
6 Ocak 2025 tarihinde Apaçık Radyo'nun Dünya Mirası Adalar programında Derya Tolgay ve Nevin Sungur, 'Marmara Yaşasın' başlığıyla başladıkları yeni seride konukları Avukatlar Tunç Lokum ve Aytunç Lokum ile Ergene Derin Deniz Deşarj Projesi'ne karşı 2021 yılında açılan davayı ve bu dört senelik süreçte yaşanan gelişmeleri konuştular.
Programda öncelikle 2021 yılında ilk olarak Şarköy kıyılarında görülen ve ardından Tekirdağ, Mudanya ve Bursa'ya yayılan müsilajın, kısa süre içinde İstanbul kıyılarını ve tüm Marmara Denizi'ni etkisi altına aldığı belirtiliyor. Prof. Mustafa Sarı'nın, bir kaç ay önce müsilajın yeniden ortaya çıktığını ve Marmara'nın güneyinden kuzeyine kadar geniş bir alanı kaplamaya başladığını söylediğinden bahsediliyor.
Söyleşide 2021 yılında çoğunluğu Adalı 18 kişiyle birlikte, Heybeliadalı Avukat Tunç Lokum'un bilgi ve uzmanlığı rehberliğinde Tekirdağ Ergene Derin Deniz Deşarj A.Ş.’ne karşı ‘Ergene'nin zehirli suları Marmara'ya akmasın, vana kapatılsın, derin deşarj durdurulsun’ diyerek dava açıldığı aktarılıyor.
Av. Tunç Lokum davada:
- Derin deşarj yapılabilmesi için bir alıcı ortamın olması gerekir, Marmara Denizi bilimsel anlamda bir alıcı ortam mıdır?
- Marmara Denizi’ne derin deşarj yapılması doğru mudur?
- Bu organize sanayi sitelerin atık suları arıtmaları ne kadar bilimseldir?
- Arıtıldığı söylenen suların borularla Marmara Denizi'ne taşınarak denizin dibine deşarjı ne kadar bilimseldir?
sorularının sorulduğunu ve davanın özü itibariyle çevre mühendisliğinin, kimya mühendisliğinin, oşinografi ile deniz bilimlerinin yetki alanına giren bir dava olduğunu belirtiyor.
Av. Tunç Lokum söyleşide makine mühendisi, kimya mühendisi, çevre mühendisi ve harita kadastro mühendisinden oluşan bir bilirkişi heyetinin ; "Laboratuvar testlerinde bu suların denize dökülmesini gerektirecek hiçbir şey olmadığını, tekrar kullanıma sokabilmenin mümkün olduğu, Ergene Derin Deniz Deşarj Projesi ile deniz ortamına yapılan atık su deşarj faaliyetinin, Çevre Kanunu ve Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olduğu, Marmara Denizi’nde doğrudan telafisi mümkün olmayan zararlara yol açmadığı, yapılan atık su deşarjının bilimsel esaslar çevresinde kabul edilebilir ve deniz ortamında tolere edilebilir düzeyde olduğu, söz konusu projenin 2020-2021 yılında görülen müsilaj olayına etkisinin manalı derecede olmadığı ve ihmal edilebilecek kadar az olduğu, alıcı ortam olan Marmara Denizi'nin taşıma kapasitesinin Ergene Nehri’ne oranla kat kat yüksek olması sebebiyle yapılan işin doğru olduğu" gibi bilgilerin aktarıldığı bir rapor hazırladıklarını bildiriyor.
Programda Av. Tunç Lokum bu bilirkişi heyetine ve kararlarına itiraz edildiğini ve mahkemenin bu itirazı kabulü ile birlikte iki tane çevre mühendisi, bir de kimya mühendisinden oluşan yeni bir heyet oluşturulduğunu ve bu heyetin önceden numune ile yapılan ölçümün yönetmeliklere uygun olmadığı tespitinde bulunduğunu Dosyada Sürekli Atıksu İzleme Merkezi’nin (SAİS) kayıtları olmadığından ve bu arıtma tesisleri için ilk başvuru 13 Kasım 2020'de yapıldığından dolayı, bu konuda Bakanlıktan geçici faaliyet belgesi, bir yıl sonra da Çevre İzin Belgesi alınması gerektiğinden bahsediyor. Bilirkişi heyetinin bu konuda hiçbir doküman ve ayrıca SAİS kaydı olmadığı için bu dosyanın içeriğiyle denizin kirlenip kirlenmediğinin tespitini yapmamız mümkün değildir diye bir rapor verdiğini bildiriyor. Onun ötesinde, en son 16 Aralık 2024'te de oşinograf bilirkişi bulmak üzere, özel bir çaba harcayarak üniversitelere bir kez daha yazı yazıldığını ve şu anda buna karşılık beklendiğini belirtiyor.