

İklim değişikliğinin insan haklarına yönelik gezegensel bir tehdit olduğuna şüphe olmamasına rağmen hükümetlerin iklim hareketsizliği ve geciktiriciliği dünyanın dört bir yanında insanların sağlıklarını, hayatlarını ve evlerini kaybetmelerine, zorunlu göçlere ve yerlerinden edinmelerine sebep oluyor.
Yıkıcı orman yangınlarına tanık olduktan ve giderek kötüleşen sıcak hava dalgalarını deneyimledikten sonra altı Portekizli genç harekete geçmeye karar verdi. 3 Eylül 2020'de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) 32 Avrupa ülkesine karşı benzeri görülmemiş bir dava başlattılar. Davacılar ülkeleri iklim değişikliği konusunda “yeterli adım atmamakla” ve Paris Anlaşması’nın küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlama hedefine ulaşmak için sera gazı emisyonlarını yeterince azaltmamakla suçluyor.
Davanın ilk duruşması 27 Ekim Çarşamba günü AİHM’de 22 hakim önünde görüldü. 6 genci temsil eden avukatları 32 hükümetin mevcut politikalarının dünyayı yüzyılın sonuna kadar 3 derece küresel ısınmaya doğru sürüklediğini savundu.
Mahkeme, önümüzdeki aylarda davacı gençlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin aşağıdaki maddeler kapsamındaki haklarının ihlal edildiği yönündeki iddiasını değerlendirecek:
• Yaşam hakkı (Madde 2)
• İşkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye maruz kalmama hakkı (Madde 3)
• Özel hayat ve aile hayatı hakları (Madde 8)
• 2. Madde ve/veya 8. Madde ile bağlantılı olarak yaş nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmama hakları (Madde 14).
Davacılar hiçbiri maddi tazminat talebinde bulunmuyor. Özellikle Portekiz’deki aşırı sıcakların kendilerini kapalı alanlarda vakit geçirmeye zorlaması ve uyku, konsantrasyon ya da egzersiz yapma kabiliyetlerini kısıtlaması nedeniyle halihazırda önemli etkiler yaşadıklarını söylüyorlar.
Davanın başarılı olması halinde, 27 AB üye ülkenin yanı sıra Birleşik Krallık, İsviçre, Norveç, Rusya ve Türkiye'nin sera gazı emisyonlarını yasal olarak azaltmaları gerekebilir. Kararın 9-18 ay içinde çıkması bekleniyor. AİHM kararları ilgili devletler için bağlayıcı olduğundan, Avrupa'daki yerel mahkemelerdeki bizim de Türkiye’de açtığımız iklim davası veya diğer potansiyel olarak şirketler aleyhine açılan yerel iklim davalarını etkileyebilir ve gelecekte ulusal düzeyde açılacak iklim davalarını güçlendirebilir.
Davalı ülkeler arasında yer alan Türkiye’yi dava sırasında temsil eden Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı, AİHM nezdinde Hükümet Ajanı, İİT İnsan Hakları Komisyonu Başkan Yardımcısı Dr. Hacı Ali Açıkgül söz alarak 2017 yılındaki orman yangınları sırasında veya Eylül 2020'de başvuru yapıldığı sırada Paris sözleşmesine taraf olmadığını söyledi. Ancak dava hükümetlerin insan haklarını ihlal ettiği iddiası üzerinden görülüyor ve Türkiye devleti Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne 1950 yılından beri taraf olması sebebiyle davalı konumunda.
Gençlerin geleceklerini güvence altına almak için zaman hızla tükeniyor. Avrupa hükümetlerinin sera gazı emisyonlarını azaltmak için çok daha radikal ve acil önlemler alma konusunda yasal bir görevi var.
Bizim gibi gençler iklim hareketi için öncülük ediyor ve iklim adaletinin sağlanabileceği yasal yolların bulunduğunu gösteriyor. Bu dava herkesin temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevreye sahip olma hakkının korunmasını sağlamak için yürütülen birkaç davadan yalnızca biridir. Biz de davamızın güçlenmesi için sizin desteğinizi istiyoruz. Sesimizi yetkililere duyurabilmek için davamızı imzalayın ve paylaşın.