Kampanya güncellemesi🟢 Esrar Suç Olmasın: Bilime Dayalı Düzenleme ve Halk Sağlığı İçin Çağrı“Ara Uyuşturucu” İddiası Üzerine: Bilim, Tarih ve Gerçekler
Onur Erolİzmir, Türkiye
24 Oca 2026

Bu kampanya sürecinde en sık karşılaştığım argümanlardan biri şu oldu:
“Esrar bir ara uyuşturucudur.”

Yani, esrar kullanan kişilerin zamanla “daha sert” maddelere geçeceği iddia ediliyor. Bu iddia ilk bakışta mantıklı gibi sunulsa da, hem bilimsel hem tarihsel olarak ciddi sorunlar içeriyor. Bu nedenle kısa bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim.

Öncelikle şunu açıkça söylemek gerekir:
Bugün bilim dünyasında esrarın insanları doğrudan daha ağır maddelere yönlendirdiğini gösteren bir nedensel kanıt yoktur. Bazı insanların hem esrar hem de başka maddeleri kullanıyor olması, esrarın “geçiş maddesi” olduğu anlamına gelmez. Bu durum genellikle ortak risk faktörleriyle açıklanır: sosyal çevre, ruhsal sorunlar, yoksulluk, travma veya yasa dışı piyasalarla temas gibi.

Peki bu “ara uyuşturucu” söylemi nereden geliyor?

Bu iddianın kökeni, özellikle 20. yüzyılın ortalarında, ABD merkezli uyuşturucu politikalarına dayanır. O dönemde esrar; gençlik hareketleri, muhalif kültürler ve “öteki” olarak görülen topluluklarla ilişkilendirilmiş, bilimsel verilerden çok korku ve toplumsal kontrol üzerinden ele alınmıştır. Zamanla bu yaklaşım uluslararası sözleşmeler yoluyla birçok ülkeye yayılmıştır.

Burada önemli bir çelişki ortaya çıkar:
Eğer “ilk kullanılan madde” olmak bir ölçütse, çoğu insanın hayatında ilk karşılaştığı psikoaktif maddeler alkol ve sigaradır. Buna rağmen alkol ve sigara “ara uyuşturucu” olarak tanımlanmaz. Bunun nedeni bilim değil, kültürel ve politik kabullerdir. Alkol ve tütün tarihsel olarak toplumun “normal” kabul ettiği maddelerdir; vergilendirilir, düzenlenir ve devlet kontrolündedir.

Esrar ise uzun yıllar boyunca yasaklı olduğu için, kullanıcıyı doğrudan yasa dışı piyasalara iter. Aslında birçok uzmanın vurguladığı gerçek şudur:
Esrar bir “gateway drug” (ara uyuşturucu) değil, gateway markettir — yani yasaklı olduğu için kişiyi aynı pazarda başka maddelerle temas ettiren bir unsur hâline gelir. Bu da yasaklamanın kendi kendini doğrulayan bir soruna dönüşmesine neden olur.

Elbette ideal olan, insanların ne esrar ne alkol ne de sigara kullanmasıdır. Ancak bu, gerçekçi bir politika hedefi değildir. İnsanlar yüzyıllardır maddeler kullanıyor ve kullanmaya devam edecek. Bu noktada asıl soru şudur:
Yasaklayarak mı daha çok zarar veriyoruz, yoksa düzenleyerek mi?

Bugün birçok ülke bu soruya bilimsel ve halk sağlığı temelli cevaplar vermeye başlamış durumda. Yaş sınırları, kalite kontrolü, eğitim ve şeffaflık gibi araçların, cezalandırmadan çok daha etkili olduğu görülüyor.

Bu kampanya da tam olarak bunu savunuyor:
– Kullanımı teşvik etmeyi değil,
– Gerçekliği kabul edip zararı azaltmayı,
– Bilimsel verilerle, ideolojik korkuları ayırmayı.

“Ara uyuşturucu” söylemi kulağa güçlü gelebilir; ancak tekrar edilmesi onu doğru yapmaz. Tartışmayı korku üzerinden değil, bilgi ve sonuçlar üzerinden yürütmek hepimizin yararına.

Hemen destekle
Bu kampanyayı imzala
Bağlantıyı kopyala
WhatsApp
Facebook
X
E-posta