"Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Okul" Eylem Planı İptal Edilsin

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 100.


29.12.2018 tarihli Akşam gazetesinde ve diğer yayın organlarında yer alan habere göre Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk bakanlığın “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Okul” eylem planı hazırladığını ve bu planın şimdilik pilot bölgelerde 162 okulu kapsadığını açıkladı.

Söz konusu eylem planı kadın ve erkek olmak üzere farklı keyfiyetlerde yaratılan insan fıtratına ilişkin olarak, bilimin de kabul ettiği genetik ve ruhsal farklılıkları yok saymakta ve böylece gençlerin ruhsal ve fiziksel gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Plan bu yönüyle Anayasa’nın Gençliğin Korunması başlıklı 58. Maddesine aykırılık teşkil etmektedir.

Toplumumuzun temel değerleri İslam inancıyla yoğrulmuş ve insanı kadın ve erkek olarak iki farklı cins olarak tarif eden bu inancın referanslarıyla şekillenmiştir.

Cinsiyetler arası eşitlik fikri modern batı toplumlarında kadın ve erkek bireylere ilave olarak eşcinsel kimlik taşıyan üçüncü ve dördüncü cinsiyetlerin de resmi kimlik ve kendi aralarında evlilik haklarını kazanmasıyla birlikte ortaya çıkmış ve bu fikri doğuran şartlar bu toplumların sosyal kültürel ve ahlâki dinamikleri ile şekillenmiştir.

Batı ülkelerinde örneği görülen ve bakanlığın eylem planında belirtilen cinsiyet eşitliğine duyarlı okulların bir sonraki aşaması olan cinsiyetsiz okullar, cinsiyetin bir dayatma olduğunu öne sürerken cinsiyetsizliği dayatmak ve eşçinselliği yaymakla suçlanmaktadırlar.

Uzmanlarca biyolojik olarak farklılıkları bulunan iki cinsiyeti, zorla aynı kalıplara sokarak ortak bir hayat biçimi ve ortak bir tarz inşa etmeye çalışmanın büyük bir yanlış olduğu belirtilirken, İsveçli psikiyatrist ve yazar David Eberhard'a göre çocukları cinsiyet ihtiva etmeyen "hen" (o) zamiriyle çağırmak, biyolojik farklılıklar karşısında bilinçli bir körlük anlamına gelmektedir.

Bu tür okullarda eğitim gören çocukların ileriki yıllarda ait bulundukları cinsiyetle ilgili birtakım sorunlar yaşayacağı belirtilmektedir. David Eberhard gibi birçok kişi bu okulları belirli bir fikri oluşumun ya da dini tarikatın ortaya attığını ve desteklediğini, bu tarz eğitimin cinsiyet algısını yıkmak için bir proje olduğunu belirtmektedir. Çocukların cinsiyetlerinin bir aşağılanma konusu olmadığı, kız ya da erkek olmanın bireyin değerinde bir değişim yaratmayacağı ve herkesin kendi cinsiyetini sorun yaşamadan benimsemesi gerektiği savunulmaktadır.

Ülkemizde ise yasalar önünde kadın ve erkekler arasında cinsiyete dayalı bir ayrım söz konusu değildir.

Fakat fizyolojik ve ruhsal bakımdan aynılık taşımadıkları bilimsel bir vakıa olan kadın ve erkek fertlerin toplumsal rollerinin farklılığı ise pek tabiidir. Ve bu tabiiliğin sınırlarını da toplumların kendi iç dinamikleri, yani onların sosyal kültürel ve dini faktörler belirler.

Bu nedenle ülkemizde cinsiyet eşitliği konusunda duyarlılık geliştirmeye yönelik bir ihtiyaç olmadığı gibi yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı böyle bir proje gençlerimizi, uzun vadede ise toplumuzu tehdit edecek sonuçlara gebedir. Zira Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikaları, her ne kadar daha çok kadın-erkek eşitliği talebi olarak gösterilse de, temelde Kinsey Skalasında tanımlanan heteroseksüelden eşcinselliğe kadar uzanan ara formların, (LGBT; lezbiyen, gay, biseksüel, trans) cinsel yönelimlerinin eşitliği talebidir.

Allah’ın fıtraten farklı yaratıp, toplumsal rollerde de farklı hasletlerle süslediği ve farklı sorumluluklar bildirdiği kadına çalışma ve sosyal yaşamın çeşitli alanlarında erkeğin yükünü yüklemeye çalışarak, bunu da “eşitlik” maskesiyle perdeleyerek kadının sömürülmesine kapı aralayan Avrupa Birliği ve British Council destekli bu projenin iptal edilmesini talep ediyoruz.