Kampanya Kapatıldı

Çarpıp kaçmak bir kaza değil, bilinçli olarak bir insanın yaşamına kast etmektir. #kazadeğil

Bu kampanya 1.757 destekçiye ulaştı


Trafik mağdurları, trafik çarpışmaları sonucu oluşan çok büyük bir topluluktur. Din, dil ve ırk ayırt etmeden, genç yaşlı dinlemeden, ölen, yaralanan, sakat kalan ve geride kalanlar topluluğu. Dünyada, ülkemizin her tarafında ve neredeyse artık her evde…

Trafik çarpışmaları ve çarpışma sonucu yaşanan sorunları oluşturan etkenler ahtapot gibi pek çok koldan oluşur. Bu sorunun ilgili kurumları da her bir aşamada farklılık gösterir. Trafik mağdurları, çarpışma sonrası her kurum ile ayrı ayrı uğraşmak ve hakkını aramak için çaba göstermek zorundadır.

Çarpışma olduğu anda hemen acil yardım gerekmektedir. Bu anda Trafik Mağdurları Sağlık Bakanlığı ile karşılaşır. Ambulans ve acil yardım sonrasında hastane tedavisi gelir. Ölümlü ve yaralanmalı çarpışmalarda polis soruşturması yapılır ve polis çarpışma dosyasını hazırlar, polis geldiği andan itibaren trafik mağdurları İçişleri Bakanlığı ile muhataptır.

Polis soruşturması bittikten sonra yargı süreci başlar ve trafik mağdurları Adalet Bakanlığı ile karşı karşıya gelir. Bu arada sigorta şirketleri devreye girer. Eğer çarpışmada yol kusuru varsa Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Belediyeler de trafik mağdurlarının muhatabı olur. Trafik çarpışmalarında en büyük sorun, çarpışma sonrasında yaşanan ve ödül gibi cezalarla sonuçlanan, mağdurların mağduriyetini daha da artıran yargı sürecidir.

Genelde yanlış yorumlanan kadermiş anlayışı, yargı sürecinde hala devam etmekte, giden gitmiş, kalanı kurtaralım düşüncesi, dava sürecinin her aşamasında kendisini göstermektedir. Özellikle “çarpıp-kaçma” artık bir alışkanlık haline gelmiş ve hakim takdirinde bir karar olduğu için de, basit bir trafik davası olarak görülmeye devam etmektedir.  Gelişmiş ülkelerde çarpıp kaçmak, “yaşam hakkı ihlali” olarak yargılanmaktadır. Oysa çarpıp kaçmak bir kaza değil, bilinçli olarak bir insanın yaşam hakkını ihlal etmektir. Hukuk davasında çıkan tazminatlar ise hiçbir yaptırımı olmadığı için, zaman aşımı sonunda ödenmeden yok olup gitmektedir. 

Çarpışma sonrasında alınacak ve alınması gereken rehabilitasyon ve psikolojik destek sürecinde de, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı devreye girer. Bir de çarpışma sonrası sakatlıklar vardır.

Uzun, yıpratıcı ve çözümsüz bir süreçtir trafik mağdurlarının yaşadığı. Haklarımızı, bu haklara nasıl ulaşacağımızı, davamıza nasıl sahip çıkacağımızı ve haklıyken nasıl haksız duruma düşmeyeceğimizi hala bilmiyoruz. Bizim için yani Trafik mağdurları için yargı süreci kararları en önemli sorunumuzdur.

Teknolojinin bu kadar geliştiği bir dünyada güvenli karayollarının hala sağlanamaması ve karayolu kayıplarının/yaralanmalarının önüne geçilememesi bizim ülkemizin olduğu gibi tüm dünyanın en büyük sorunlarından biridir. Tüm bu tehlikelere karşı, karar vericileri ve uygulayıcıları TRAFİK TERÖRÜNE karşı birlik olmaya çağırıyoruz. Ve talep ediyoruz;

 Trafik çarpışmaları sonrasında meydana gelen ölümler ve yaralanmalar, bir ülkenin trafik güvenliğini belirler. Korunmasız yayalar, bisikletliler ve Trafik Mağdurları olarak, Güvenli yollar istiyoruz.

Yollar kamu malıdır ve insanlar arasında bir iletişim ağı oluşturur. Araçlara tanınan ayrıcalığın Yayalara da tanınmasını istiyoruz. Ulaşım planlamalarında yaya öncelikli çalışmalar bekliyoruz.

Yaya geçitlerinde yol hakkı yayalarındır. Bekleyen yayayı gören ilk araç durmak zorundadır. Bunun için yaya geçitlerinde kamera takibi ve caydırıcı cezalar istiyoruz. Okul ve hastane gibi yerlerin önleri öncelikli olmak üzere, tüm yaya geçitlerinde %100 güvenli geçiş sağlanmalıdır.

Karayolu kayıpları, yaralanmalar ve güvenli ulaşım, insan hakları konusudur. Trafik çarpışmaları sonucu meydana gelen ölümler ve yaralanmalar, bir halk sağlığı sorunudur ve bu sorun  “İnsan Hakları İhlali” olarak ele alınmalıdır.

Trafik çarpışmaları aslında öngörülebilir konulardır. Aşırı hızda araç kullanır, kırmızı ışıkta durmaz veya alkollü araç kullanırsanız trafik çarpışmasının olması öngörülebilir bir durum haline gelir. Bu bağlamda Trafik mağdurları için en önemlisi, yargı sürecinde cezaların caydırıcı olmasıdır. Mevcut yasada değişiklikler yapılmalı ve ödül şeklinde cezalar uygulanmamalıdır. Verilen cezalar, çoğu kez mağdurların mağduriyetini daha da fazla artırmakta, trafik çarpışması davalarında kapsamlı soruşturmalar yapılmamakta ve bu da adaletin güvenirliğinin sorgulanmasına neden olmaktadır. Karar vericiler ve uygulayıcıların, cezaların caydırıcı olması için yeni bir düzenleme yapmalarını,  çarpıp kaçma ve bu tip eylemleri, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ikinci derecede cinayete teşebbüs olarak kabul gören yasal düzenlemelerin yapılmasını ve uygulanmasını istiyoruz.  

Trafik mağdurlarına, uluslararası standartların sağlanması, rehabilitasyon, yargı ve sigorta konularında gerekli desteğin Devlet tarafından verilmesini talep ediyoruz.  

Tüm karar verici otoritelerin ve siyasetçilerin Trafik Çarpışmalarına karşı ortak bir çalışma yapmasını, yaklaşan seçim sürecinde, parti programları ve seçim kampanyalarında trafik çarpışmalarının önlenmesi ile ilgili projelerin yer almasını, Devlet desteği ile her birey, kurum ve kuruluşun katılacağı ortak bir kampanya ile karayolu kayıplarına karşı mücadele başlatılarak,  bir kamu politikasının oluşturulmasını istiyoruz…

 

 

 

 



Bugün Yeşim imzanı bekliyor!

Yeşim Ayöz bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Çarpıp kaçmak bir kaza değil, bilinçli olarak bir insanın yaşamına kast etmektir. #kazadeğil». Yeşim ve imza atan diğer 1.756 kişiye katıl.