Aggiornamento sulla petizioneİklim Afetleriyle Mücadele için Güçlü bir İklim Kanunu İstiyoruzNermin Yıldırım Kara
Genç İklim HareketiTurchia
24 lug 2024
Türkiye Genç İklim Hareketi Destek Açıklaması

Türkiye, iklim krizi ile mücadelede kritik bir dönemeçte bulunuyor. Bu süreçte, bilim temelli ve kapsayıcı bir İklim Kanunu'nun hayati önemi büyük. Türkiye'nin ve tüm dünyanın karşı karşıya olduğu bu kriz, tüm toplum kesimlerinin katılımıyla ele alınması gereken bir mesele.

Bu çerçevede, Türkiye Genç İklim Hareketi gibi genç ve dinamik sivil toplum hareketleri, yürüttükleri kampanyalar ve çalışmalarla krizin toplumsal görünürlüğünü artırarak, iklim krizine dair olan duyarlılığı artırmakta ve bu sorunun günlük yaşantımıza olan kritik etkilerini tüm karar alıcılara hatırlatmaktadır.

Özellikle, Türkiye Genç İklim Hareketi gibi sivil oluşumlar, iklim kriziyle mücadelede ön saflarda yer almakta ve bu alanda yapılan çalışmaların politika oluşturma ve karar alma süreçlerine doğrudan dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye Genç İklim Hareketi’nin öne çıkardığı haklı talepleri destekliyorum ve bilinçli bir toplum oluşturmanın, yalnızca mevcut yasal düzenlemelerle değil, aynı zamanda aktif sivil toplum katılımıyla mümkün olabileceğini belirtmek istiyorum. Bu nedenle, kapsayıcı ve bilim temelli bir İklim Kanunu'nun tüm paydaşların katkılarıyla hayata geçirilmesi, tüm bu çabaların somut bir neticeye ulaşmasında kilit bir adım olacaktır.
Hazırlanacak İklim Kanunu'nun kapsamı, şeffaf bir şekilde ve tüm paydaşların katkılarıyla belirlenmelidir. Bu kanunun bir ticaret sözleşmesine dönüşmesinin önünde durmak için tüm paydaşlarla birlikte mücadele etmeli ve her fırsatta iklim krizine karşı mücadelenin ve doğayı öncelemenin önemini vurgulamalıyız.

Nitekim iklim krizi sadece doğal felaketlerin şiddeti ve sıklığını tetiklememekte, aynı zamanda göç krizine, gıda krizine, artan sağlık sorunlarına ve toplumlar üzerinde büyük ekonomik kayıplara da sebep olmaktadır. İşlek bir uluslararası göç koridorlarından olan ülkemizde, gıda ve tarım sistemlerini olumsuz etkilemekte; şehirlerdeki altyapı ve üstyapı ağır bir yük altına sokmakta; sosyo-kültürel ve demografik yapı üzerinde gerilimler meydana getirmektedir.

1. İklim Kanunu’nun, bilimsel verilere dayanarak iklim kriziyle etkin bir şekilde mücadele etmeyi hedeflemesi nihai amaç olmalı ve kanunun hazırlanışı sırasında bilim insanları, çevre mühendisleri ve iklim uzmanları gibi alanında deneyimli kişilerle işbirliği yapılmalı ve STK’ların haklı taleplerine kulak verilmelidir.

2. Fosil yakıtların kullanımının azaltılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapılması gibi önemli adımları içermeli, böylece ülkenin enerji bağımsızlığını ve çevresel sürdürülebilirliğini artırmalıdır;

3. İklim krizinin yol açtığı doğal felaketlere karşı dayanıklı şehirler inşa etme, orman yangınlarıyla mücadele etme ve afetlere hazırlıklı olma gibi konulara odaklanan altyapısal düzenlemeler de kanun kapsamında değerlendirilmeli;

4. İklim krizine karşı daha savunmasız olan toplumun kırılgan kesimlerinin korunması için toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek hazırlanmalı, özellikle kadın ve çocukların güvenliğini ve haklarını koruyacak düzenlemeleri içermelidir.

5. Son olarak, iklim krizi, sadece çevresel bir felaket olmanın ötesinde, derinlemesine bir insan hakları sorunudur. Gelecek nesillerin temiz hava ve su gibi en temel haklardan yararlanma şansını azaltırken, şimdiki nesilleri de sel, kuraklık ve doğal kaynakların yok oluşu gibi yıkıcı etkilerle karşı karşıya bırakıyor. Bu evrensel tehdit, özellikle en savunmasızları vurarak, küresel adaletsizlikleri daha da derinleştiriyor ve bizi acilen harekete geçmeye, insanlığın ve gezegenin geleceğini korumaya çağırıyor.

Bu küresel kriz karşısında, hep birlikte mücadele etmekten başka çaremiz yok. Suyumuzu, havamızı, ve toprağımızı, yaşamsal tüm kaynaklarımızı savunmak için dayanışmalıyız!
Copia il link
WhatsApp
Facebook
X
E-mail