Özel okullarda çalışan öğretmenlerin çalışma koşulları düzenlensin, özlük hakları verilsin

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 500.


 

Eğitimin gerçek gücü ÖĞRETMENLERDİR.

Türkiye’nin de altına imzasını attığı, UNESCO ve ILO’nun 5 Ekim 1966 tarihinde ortaklaşa kabul ettikleri “Öğretmen Hakları Statüsü”ne göre: Öğretmenlerin çalışma koşulları, eğitimin en yüksek derece etkinliğini sağlayacak nitelikte olmalı ve öğretmenlere kendilerini tümüyle mesleksel uğraşlarına adama olanağı vermelidir.

Özel sektörde çalışmak durumunda olan öğretmenlerimiz her sene iş arama endişesi ile karşı karşıya kalmakta ve genellikle de yaz mevsiminde işsiz kalmanın stresini yaşamaktadırlar. Elinde CV (özgeçmişi) ile kapı kapı iş aramak durumunda kalan meslektaşlarımızın iş garantisi ve gelecek güvencesi yoktur. Her sene yenilenen sözleşmeler Eylül ayından Mayıs ya da Haziran ayına kadar olup genellikle 9-10 aylık bir süreyle yapılmaktadır.

Bu durum öğretmenlerin tazminat hakkını ortadan kaldırmakla birlikte yaz aylarında ücret almadan yaşamayı dayatmaktadır. Hatta Ağustos ayında da “Tanıtım Dersleri” kapsamında çoğu zaman ücretsiz şekilde çalışmak durumunda kalan öğretmenlerimiz için her yıl neredeyse 15 günlük emekleri gasp edilmektedir. Yasal olarak 12 aylık sözleşme resmi olarak düzenlenmekte ve MEB’e gönderilmekte ancak 9 ya da 10 aylık hazırlanan ve öğretmenin çalışmasını fiilen bağlayan ikinci bir sözleşme düzenlenmektedir. Bu yasal bir durum değildir. Bu hususla ilgili gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bilhassa yeni mezun olmuş öğretmenlerimizin stajyerlik durumu özel öğretim yöneticileri tarafından çoğu kez fırsata dönüştürülmekte ve bu durum özel sektörde çalışmak durumunda kalan yeni öğretmenlerimizi kayıt, fotokopi, el ilanı dağıtmak, ücretsiz sınav gözetmenliği gibi pek çok angarya dahil istismar edilmelerine yol açmaktadır. Özellikle yeni mezun ve deneyimi olmayan işsiz öğretmenlerimiz asgari ücret ve hatta bazı yerlerde bu ücretinde altındaki daha kabul edilemez bulduğumuz ücretlerle çalıştırılmaktadırlar. Sektörde öğretmenlerin ücretlerini kontrol eden bir mekanizma yoktur. Ücretlerle ilgili bir başka sorun ücretlerin zamanında ödenmemesidir. Çalışma koşullarının son derece olumsuz olması üstüne bir de az verilen maaşlarını dahi almakta zorluk çeken öğretmenlerimiz bazen sezon ortasında iş bırakabilmektedir. Böylesi bir sorunla karşılaşmak istemeyen özel eğitim kurumları yöneticileri, sözleşme yaparken öğretmene boş senet imzalatmaktadırlar. Aslında suç teşkil etmekte olan bu durum öğretmenleri seçeneksiz bırakmaktadır.

Özel okullarda görev yapan öğretmenler, Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na tabi olarak “süreli sözleşme” ile çalışıyorlar. Bir öğretmen ile özel okul arasında zincirleme olarak birden fazla süreli sözleşme yapılması halinde, bu sözleşmenin “süresiz sözleşmeye” dönüp dönmediği konusunda Yargıtay 7. 9. ve 22. Hukuk Daireleri tarafından önceki yıllarda farklı kararlar verildi. Zincirleme sözleşmenin süresiz sözleşmeye dönmesi halinde, haklı bir nedene dayanmadan sözleşmesi yenilenmeyenler işe iade davası açabiliyor, ihbar ve kıdem tazminatı alabiliyor. 

Konuyla ilgili Yargıtay kararları arasında farklılıkların giderilmesi amacıyla Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu tarafından geçen yıl 2018/2 sayılı karar alındı. Özel okullar, bu kararı gerekçe göstererek, sözleşmesi yenilenmeyen öğretmenlere kıdem tazminatı ödememeye başladı. 

 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı: "Ücrette (özel okullarda) asgari sınır belirlenmeli. Bu sınırın TL olarak hangi düzeyde olacağı henüz netleşmedi. Özel öğretimle ilgili geçtiğimiz yıllarda hızlı süreçten dolayı öğretmenlerin özlük hakları ve aldıkları ücretler konusunda bazı sıkıntılar yaşandığını biliyoruz. Bunun için de asgari standart anlamında bir tebligat olacak. Çalışmalar sürüyor. Önümüzdeki öğretim yılı geçerli olacak. Asgari ücrete kadar varan öğretmen ücretlerinden söz ediliyor. Öğretmenin bir yaşama standardı, hizmet edebilmesi için gereken şartlar var."

Ülkemizde yaklaşık 150.000 öğretmene istihdam yaratan özel okullarda yöneticilerin daha doğru çalışma koşulları planlaması ve profesyonel yönetim anlayışı ile hem yatırımcıların hem de kurum çalışanlarının başarısı eğitimin kalitesini artıracaktır. Ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeni ile kapanan özel okulların artması ve iş bulabilmek için dayatılan her türlü sözleşme şartını kabul etmek zorunda kalan öğretmenlerimizin mutsuzluğu önce öğrencilerine daha sonra velilere yansımakta ve bu durum eğitim camiasında kısır bir döngüye neden olmaktadır. Özel okulların daha verimli hizmet verebilen kurumlar haline gelmesi eğitimin gerçek gücü olan öğretmenler ile mümkündür ve bu nedenle de öğretmenlerin özlük hakları ve çalışma koşullarının düzenlenmesi ve denetlenmesi için çalışma yapılması zorunludur. Aksi halde işini kaybeden bir öğretmenden daha fazlası geleceğini kaybeden bir ülke durumu söz konusudur.