

Yargı kararına rağmen faaliyetlerine devam eden Muğla'daki üç termik santralin kapatılması talebi ile başlattığımız imza kampanyamız devam ediyor. Kampanyayı başlatan Karadam ve Karacahisar Dayanışma Derneği, Muğla Çevre Platformu, İklim Adaleti Koalisyonu ve Ekoloji Birliği olarak Muğla bölgesi halkının yaşadığı bu hukuksuzluğa dikkat çekmek ve kamuoyu oluşturmak üzere 20-28 Ekim tarihleri arasında Muğla ilçelerini ve köylerini ziyaret ettiğimiz Muğla Adalet Kervanını düzenledik.
20 Ekim'de Datça'da yaptığımız bir basın açıklaması ile başlattığımız etkinlik boyunca uğradığımız yerlerde broşürler dağıttık, evleri, kahveleri ziyaret ettik, halkla bir araya geldik, dertlerini dinledik. Büyük yerleşim yerlerinde forumlar gerçekleştirdik. Kervanımızı 28 Ekim'de Yeniköy Termik Santrali önünde yaptığımız basın açıklaması sonrasında Akbelen'de tamamladık.
Sağlık sorunları, göçler, tarımsal verim düşüklüğü
Etkinlik boyunca gördük ki, Muğlalılar aslında termik santrallerin sosyal, ekonomik ve ekolojik tahribatlarının farkında, çünkü bu sorunları yaşıyorlar.
Tarımla geçinen köylüler termik santrallerin kirlettiği hava nedeni ile ürün veriminin düşmesinden şikayetçiydi. Özellikle Yatağan, Milas bölgesinde sağlık sorunları ön plana çıktı, hava kirliliği nedeni ile solunum yolu hastalıklarının ve kanser vakalarının çok fazla olduğu, çok sayıda insanın bu nedenle öldüğü dile getirildi. Bizlere kanserden kaybettikleri komşularının, akrabalarının isimlerini saydılar.
Yatağan ve Milas bölgesinde köyleri kömür ocakları tarafından yok edildiği için başka yerlere göçmek zorunda kalan insanlarla karşılaştık. Bir zamanlar kendi topraklarında tarım ve hayvancılıkla geçinebilirken şimdi taşınmak zorunda kaldıkları ilçelerde geçim sıkıntısı çekiyorlardı ve kendilerini bir sığıntı gibi hissediyorlardı. Hiç alışık olmadıkları apartman hayatına mahkum edilmişlerdi. Bir kısmı termik santrallerde ya da kömür ocaklarında çalışıyordu ve eski yaşamlarını arıyorlardı.
Adaleti konuştuğumuzda ise hukukun işletilebileceği konusunda büyük bir umutsuzluk hakimdi; ülkede mahkemelerin bağımsız olmadığını, adil kararlar verilmediğini, mahkeme adil karar verse de keyfi olarak uygulanmadığını dile getirdiler. Görüştüğümüz insanların büyük çoğunluğu termik santrallerin kapatılmasını, bu zulmün bitmesini istediğini ifade etti ve mücadelemize destek verdi.
Termik santraller yüzünden Bodrumlular susuz kaldı
Kervan sırasında önemli bir gelişme oldu, Bodrum'a su sağlayan Geyik Barajı'nın kapatıldığı haberi geldi, barajda su bittiği için artık Bodrum Yarımadasına su verilemiyordu. Zira, suyun önemli bölümü Yeniköy termik santralinin türbinlerine soğutma suyu olarak tahsis edilmişti. Yeniköy termik santrali bedavadan aldığı 14 milyon ton içilecek kalitedeki suyu bir yılda tek başına tüketiyor! 1996 yılında mahkeme kararı uygulanarak bu termik santral kapatılmış olsa, barajın suyu rahatlıkla bölgede yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılamaya yeterdi.
Suyun tahsisinde de aslında başka bir adaletsizlik söz konusu idi ve Kervanın Bodrum durağında düzenlenen basın açıklamasına katılan Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras da bunu dile getirdi. Su Tahsisi Yönetmeliği'ne göre su kaynaklarının öncelikle insanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere verilmesi gerekirken dördüncü sırada gelen enerji ve endüstriyel üretim ihtiyaçları için veriliyordu. Bölgede şimdi bir de 'Su Hakkı' mücadelesi başlamak üzere ve bu mücadelenin termik santrallerin kapatılması mücadelesi ile buluşacağı çok açık.
Santraller ve kömür ocakları kapatılırsa işçilerin durumu ne olacak?
Kervan yol alırken karşılaştığımız sorulardan birisi de bu idi. Sık sık şunu dile getirdik; bizler termik santraller ve onlara kömür sağlamak üzere işletilen maden sahaları kapatıldığında oralarda çalışan işçiler için sağlıklı koşullarda çalışabilecekleri yeni iş imkanları oluşturulması gerektiğini, bunun mümkün olduğunu ve bunu talep ettiğimizi dile getirdik. Çünkü biliyoruz ki, bu işletmeler en çok orada çalışan emekçileri hasta ediyor, öldürüyor. Bu işletmelere 'kapasite teşviki' adı altında çok büyük mali kaynaklar her yıl devletin bütçesinden aktarılıyor. Diğer mali destekleri de göz önüne alınca, bu kaynaklar adil bir şekilde dağıtıldığında o işçiler için doğanın tahrip edilmediği, tarım ve turizm alanlarında sağlıklı koşullarda yeni iş imkanları oluşturulabilir. Bir 'adil geçiş' süreci işletilerek bu yapılabilir. Zaten Paris İklim Anlaşması gereği bunun yapılması gerekiyor, yalnızca Muğla'daki santraller değil tüm santrallerin aynı şekilde kapatılması için adil geçiş planlarının yapılması gerekiyor.
Santraller kapatılırsa elektriksiz kalır mıyız?
Sıkça karşılaştığımız sorulardan birisi de bu idi. Hayır, elektriksiz kalmayız. Çünkü bu santrallerin ürettiği elektriğin toplamı ülkede üretilen elektriğin yalnızca %3,3'ü. Bu arada ülkede kurulu elektrik üretim kapasitesi üretilen elektriğin iki katı! Yani yalnızca Muğla'dakiler değil ülkedeki tüm kömürlü termik santraller kapatılsa ülkenin elektrik ihtiyacı yine de karşılanabilir. Santrallerin işletmecileri ne yazık ki sık sık bu aldatmacaya başvuruyorlar. Bölge halkı hiç bir şekilde o ölüm saçan santrallerin çalışmasına mahkûm değil. Onların ürettiği elektrik insan yaşamından değerli olabilir mi?
Kararın uygulanmaması Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği gündeminde
Türkiye Mahkemelerinin verdiği kapatma kararı uygulanmadığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuruldu ve AIHM 2005 yılında kapatma kararının haklı olduğuna karar verdi. AIHM aynı zamanda Türkiye hükümetini davayı açanlara tazminat ödemeye ve kapatmaya dair mahkeme kararlarını uygulamaya mahkum etti. Ancak, Türkiye mahkemelerinin kapatma kararlarına ve AIHM kararına rağmen santraller çalışmaya devam ediyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin tarafı olarak Türkiye'nin AİHM kararını tanımaması, uluslararası sözleşmenin tanınmaması anlamına geliyor.
Muğla Adalet Kervanını başlatmadan bir kaç gün önce kampanyayı yürüten örgütler olarak uluslararası hukukun çiğnenmesi nedeni ile AP İnsan Hakları Komisyonu, AP Hukuk İşleri Komisyonu ve Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi'ne birer mektup ve santrallerin neden olduğu yıkımlarla ilgili kapsamlı bir rapor gönderdik. Onlardan uluslararası hukuka uyulması ve mahkeme kararının uygulanması için girişimde bulunmalarını istedik. AP İnsan Hakları Komisyonu ve AB Bakanlar Konseyi yanıt vererek konuyu Türkiye ile ilgili yapılacak çalışmalarda gündemlerine aldıklarını bildirdiler.
Mahkeme kararının uygulanması ve santrallerin kapatılması için ulusal ve uluslararası düzeyde girişimlerimize devam edeceğiz.
Kervanın son günü Yeniköy Termik Santrali önünde basın açıklaması