Tüketici Kanunları Değiştirilsin!

849

Hadi 1000 imzaya ulaşalım!
1.000’den fazla imzası olan kampanyalar, başarıya 5 kat daha yakın!

Kampanya metni

Türkiye’de Tüketici Hakları Güçlendirilsin! Ayıplı Araç Mağduriyetlerine Son, Ağır Yaptırımlar ve Hızlı Adalet İstiyoruz!

Yüksek vergiler ödeyerek satın aldığımız otomobillerde yaşadığımız arızalar karşısında yalnız bırakılmayalım. Markalar, üreticiler, ithalatçılar, distribütörler, bayiler ve servisler denetlensin; tüketiciyi mağdur edenlere caydırıcı cezalar verilsin. Yargı süreçleri hızlandırılsın, tüketicinin zararları karşılan­sın ve garanti kapsamındaki onarımlarda ikame araç zorunlu olsun.

Neden bu kampanyayı başlatıyorum?

Türkiye’de otomobil satın almak, birçok tüketici için hayatının en büyük maddi kararlarından biridir. Otomobiller üzerindeki ÖTV ve KDV gibi vergiler nedeniyle tüketiciler, araç sahibi olabilmek için çok yüksek bedeller ödemek zorunda kalmaktadır.

Buna rağmen milyonlarca lira ödeyerek satın aldığımız araçlarda ciddi arızalarla karşılaştığımızda, bu sorunların giderilmesi ve yasal haklarımızı kullanabilmemiz her zaman kolay olmamaktadır.

Bir araç satın aldığımızda yalnızca bir otomobil değil; güvenilirlik, güvenlik, ulaşım özgürlüğü ve üreticinin vaat ettiği özelliklerden yararlanabilme beklentisi de satın alıyoruz. Ancak aracımız tekrarlayan arızalar verdiğinde, yetkili servislerde sonuç alamadığımızda veya haklarımızı aramak için uzun yıllar sürebilecek hukuki süreçlere girmek zorunda kaldığımızda, tüketici olarak ciddi bir mağduriyet yaşıyoruz.

Ben de bu sorunu bizzat yaşayan tüketicilerden biriyim.

2 Eylül 2025 tarihinde Borusan Otomotiv’in yetkili satıcısı olan Kosifler Oto Bostancı’dan satın aldığım BMW i5 eDrive40 aracımda, 6 Aralık 2025 itibarıyla çeşitli sorunlarla karşılaşmaya başladım. Süreç boyunca anahtar algılama, şarj sistemi, alarm ve uzaktan erişim, elektronik donanımlar, ekran ve bağlantı özellikleri gibi farklı alanlarda sorunlar yaşadım.

Bununla birlikte, şerit takip ve şeritte tutma sistemi, otomatik park ve sürüş destek fonksiyonları, acil frenleme ve yan çarpışma uyarıları gibi güvenlikle ilişkili sistemlerle ilgili sorunlar da yaşadım. Lastik basıncı izleme sistemiyle ilgili sorunlar da bu süreçte gündeme geldi.

Bu sistemlerin her birindeki sorunun teknik niteliği ve güvenlik üzerindeki etkisi ayrı ayrı incelenmelidir. Ancak sürüş güvenliğini etkileyebilecek arızaların, aracın temel kullanımını engelleyen sorunların ve satın alınırken vaat edilen özelliklerin kullanılamaz hâle gelmesinin sıradan bir servis şikâyeti olarak görülmemesi gerektiğine inanıyorum.

Bu süreçte yaşadığım sorunlar nedeniyle resmi başvuru ve hukuki yollara da başvurdum.

Ancak mesele yalnızca benim aracım veya bir otomobil markası değildir.

Asıl mesele, Türkiye’de tüketicinin ödediği yüksek bedelin karşılığında sahip olması gereken haklara gerçekten ulaşabilmesi ve şirketlerin sorumluluklarını yerine getirmediği durumlarda etkili sonuçlarla karşılaşmasıdır.

Bir tüketici neden satın aldığı ürünün kusurlarını defalarca ispatlamak zorunda kalsın? Neden bir şirketin teknik ve hukuki kaynakları karşısında yıllarca mücadele etmek zorunda bırakılsın? Neden tüketici, hakkını aramanın maliyeti ve süresi nedeniyle haklı olduğu bir talebinden vazgeçmek zorunda kalsın?

Bu soruların yanıtı, yalnızca bireysel uyuşmazlıkların çözümünde değil, tüketici hukukunun ve denetim sisteminin güçlendirilmesinde yatmaktadır.

Bu nedenle Türkiye’de tüketiciyi gerçekten koruyan, şirketlerin sorumluluklarını yerine getirmesini sağlayan ve ağır ihlalleri ekonomik açıdan caydırıcı hâle getiren bir yasal düzenleme yapılmasını talep ediyorum.

1. Yüksek vergiler ödüyoruz; karşılığında etkili tüketici koruması istiyoruz

Türkiye’de otomobil satın alan tüketiciler, araçların nihai fiyatı içerisinde önemli bir vergi yüküyle karşılaşmaktadır. Özellikle ÖTV ve KDV, otomobilin tüketiciye ulaşan fiyatını önemli ölçüde etkileyebilmektedir.

Bu kadar yüksek bedeller ödeyen tüketicilerin, satın aldıkları ürünün ayıplı çıkması hâlinde haklarına hızlı ve etkili biçimde ulaşabilmesi gerekir.

Vergi ödemek, tüketicinin karşılaştığı her sorunun devlet tarafından otomatik olarak çözüleceği anlamına gelmez. Ancak tüketicinin kanuni haklarını kullanabilmesi, denetim mekanizmalarının işlemesi ve hukuki uyuşmazlıkların makul sürede sonuçlandırılması güçlü bir hukuk düzeninin temel gereklilikleridir.

Talebimiz, yüksek bedeller ödeyen tüketicilerin ayıplı ürünler karşısında etkili hukuki korumaya sahip olmasıdır.

2. Tüketici kanunlarındaki boşluklar giderilsin, şirketler sorumluluktan kaçamasın

Türkiye’de tüketicilere ayıplı mallar karşısında çeşitli seçimlik haklar tanınmaktadır. Ancak bu hakların fiilen kullanılabilmesi ve uyuşmazlıkların etkili biçimde sonuçlandırılması da en az hakların kanunda yazılı olması kadar önemlidir.

Özellikle karmaşık elektronik sistemlere ve yazılımlara sahip modern araçlarda, arızanın tespiti, tekrarlayan sorunların değerlendirilmesi ve sorumluluğun belirlenmesi tüketici açısından güç olabilir.

Üretici, ithalatçı, distribütör, satıcı ve yetkili servis arasındaki sorumluluk tartışmalarının tüketiciyi sonuç alamadığı bir sürecin içinde bırakmasının önüne geçilmelidir.

Tüketici, şirketlerin kendi aralarındaki sözleşmeleri, teknik sorumlulukları veya ticari ilişkileri nedeniyle mağdur edilmemelidir.

Bu nedenle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun başta olmak üzere ilgili mevzuat gözden geçirilmeli; tekrarlayan arızalar, yazılım ve elektronik sistem kusurları, uzun onarım süreleri ve tüketicinin haklarını kullanmasını zorlaştıran uygulamalar için daha açık ve etkili kurallar getirilmelidir.

Tüketicinin hakkı yalnızca kâğıt üzerinde kalmamalı; uygulanabilir ve sonuç alınabilir bir güvence olmalıdır.

3. Bir marka veya yetkili kuruluş hakkında çok sayıda benzer şikâyet varsa otomatik denetim başlatılsın

Bir marka, üretici, ithalatçı, distribütör, bayi veya yetkili servis hakkında farklı tüketicilerden çok sayıda benzer şikâyet gelmesi, sistematik bir sorunun göstergesi olabilir.

Buna rağmen tüketicilerin her birinin ayrı ayrı mücadele etmesini bekleyen bir sistem yerine, benzer şikâyetleri bir araya getirerek ortak sorunları tespit eden bir denetim mekanizması kurulmalıdır.

Talebimiz, belirlenen ölçütleri karşılayan çoklu şikâyetlerde ilgili kuruluş hakkında resen denetim ve inceleme sürecinin başlatılmasını sağlayacak açık bir yasal düzenlemedir.

Bu düzenleme kapsamında:

Aynı marka, model, yazılım, parça veya servis uygulaması hakkında belirli sayıda benzer şikâyet oluştuğunda, şikâyetlerin niteliğine göre resen inceleme başlatılmalıdır.
Şikâyetlerin sayısının yanı sıra güvenlik riski, tekrar sıklığı, tüketiciye verilen zarar ve iddiaların ciddiyeti dikkate alınmalıdır.
Aynı arızanın farklı tüketicilerde tekrarlanması hâlinde, yalnızca bireysel araçlar değil, sorunun ortak kaynağı da araştırılmalıdır.
Güvenlik riski veya kasıtlı kusur gizleme şüphesi bulunan olaylara öncelik verilmelidir.
İhlaller doğrulandığında, ilgili kuruluşun sorumluluğuna ve ihlalin ağırlığına uygun caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
Tekrarlayan şikâyetler ve denetim sonuçları, kişisel veriler ve hukuken korunması gereken ticari sırlar gözetilerek kamuoyuna açıklanmalıdır.
Denetim, yalnızca şikâyet üzerine harekete geçmekle sınırlı kalmamalı; risk temelli ve düzenli biçimde yürütülmelidir.

Bir şirketin aynı sorunu çok sayıda tüketicide tekrar etmesine rağmen yalnızca bireysel dosyalarla karşılaşması, sistematik sorunun giderilmesini sağlamayabilir.

Birden fazla tüketici benzer mağduriyetler yaşıyorsa, kamu otoritesi bu şikâyetleri birlikte değerlendirmeli ve gerekli durumlarda şirketin uygulamalarını kapsamlı biçimde denetlemelidir.

4. Can güvenliğini etkileyen araç arızaları için acil müdahale mekanizması kurulsun

Modern otomobillerde şerit takip, şeritte tutma, otomatik acil frenleme, çarpışma uyarıları ve lastik basıncı izleme gibi sistemler, kullanım amaçlarına ve teknik özelliklerine bağlı olarak sürüş güvenliğinde önemli rol oynayabilir.

Bu sistemlerde meydana gelen ciddi arızalar, sıradan konfor veya multimedya sorunlarıyla aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

Kendi aracımda yaşadığım sorunlar arasında şerit takip ve şeritte tutma sistemiyle ilgili problemler, otomatik park fonksiyonuna ilişkin sorunlar, acil frenleme ve yan çarpışma uyarıları gibi sürüş destek sistemleriyle ilgili sorunlar bulunmaktadır. Lastik basıncı izleme sistemiyle ilgili sorunlar da yaşadım.

Ayrıca anahtar algılama, şarj sistemi ve çeşitli elektronik işlevlerdeki sorunlar, aracın bazı fonksiyonlarının güvenilir şekilde kullanılmasını veya temel kullanımını etkileyebilecek nitelikteydi.

Bu tür sorunlarda tüketicinin, aracın güvenli olup olmadığını anlayabilmek için aylarca servis süreçleri arasında beklemek zorunda kalmaması gerekir.

Bu nedenle:

Can güvenliğini etkileyebilecek ciddi arızalar için öncelikli teknik inceleme ve giderim prosedürü oluşturulmalıdır.
Şerit takip, şeritte tutma, otomatik acil frenleme ve çarpışma uyarısı gibi sistemlerdeki ciddi kusurlar özel risk değerlendirmesine tabi tutulmalıdır.
Lastik basıncı izleme sisteminin basınç kaybını algılamaması veya yanlış bilgi vermesi gibi sorunlar, teknik etkileri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Aracın güvenli biçimde kullanılmasını engelleyen durumlarda, gerekli teknik değerlendirme ve güvenlik tedbirleri gecikmeksizin uygulanmalıdır.
Aynı güvenlik sorununun birden fazla araçta görülmesi hâlinde, model, donanım, parça veya yazılım düzeyinde inceleme yapılmalı; gerekli durumlarda geri çağırma ve diğer ürün güvenliği tedbirleri değerlendirilmelidir.
Güvenlik riski oluşturan doğrulanmış kusurların giderilmemesi veya bilinen ciddi risklerin gizlenmesi durumunda ağırlaştırılmış yaptırımlar uygulanmalıdır.
Can güvenliğini etkileyebilecek arızalar, tüketicinin uzun bir dava veya servis sürecini tamamlaması beklendikten sonra değil, riskin niteliğine uygun bir aciliyetle ele alınmalıdır.

5. Aracın temel kullanımını engelleyen arızalar ve çalışmayan vaat edilmiş özellikler etkili biçimde giderilsin

Bir araçta yalnızca motor veya mekanik parçalar değil; yazılım, elektronik kontrol üniteleri, şarj sistemleri, bağlantı özellikleri ve sürüş destek fonksiyonları da ürünün önemli bileşenleridir.

Tüketicinin satın aldığı araçta bulunan ve sözleşme, donanım veya üretici beyanları kapsamında vaat edilen özelliklerin çalışmaması da sorunun niteliğine göre ayıplı mal değerlendirmesi gerektirebilir.

Bir aracın anahtarını algılamaması, şarj fonksiyonunun çalışmaması, önemli elektronik işlevlerin devre dışı kalması veya temel kullanımın engellenmesi, tüketicinin araçtan beklediği faydayı elde etmesini ciddi biçimde etkileyebilir.

Bu nedenle yazılım ve elektronik sistemler mevzuatta açık biçimde ele alınmalı; arızaların tekrarlanması, giderilememesi ve aracın kullanımına etkisi değerlendirilirken yalnızca fiziksel parçalar esas alınmamalıdır.

Tüketicinin satın aldığı üründe vaat edilen özelliklerin çalışmaması hâlinde, sorunun ağırlığına uygun onarım, değişim, bedel indirimi veya sözleşmeden dönme gibi mevcut hakların etkin biçimde kullanılabilmesi sağlanmalıdır.

Araçtaki teknolojik sistemlerin karmaşık olması, tüketicinin haklarının belirsizleşmesine veya etkisizleşmesine gerekçe oluşturmamalıdır.

6. Garanti kapsamında serviste kalan araçlar için ücretsiz ikame araç zorunlu olsun

Otomobil, birçok insan için günlük yaşamın, işin ve temel ulaşım ihtiyaçlarının bir parçasıdır. Araç garanti kapsamında onarım için servise bırakıldığında, tüketicinin ulaşım ihtiyacı ortadan kalkmaz.

Özellikle onarımın uzaması, arızanın tekrar etmesi veya teknik incelemenin uzun sürmesi hâlinde tüketici hem aracını kullanamaz hem de alternatif ulaşım masraflarıyla karşı karşıya kalabilir.

Bu nedenle garanti kapsamındaki arızalar nedeniyle araç serviste kaldığında, kanunda açıkça düzenlenmiş, uygulanabilir ve denetlenebilir bir ücretsiz ikame araç yükümlülüğü getirilmesini talep ediyoruz.

Önerdiğimiz düzenleme şu esasları içermelidir:

Garanti kapsamındaki onarım nedeniyle araç kullanılamadığında, belirlenen koşullar altında tüketiciye ücretsiz ikame araç sağlanması zorunlu olmalıdır.
Bu hak yalnızca motor ve mekanik arızalarla sınırlandırılmamalı; aracın temel kullanımını engelleyen yazılım, elektronik, şarj ve güvenlikle ilişkili arızaları da kapsamalıdır.
Güvenli kullanım konusunda ciddi şüphe bulunan durumlarda, teknik değerlendirme doğrultusunda ikame araç desteği öncelikli sağlanmalıdır.
İkame araç için tüketiciden zorunlu olmayan paket, hizmet veya ek kullanım bedelleri talep edilmemelidir.
Uygun ikame aracın sağlanamaması hâlinde, kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde makul ve belgelenebilir alternatif ulaşım giderleri karşılanmalıdır.
İkame araç desteğinin süresi, onarımın gerçek süresi ve gecikmenin nedenleri dikkate alınarak belirlenmelidir.
Satıcı, üretici, ithalatçı, distribütör ve servis arasındaki sorumluluk paylaşımı, tüketicinin hakkını kullanmasını engellemeyecek şekilde düzenlenmelidir.
Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi hâlinde tüketicinin başvurabileceği etkili bir şikâyet ve yaptırım mekanizması da kurulmalıdır.

Tüketici, garanti kapsamındaki bir arıza nedeniyle aracından mahrum kaldığında, bir de ulaşım ihtiyacını kendi imkânlarıyla karşılamak zorunda bırakılmamalıdır.

7. Yıllarca süren dava süreçlerine ve kötü niyetli geciktirme girişimlerine son verilsin

Tüketicinin hakkını aramak için dava açması, çoğu zaman mücadelenin sonu değil, yeni bir sürecin başlangıcıdır.

Bilirkişi incelemeleri, ek raporlar, itirazlar, duruşmalar ve kanun yolu süreçleri uzadıkça tüketicinin ekonomik kaybı da büyüyebilir. Özellikle yüksek bedelli araç uyuşmazlıklarında tüketici, hem aracından beklediği faydayı elde edemeyebilir hem de uzun süre boyunca ek maliyetlere katlanabilir.

Adaletin gecikmesi, tüketicinin haklı olduğu bir durumda bile hakkını elde etmesini zorlaştırabilir.

Bu nedenle:

Tüketici uyuşmazlıklarında daha hızlı ve etkin yargılama mekanizmaları oluşturulmalıdır.
Teknik konularda uzmanlaşmış bilirkişi havuzları ve denetlenebilir inceleme standartları geliştirilmelidir.
Bilirkişi raporlarının hazırlanması ve değerlendirilmesi için uygulanabilir süreler belirlenmelidir.
Gerekçesiz veya aynı konuyu tekrar eden ek rapor talepleri etkin biçimde yönetilmelidir.
İstinaf ve diğer kanun yolu başvurularının sırf süreci uzatmak amacıyla kullanılmasını önleyecek tedbirler geliştirilmelidir.
Kötü niyetli usul davranışlarının tespit edilmesi hâlinde, yürürlükteki hukuk ve adil yargılanma ilkeleriyle uyumlu sonuçlar doğurması sağlanmalıdır.
Uzun yargılama nedeniyle büyüyen ve kanunen karşılanabilir nitelikteki zararların değerlendirilmesi güvence altına alınmalıdır.
Elbette tarafların hatalı bilirkişi raporlarına itiraz etme ve mahkeme kararlarına karşı kanun yollarına başvurma hakları korunmalıdır. Ancak bu hakların kötüye kullanılması, tüketicinin yıllarca bekletilmesinin aracı hâline gelmemelidir.

Tüketici adalet ararken ekonomik gücüyle ölçülen bir dayanıklılık sınavına girmek zorunda kalmamalıdır.

8. Bilinçli ve sistematik mağduriyetlerde caydırıcı ek tazminat düzenlemesi getirilsin

Bir şirketin istemeden yaptığı bir hatayla, bildiği ciddi bir kusuru gizlemesi veya aynı ihlali sistematik biçimde sürdürmesi aynı ağırlıkta değerlendirilmemelidir.

Eğer bir üretici, ithalatçı, distribütör veya satıcı ciddi bir kusurdan haberdar olduğu hâlde gerekli önlemleri almıyor, tüketiciye gerçeğe aykırı bilgi veriyor, kusuru gizliyor veya sorumluluğunu bilerek yerine getirmiyorsa, yalnızca doğrudan zararı karşılaması her durumda yeterli caydırıcılığı sağlamayabilir.

Bu nedenle karşılaştırmalı hukuk örnekleri incelenerek Türkiye’de ağır, kasıtlı ve sistematik tüketici ihlallerine yönelik kanuni dayanağı açık, ölçülü ve caydırıcı bir ek tazminat mekanizması oluşturulmasını talep ediyoruz.

Bu mekanizma değerlendirilirken:

İhlalin kasıtlı olup olmadığı,
Aynı davranışın daha önce tekrarlanıp tekrarlanmadığı,
Şirketin kusuru veya güvenlik riskini bilip bilmediği,
Kusurun tüketiciden gizlenip gizlenmediği,
Tüketiciye verilen zarar,
Şirketin ihlalden elde ettiği ekonomik avantaj,
Şirketin sorunu gidermek için zamanında ve etkili önlem alıp almadığı
dikkate alınmalıdır.

Ağır ve kasıtlı ihlallerde, tüketicinin kanunen karşılanabilir zararlarının giderilmesine ek olarak, ihlali ekonomik açıdan caydıracak yaptırımlar uygulanabilmelidir.

Amaç her uyuşmazlıkta otomatik olarak yüksek tazminat verilmesi değil; bilinçli ve tekrarlanan ihlallerin şirketler açısından avantajlı bir ticari tercih hâline gelmesini önlemektir.

Bir şirketin tüketicinin hakkını ihlal ederek ekonomik avantaj elde etmesi, ihlalin sonuçlarına katlanmaktan daha kârlı olmamalıdır.

9. Kusuru gizleyen, kayıtları saklayan ve sorumluluktan kaçan şirketlere ağır yaptırımlar uygulansın

Tüketicinin karşılaştığı her teknik sorun kasıtlı bir davranış anlamına gelmez. Ancak bir kuruluşun doğrulanmış kusurları bilerek gizlemesi, teknik kayıtları saklaması, tüketiciye yanıltıcı bilgi vermesi veya yetkili makamların düzeltme kararlarına uymaması çok daha ağır bir ihlal niteliği taşımalıdır.

Bu nedenle açık kanuni ölçütlere dayanan kademeli bir yaptırım sistemi kurulmalıdır.

İhlalin niteliğine göre:

Kusurun giderilmesi, tüketicinin zararının karşılanması ve zorunlu düzeltici işlemler uygulanmalıdır.
Tekrarlanan veya ağır ihlallerde idari para cezaları artırılmalıdır.
Sistematik ihlallerde bağımsız teknik denetim, zorunlu düzeltici eylem planları ve düzenli uyum raporlaması istenmelidir.
Güvenlik riski doğuran ağır ihlallerde, kanuni şartlar oluştuğunda satışa veya faaliyete yönelik tedbirler alınmalıdır.
Kasıtlı kusur gizleme, tekrarlanan ağır ihlaller veya verilen düzeltme kararlarına uymama durumlarında, ilgili faaliyet izinlerinin ya da yetkilerinin askıya alınması ve gerekli koşullarda iptali mümkün olmalıdır.
Distribütörlük, satış veya yetkili servis yetkisinin kalıcı olarak iptali gibi ağır yaptırımlar; ihlalin ağırlığı, tekrarı ve kanuni sorumluluk çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu süreçlerde savunma hakkı ve yargısal denetim korunmalıdır.

Amaç şirketleri keyfî biçimde cezalandırmak değil, ağır ve sistematik tüketici ihlallerinin sonuçsuz kalmasını önlemektir.

Sorumluluklarını bilerek yerine getirmeyen kuruluşlar, ihlalin ağırlığıyla orantılı ve tekrarı önleyecek sonuçlarla karşılaşmalıdır.

10. Otomotiv markaları ve satış sonrası hizmetler sürekli denetlensin

Otomotiv sektörü, yüksek tüketici harcamalarının ve ürün güvenliği risklerinin bir arada bulunduğu bir alandır. Bu nedenle yalnızca bireysel şikâyetlere yanıt veren bir denetim yaklaşımı yeterli değildir.

Üreticiler, ithalatçılar, distribütörler, bayiler ve yetkili servisler bakımından düzenli ve risk temelli denetim sistemi güçlendirilmelidir.

Bu denetimlerde:

Tekrarlayan teknik arızalar,
Garanti başvuruları ve servis kayıtları,
Yazılım güncellemeleri ve çözülemeyen elektronik sorunlar,
Güvenlik sistemlerine ilişkin bildirimler,
Aynı arızadan etkilenen araç sayısı,
Tüketicilerin benzer konulardaki şikâyetleri,
Geri çağırma ve düzeltici faaliyetlerin uygulanıp uygulanmadığı
birlikte değerlendirilmelidir.

Çok sayıda tüketiciyi etkileyen sorunlarda şirketlerin yalnızca bireysel şikâyetleri ayrı ayrı sonuçlandırması yeterli kabul edilmemeli; ortak sorunun giderilip giderilmediği de denetlenmelidir.

Kamu otoriteleri, doğrulanmış ihlaller karşısında etkili yaptırımlar uygulamalı ve verilen düzeltme kararlarının yerine getirilip getirilmediğini takip etmelidir.

Denetim, tüketiciler mağdur olduktan sonra başlayan bir işlem değil, mağduriyetleri önlemeyi hedefleyen sürekli bir kamu görevi olmalıdır.

11. Mahkeme kararları tüketicinin haklarını ve gerçek zararını etkili biçimde korusun

Tüketici uyuşmazlıklarında kararlar, taraflardan birinin ekonomik büyüklüğüne veya kurumsal gücüne göre değil, delillere, yürürlükteki hukuka ve somut olayın koşullarına göre verilmelidir.

Üretici, ithalatçı, distribütör, satıcı veya yetkili servisin sorumluluğu somut olayda ortaya konulduğunda, tüketicinin kanundan doğan hakları etkili biçimde korunmalıdır.

Kararlarda yalnızca aracın onarılabilir olup olmadığı değil, arızaların tekrarlanması, onarım girişimlerinin sonuçları, aracın temel kullanımına etkisi ve tüketicinin kanunen karşılanabilir zararları da değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda:

Tüketicinin seçimlik hakları somut olayın koşullarına göre etkin biçimde değerlendirilmelidir.
Kanunen karşılanabilir gerçek zararlar ve makul, belgelenebilir alternatif ulaşım giderleri göz ardı edilmemelidir.
Sorumluluk, yalnızca şirketlerin birbirleriyle yaptığı sözleşmelere göre değil, tüketici mevzuatındaki yükümlülüklere göre belirlenmelidir.
Teknik uyuşmazlıklarda bilirkişi incelemelerinin yeterliliği ve gerekçeli kararların niteliği güçlendirilmelidir.
Yargılama sonunda tüketicinin haklı bulunan talepleri etkili biçimde yerine getirilmelidir.
Talebimiz, her davada otomatik olarak tüketici lehine karar verilmesi değildir. Talebimiz, tüketicinin haklarının şirketlerin ekonomik gücü nedeniyle etkisizleşmediği; sorumluluğun doğru belirlendiği ve kanunen hak edilen giderimin sağlandığı adil bir sistemdir.

Adalet, şirketleri peşinen suçlu ilan etmek de tüketiciyi peşinen haksız görmek de değildir. Adalet, hukukun herkese eşit uygulanması ve ihlal edilen tüketici haklarının etkili biçimde giderilmesidir.

12. Türkiye’de tüketici hukukunda kapsamlı bir reform başlatılsın

Yukarıdaki sorunların kalıcı biçimde çözülebilmesi için yalnızca tek tek şikâyetlerin sonuçlandırılması yeterli değildir. Mevcut mevzuatın, uygulamanın ve denetim mekanizmalarının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle Ticaret Bakanlığını, Türkiye Büyük Millet Meclisini, ilgili komisyonları ve yetkili kamu kurumlarını aşağıdaki düzenlemeleri değerlendirmeye çağırıyoruz:

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ayıplı mal hükümlerinin modern araçlardaki yazılım ve elektronik sistem sorunları açısından güçlendirilmesi.
Tekrarlayan arızalar ve temel kullanım kaybı için açık, öngörülebilir ve uygulanabilir ölçütler belirlenmesi.
Belirli eşiği aşan çoklu şikâyetlerde resen denetim ve inceleme mekanizması kurulması.
Güvenlik riski taşıyan arızalarda öncelikli inceleme, hızlı giderim ve gerekli ürün güvenliği tedbirlerinin uygulanması.
Garanti kapsamında serviste kalan araçlar için ücretsiz ikame araç yükümlülüğünün açık biçimde düzenlenmesi.
Kasıtlı ve sistematik ihlallerde caydırıcı ek tazminat ve ağırlaştırılmış idari yaptırım modellerinin değerlendirilmesi.
Kusur gizleme ve tekrarlanan ağır ihlallerde kademeli yaptırımların, yetki kısıtlamalarının ve gerekli durumlarda iptal mekanizmalarının açıkça düzenlenmesi.
Bilirkişi ve yargılama süreçlerinin hızlandırılması, kötü niyetli geciktirme girişimlerinin önlenmesi.
Tüketiciye ait servis ve teknik kayıtların şeffaf, erişilebilir ve denetlenebilir hâle getirilmesi.
Tüketici uyuşmazlıklarında kararların etkili biçimde uygulanmasının ve kanunen karşılanabilir zararların giderilmesinin güvence altına alınması.
Bu reform sürecinde tüketici örgütleri, hukukçular, bağımsız teknik uzmanlar, otomotiv sektörü temsilcileri ve mağduriyet yaşamış tüketiciler bir araya gelerek uygulanabilir düzenlemeler geliştirmelidir.

Son söz: Tüketici yalnız bırakılmasın!

Bir insan yıllarca çalışarak bir otomobil satın alabilir. Vergisini öder, sözleşmesini yapar ve bedelini eksiksiz öder. Karşılığında güvenilir, güvenli ve vaat edilen özellikleri çalışır durumda olan bir ürün bekler.

Ancak aracı ciddi ve tekrarlayan arızalar verdiğinde, servis süreçleri sonuçsuz kaldığında veya hakkını aramak için yıllarca mücadele etmek zorunda kaldığında, bütün yükün tüketicinin omuzlarına bırakılması kabul edilemez.

Tüketicinin bir şirketin teknik kayıtlarına, uzmanlarına veya hukuk ekibine erişimi olmayabilir. Uzun bir dava sürecini finanse edecek imkânı da bulunmayabilir. Bu nedenle tüketici haklarını koruyan bir sistem, hakkını aramaktan vazgeçenleri değil, ihlalleri önleyen ve mağduriyetleri etkili biçimde gideren bir yapıyı esas almalıdır.

Bir marka veya yetkili kuruluş hakkında çok sayıda benzer şikâyet oluştuğunda kamu otoritesi harekete geçmelidir. Can güvenliğini etkileyen arızalar öncelikli biçimde incelenmelidir. Garanti kapsamındaki onarımlarda tüketici ulaşım imkânından mahrum bırakılmamalıdır. Kasıtlı ve sistematik ihlaller caydırıcı sonuçlar doğurmalıdır. Yargı süreçleri makul sürede sonuçlanmalı ve tüketicinin kanunen hak ettiği zararlar karşılanmalıdır.

Bu kampanya herhangi bir markayı peşinen suçlu ilan etmek için değil, Türkiye’de tüketicinin hakkını arayabildiği, şirketlerin sorumluluklarını yerine getirdiği ve ihlallerin sonuçsuz kalmadığı bir hukuk düzeni kurulması için başlatılmıştır.

İmza verin, paylaşın ve tüketici haklarının güçlendirilmesi için sesimize ses katın.

Taleplerimiz nettir: Güçlü tüketici yasaları, çoklu şikâyetlerde etkin denetim, güvenlik arızalarında hızlı müdahale, zorunlu ikame araç, caydırıcı yaptırımlar ve hızlı adalet.

Tüketicinin hakkı ayrıcalık değil, güvencedir.

avatar of the starter
Pars Berkay CoşkunKampanyayı Başlatan KişiSüreç ile ilgili detaylı bilgi için Youtube: Pars Berkay Coşkun

İmzacılar Ne Diyor?

Kampanya Güncellemeleri