their agreements made with the university one by one under the pretext that the latest unlawfully and improperly filed lawsuit decreased the value of SEHIR’s collateral:

  • First, Halkbank has announced that it will not give the rest of the agreed amount of loans.
  • Later, the university declared that Halkbank had frozen SEHIR’s all Halkbank accounts due to one delay of an interest payments because SEHIR was not able to fully obtain the loans as previously agreed.
  • Since most of the university’s assets are in Halkbank accounts, ŞEHİR had been put into a difficult financial state.
  • Three months after freezing the accounts, Halkbank appealed to put a precautionary lien on all the bank accounts of the university, claiming that the collateral was at risk due to the lawsuit. 
     

A university having no access to any of its bank accounts means: 

  • Inability to make daily expenses such as water, natural gas, electricity and internet bills; which simply means preventing a university to maintain its everyday functions.
  • Inability to pay employee salaries and hundreds of students' scholarships; which is the same as laying a hand on lives of about 8,000 people (of which are more than 1,000 from 87 countries) that are supported by or a part of the university.
  • Inability to access research funds such as TUBITAK, ERASMUS, EU; which equals to preventing any kind of research to take place, which might contribute to the country or the world.

Giving way to these attempts of financially failing this university results in: 

  • Confronting 8,000 people with an inevitable uncertainty in their lives, in terms of their education and future.
  • Ignoring the fact that more than 1,000 chose to come to this country relying on Turkey’s law system and education morals, which also means ignoring their existence.
  • Destroying the safe space of a community that can live together in diversity.
  • Weakening people’s confidence in the Turkish law.

 

Say no to this injustice and unlawfulness, and be a part of our voice!

Students have not been able to healthily focus on their studies due to a complication created God knows why.

Don't let the destruction of law and education morals in Turkey!

 

#SehirHepimizin Initiative

P.S.: “SEHIR Hepimizin” means “SEHIR is all of ours”: not only of SEHIR students, but of everyone believing in law and the value of education.