

Dünya olarak yaşadığımız bu büyük krizde bu kararın verilmiş olması yaptığımız eylemlerin ve çalışmaların harika sonuçlarından biri fakat tabii ki de yeterli değil. Belirlenen insan haklarının oylanıp kabul edilmesinin önemi kadar sürdürülmesinin ve tüm dünyada dayanışmayla var olması da bizim için çok önemli. Birleşmiş Milletler’in haklar konusundaki denetimliliğinin, adaletli bakışının gelişmesi ve artması da bizim gençler olarak beklentilerimizden biri.
Sağlıklı çevre kesinlikle bir hak. Ekip olarak şunu söyleyebiliriz ki eğer karar vericiler bireylerin yaşamlarının kalitesini artıracak ve sağlıklı çevreye olan erişimini geliştirecek faaliyetler dışında eylemler gerçekleştiriyorsa burada şeffaflıklarıyla ilgili kesinlikle bir sorun vardır ve insan haklarına ters düşüyorlardır.
BM’nin insan hakkı olarak belirlediği sağlıklı çevrenin etmenlerinden birisi de hava. Biliyoruz ki bizim yerelimizde de dünyanın birçok yerinde şu an hava kirliliği yaşanan büyük sorunlardan birisi. Oysaki bu kriz çözümleri olan bir kriz. Yıllardır karar vericiler bu alanda çalışma yapacaklarına söz vermelerine rağmen bu alanda yapılmış gerçekçi bir adım göremiyoruz. Türkiye’de bir yılda hava kirliliğinden ölen kişilerin sayısı trafik kazalarında hayatını kaybedenlerden yaklaşık 6 kat fazla. Sebep olduğu hastalıklardan, sosyoekonomik belirsizliklerden anlıyoruz ki sağlıklı çevrenin içerisinde olan temiz hava da bir hak. Türkiye’nin oylamada verdiği ‘evet’ sadece sözde kalmamalı. Bu yüzden sağlıklı çevre için kampanyalarımızı duyup adım atmalı.
Biz Bursalı gençler olarak da kendi yerelimizde bu hakkımızı savunmaya devam edeceğiz. Siz de kampanyayı imzalayarak veya paylaşarak destek olabilirsiniz: change.org/BursayaNefesOl
Bursa'ya Temiz Hava Ekibini Temsilen Pınar Vatansever