

İskenderun Devlet Hastanesi’nde tedavisi süren askerleri ziyaret eden Bağcıoğlu, askerlerimizin 4 saat boyunca güneş altında zorla tutulduğu iddiasında bulundu:
“Babalarıyla da kendileriyle de konuştum. Askerlerden ve ailelerden aldığım bilgi şu: İki veya üç asker birlikten firar ediyor. İkisi sonrasında yakalanmış. Bir astsubay başçavuş ceza vererek birinci tabur birinci bölüğü dört saat güneş altında tutuyor. Su içmeleri engelleniyor, kısıtlanıyor. Sonra bayılmalar başlıyor. Oturtmuşlar bir yere, iş kontrolden çıkınca ambulans çağrılıyor. Zehirlenme yok.”
Bizim merak ettiğimiz şey şunlar: Eğer bu askerler birlikten firar ettiyse, neden? Sosyal medyada Hatay İskenderun'daki Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığı hakkında korkunç iddialar var. Zamanında acemi askerliğini orada yapan vatandaşlarımız; oradaki hijyenin yok denecek kadar az olduğunu, komutanların askerlere revire gitmemeleri için baskı yaptığını, kıyafet yıkamanın yasak olduğunu, çoğu zaman su yerine kola içmek zorunda kaldıklarını, uzman çavuşların kafalarına göre su içip içmemelerine karar verdiklerini söylüyor. Bu iddialara göre askerlerimizin aileleri bunları CİMER'e şikayet ettiğinde de askerler cezalandırılıyormuş. Hijyen o kadar kötü bir durumdaymış ki, askerlerimiz kirden hasta oluyorlarmış. Bu iddialar doğru mu? Eğer askerlerimiz firar ettiler ise, firar; eğitim süreçlerindeki fiziksel ve psikolojik istismarın bir sonucu mu?
Bizim bildiğimiz kadarıyla, firar sonrası yakalanan askerler için disiplin cezası uygulanır. uyarı, kınama, hizmetten men, oda hapsi, maaş kesintisi, rütbe tenzili veya terhisin ertelenmesi tarzı şeyler. Bazen de firar, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası gerektirebilir. Disiplin cezaları, birliğin komutanı veya disiplin amiri tarafından verilir, ancak cezalar TSK yönetmeliklerine uygun olmalı ve insan haklarına aykırı olmamalıdır. Fiziksel cezalar (dayak, aşırı fiziksel zorlama) veya toplu cezalar (bir suç için tüm birliği cezalandırma), TSK İç Hizmet Yönetmeliği’ne ve Anayasa’ya aykırıdır.
Bağcıoğlu'nun iddiasına göre, vakada zehirlenme yok. Bu iddia, hastalanmış ve şehit düşmüş askerlerimize hizmette bulunan hastane çalışanlarımızın dedikleriyle çelişkili. Eğer zehirlenme yaşanmamışsa, neden askerlerimizin ağızlarından ve burunlarından şiddetli kan geldi? İskenderun’da 23-25 Temmuz 2025’te sıcaklık 32-33°C, hissedilen sıcaklık 40-45°C, nem oranı ise %60-70 civarındaydı. Sağlıklı bir yetişkin, böyle bir ortamda, fiziksel aktivite olmadan bile saatte 1-1.5 litre sıvı kaybeder. Dört saatte bu, 4-6 litreye ulaşabilir, ki bu toplam vücut sıvısının %10-15’ine denk gelir. Böyle bir tablo sağlıklı bireylerde bile ölümcül olabilir, böbrek yetmezliği, sodyum dengesizliği ve sıcak çarpmasına yol açabilir. Ancak, yoğun kanama ve 2000’lerde troponin düzeyleri, yalnızca böyle bir senaryo ile açıklanması zordur.
Ne mi istiyoruz?
Bu eğitim yeri hakkında söylenmiş tüm iddiaları göz önünde bulundurarak, Hatay İskenderun'daki Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığı'nın detaylı, bağımsız, şeffaf ve ağır bir denetimden geçmesini istiyoruz.
Eğer firar sonrası toplu ceza iddiası doğruysa, bu cezayı uygulayanlar ve ihmale yol açan tüm sorumlular hakkında bağımsız ve adil bir soruşturma başlatılmasını istiyoruz.
Ağızlarından ve burunlarından şiddetli kanama geldiğini ve troponin düzeylerinin 2000'lerde olduğunu not alarak, şehitlerimizin toksikoloji raporlarının uluslararası bir laboratuvarda yeniden incelenmesini istiyoruz.
Tüm bunların yaşanması için sizin kampanyamızı paylaşmanızı, imzalayıp doğrulamanızı ve bu konu hakkında kamuoyu baskısı oluşturmanızı istiyoruz.
Askerlerimiz vatan evlatlarıdır. Askerlerimiz topraklarımızı, milletimizi korur. Eğer onları kendi aramızda koruyamayacaksak, onlar bizi nasıl koruyacaklar? Böyle bir vaka kesinlikle kabul edilemez. Lütfen şehitlerimizin ve tüm bunlara maruz kalan askerlerimizin hakkını arayalım, sahip çıkalım. Bir daha böyle bir şeyin yaşanmaması için hiçbir zaman bunu unutmayalım.