

Sağlık ilk çağlardan günümüze kadar medeniyetlerin, milletlerin ve bütün insanlığın olmazsa olmaz yaşam değerleri arasında yer almıştır. Dünyanın hemen her bölgesinde İnsanın sağlıklı yaşaması sağlam bireylerin, ailelerin, toplumların, milletlerin ve medeniyetlerin sağlıklı yetişebilmesi için tıp ilmine ve sağlık araştırmalarına ihtiyaç duyulmuş ve bu doğrultuda ilk insandan günümüze kadar bilimsel incelemeler süregelmiştir.1923’te Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte sağlık çalışmaları ve tıbbi araştırmalar Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde ve onun direktifleri doğrultusunda hız kazanmış ayrıca dönemin Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam başkanlığında Hıfzıssıhha Enstitüsü kurulmuş,
Birinci Dünya Savaşından sonra yurdun düşman işgaline uğraması üzerine,Türk Kurtuluş Savaşı başlamıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk Milleti sadece düşmanla mücadele etmemiş aynı zamanda ekonomik yetersizliklerle, açlıkla, psikolojik sorunlarla ve salgın hastalıklarla da mücadele etmiştir. . Bu amaç doğrultusunda Sağlık Bakanlığı kurulmuş ve Refik Saydam Bakan olarak atanmıştır.
Dönemin çönemli gelişmesi Reffik Saydam'ın .Merkez Hıfzıssıhha Kurumu’nun oluşturulması ile ilgili kanunun yürürlüğe girmiş olmasıdır Meclise gelen tasarıya göre; halk sağlığının korunması için bilimsel gelişmelerin izlenmesi gerektiği, bu yüzden de uzmanlardan oluşan bir kuruma ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. Bilimsel araştırmalar için Sıhhiye Vekâletinin teknik bir birimi olarak Hıfzıssıhha kurumunun oluşturulması uygun görülmüş, bunun ülkemizde salgın hastalıklarla mücadele konusuna da büyük yarar sağlayacağı söylenmiştir.Ayrıca Ankara’da kurulacak bu kurumun en modern cihazlarla donatılacağı, böylece hem dışarıdan gelen her türlü ilacın kontrol altına alınacağı hemde teknik gelişmeleri izlemede yetersiz kalan hekim ve hekim adaylarının buradan yararlanabileceği belirtilmiştir. Tasarı 17 Mayıs 1928 günkü Meclis oturumunda kabul edilmiştir. Bu kanun çerçevesinde Sivas ve Ankara’daki kimyahaneler birleştirilerek hıfzıssıhha kurumu oluşturulmuştur. Burada kimya, bakteriyoloji, imminobiyoloji ve farmakoloji (ilaç bilimi) bölümlerinden oluşan birimler oluşturulmuş ve ilk etapta 14 uzman ile 40 yardımcı görevlendirilmiştir..
Türkiye’nin ilk halk sağlığı laboratuvarıdır. Enstitü hızlı yayılan enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele etmeye başlamıştır
1931 yılında, ağız yoluyla uygulanan BCG Aşısı üretimine başlanıldı.
1932 yılında, serum üretiminin ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye gelmesi sonucu, dışarıdan serum ithali durduruldu
1933 yılında, Simple Metodu ile kuduz aşısı üretimi ele alındı.
1934 yılında, İstanbul Aşıhanesi, Enstitü bünyesine nakledildi ve çiçek aşısı üretimi ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye getirildi.
1935 yılında, Farmakoloji Şubesi kurularak yerli ve yabancı ilaçlar ile diğer hayati maddelerin kontrolüne geçildi.
1936 yılında, Hıfzıssıhha Okulu açıldı.
1937 yılında, kuduz serumu üretilmeye başlandı.
Aynı zamanda Enstitü'nün İlaç Kontrol Şubesi devletin ilacını denetlerdi. Bu durum ilaç firmalarının korkulu rüyasıydı. Aşı ve Serum Şubesi Müdürlüğü Difteri, Boğmaca, Tetanoz ve her türlü tedavi anti-serumunun üretildiği bölümdü.
Bakteri besiyerleri büyük cam galonlar içinde imal edilir ve oda kadar büyük neredeyse tarihi otoklavların içinde sterilize edilirdi. Üretilen anti serumlar arasında akrep, yılan sokmalarına karşı serumlar olduğu gibi gazlı kangren anti serumları da bulunmaktaydı.
1940’lı yıllarda Türkiye, Ortadoğu ülkelerine Tifüs aşısı satacak noktaya geldi.
1942 yılında, tifüs aşısı ve akrep serumu üretimine başlandı.
1947 yılında, Biyolojik kontrol Laboratuvarı kuruldu. Enstitü bünyesinde aşı istasyonu açıldı. İntradermal ve BCG aşısı üretimine geçildi.
1948 yılında ülkemizde ilk defa boğmaca aşısı üretimi yapıldı.
1950 yılında, İnfluenza Laboratuvarı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Uluslararası Bölgesel İnfluenza Merkezi olarak tanındı ve İnfluenza aşısı üretimine başlandı.
1951 yılında, ilk kez antibiyotiklerin ve bazı vitaminlerin kalite kontrolüne başlandı.
1954 yılında, İlaç Kontrol Şubesi kuruldu.
1956 yılında, tetanos aşısı daha modern metotlarla üretilmeye başlandı.
1958 yılında, ilk kez frenginin modern yöntemlerle teşhisi ele alındı.
1966 yılında, Kolera Referans Laboratuvarı kuruldu.
1974 yılında, Mikoloji Laboratuvarı açıldı.
1976 yılında BCG aşısının deneysel üretimine başlandı.
1983 yılında, kuru BCG aşısı üretimine başlandı.
1984 yılında Zehir Danışma Merkezi açıldı.
1987 yılında AIDS Araştırma merkezi açıldı.
1950’lerden sonra Hıfzıssıhha Enstitüsü; Türk halk sağlığının korunmasında laboratuvar hizmetlerinin Türkiye genelinde yaygınlaştırılması başlatıldı. 16 ilde bölgesel düzeyde hizmet vermek amacıyla şubeler açıldı.
2004 yılında ise Aşı Üretim Enstitüsü, Bakanlar Kurulu Kararı ile kapatıldı!
Cumhuriyet'in büyük yokluklarla kurduğu ve harikalar yarattığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı ise 2 Kasım 2011 tarihinde Resmi Gazete ’de yayımlanan 663 sayılı kararname ile kapısına kilit vuruldu.