News alertRefik Saydam Hıfzıssıha Enstitüsü açılsın​.​ Aşı üretimimizi biz yapalım.Uğur Dündar, imzaladığın kampanyayla ilgili bir yazı yazdı.
The Change.org Team
Apr 24, 2020

Merhaba, imza attığınız, gazeteci-yazar Süheyla Taşçıer tarafından başlatılan "Refik Saydam Hıfzıssıha Enstitüsü açılsın​.​ Aşı üretimimizi biz yapalım" kampanyasının konusuyla ilgili bu yazıyı okumak ve paylaşmak isteyebileceğinizi düşündük. 

Gazeteci Uğur Dündar'ın yazdığı yazıyı aşağıda paylaşıyoruz: 

Refik Saydam kapatılmamış olsaydı, Türkiye koronavirüs aşısını bulabilir miydi?
“Sayın Uğur Dündar,

Yıllar önce sizinle, ben Ankara Dr. Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Enstitüsü Başkanı iken, halkımızın sağlığını koruma amaçlı bir televizyon programı yapmıştık. Zira o yıllarda, içtiğimiz sudan, yediğimiz ekmeğe kadar tüm gıda maddelerimizle, sağlık amaçlı kullanılan biyolojik ürünlerin laboratuvar analizleri, bu müessesede yapılırdı.

İşte o yıllarda sizin usta gazeteciliğiniz sayesinde, sofralarımıza kadar gelen bazı salam, sucuk, sosis gibi et mamullerinin tek tırnaklı (at – eşek) hayvanların etlerinden üretildiğini tespit ederek halkımıza duyurmuş, entegre tesisler kurulmasının gereğini ortaya koymuştuk.

★★★

Program yurt çapında büyük yankı uyandırmış ve ses getirmişti. Bizlere tebrik ve teşekkür mesajları ileten halkımız, sağlıksız gıda üretenlere de büyük tepki göstermişti. Çünkü o zamana kadar bu firmaların basın yayın yoluyla halka duyurulması yasal olarak mümkün değildi. Girişimlerimizle Sağlık Bakanlığı'nın da desteğini alarak kısa sürede Ticaret Kanunu'nda yapılan değişiklikle, sağlıksız gıda üreten firmalar halka duyurulmaya başlandı ve yasal işlemler uygulandı.

★★★

Bu olay Hıfzıssıhha Enstitüsü'nün toplum sağlığını korumadaki görevlerinden sadece biri olup; ana konu, Dr. Refik Saydam'ın kendi adını taşıyan bu müessesenin koruyucu sağlık hizmetlerinde yapılması gerekenleri gerçekleştirmesidir. İşte bu amaçla, o büyük insanın kurmuş olduğu bu müessese, ilk yıllarında tifüs, kolera,
tetanos hatta kuduz ve grip aşıları ile yılan, akrep serumları ve daha birçok serum çeşitlerinin üretimini sağlayarak, ülke ihtiyacını karşıladığı gibi, bir kısmını da yurt dışında ihtiyacı olan ülkelere ihraç etmiştir.

★★★

Bu çok önemli müessesede başkanlık yaptığım yıllarda, bugün hâlâ ithal edilen tüm aşıların ülkemizde üretilmesi konusunda oldukça ciddi ve kapsamlı bir rapor hazırlamıştım. Bunlar arasında polio (çocuk felci), kızamık, hepatit aşıları olmak üzere, birtakım biyolojik ürünlerin bünyemizde yapılması da yer almaktaydı.

Dünya Sağlık Örgütü ile temas kurarak Dr. Perkins başkanlığındaki bilim insanlarından oluşan bir heyetin müessesemize gelmesi sağlandı ve günlerce bizim uzmanlarımızla birlikte çalışılarak yerli aşı üretimi konusunda gerekli bina, ortam, yöntemler ve cihazlarla deney hayvanları için uygun koşullar hazırlandı.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin bu konudaki olumlu görüşleri de alındı. Enstitümüzde görev yapan uzmanlarımız Kopenhag'daki Dünya Sağlık Örgütü'nde üç ay kadar eğitim gördüler ve üretim konusunda her şey hazır halde geldi.

Sağlık Bakanlığı aracılığı ile konu Resmi Gazete'de yayımlandı. Ama daha sonra yerli üretimin çok da fizibıl (uygun) olmayacağı düşünülerek, aşı üretim projesi hayata geçirilmedi. Eğer bu aşıların üretimine başlanmış olsaydı, bilimselliğimiz kanıtlanacak ve ithalat için ödenen dövizler ülkemizde kalacaktı.

★★★

Dr. Refik Saydam'ın kurduğu bu müessesede çalışan kendi konularında uzmanlaşmış bilim insanları her türlü bilimsel yeterliliğe sahiptiler. Nitekim o yıllarda Rusya'dan ithal ettiğimiz kızamık aşısının etkinliğini kaybettiğini, viroloji laboratuvarlarımızda çalışan değerli uzmanların tespit etmesi üzerine, aşıların iptalini sağlamıştık. Akabinde Rus Sağlık Bakan Yardımcısı, beraberindeki bilim insanlarıyla birlikte ülkemize geldiler ve onlar da bizim laboratuvarlarımızda aşılarla ilgili testler yaptılar. Sonuçta haklı olduğumuzu ifade ettiler ve bu aşıların yerine, yeni üretilen aşılardan tedarik olundu.

★★★

Eğer Dr. Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Enstitüsü'nün bu önemi yeterince takdir görebilseydi, burada çalışan bilim insanlarının da bu örnekteki gibi, birçok aşıyı, hatta günün konusu olan koronavirüs aşısını da gerçekleştirilmeleri sürpriz olmayabilirdi. Bugün böylesine yararlı ve stratejik bir müessesenin kapanmış olması, herkes gibi beni de üzmektedir…”

★★★

Sevgili okurlarım yukarıdaki satırlar, geçmişte (1982-83) Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü'nün Başkanlığını yapmış, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı, değerli bilim insanı Prof. Dr. Sedat Arıtürk'e ait.

Ne diyor Prof. Arıtürk?

“Eğer bu aşıların üretimi yapılabilseydi, ithalat olmayacak ve dövizlerimiz yurt dışına gitmeyecekti!..”

Daha ne desin Allah aşkına?

Yazının linki: https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/ugur-dundar/refik-saydam-kapatilmamis-olsaydi-turkiye-koronavirus-asisini-bulabilir-miydi-5770352/ 

Copy link
WhatsApp
Facebook
Nextdoor
Email
X