
Diken muhabiri Ayşegül Kasap'ın kaleme aldığı ve 01.05.2022 tarihinde yayımlanan habere göre, Marmara Denizi'ne tek boru hattı ile Ergene Nehri'nin toksik atıklarını deşarj eden Ergene A.Ş.'ye toplu dava açıldı.
Haberde geçen yıl kabusumuz olan müsilajın bu yıl da havaların ısınmasıyla beraber yeniden ortaya çıktığından ancak müsilaja neden olan etkenler kaldırılmadığı gibi müsilajı tetikleyecek uygulamaların devam ettiğinden ve bunlardan birinin de Ergene Derin Deniz Deşarjı adlı proje olduğundan bahsediliyor.
Bu doğrultuda Avukat Tunç Lokum ve beraberindeki 20 yurttaşın felaketlere davetiye çıkaran bu uygulamayı durdurabilmek için dava açtğı belirtiliyor.
Haberde anayasaya aykırı bir işlem yapıldığını belirten Lokum şunları söylüyor: “Bizzat davalı şirketin ana sözleşmesinde kuruluş amacının aslında endüstriyel atıkların gerekli arıtma standartları sağlanmaksızın ve mevzuat değişikliklerine uyum sağlanmaksızın Marmara Denizi’ne deşarj edilmesi olduğu anlaşılıyor.”
Yazıda TBMM Müsilaj Sorununu Araştırma Komisyonu’na davet edilen bilim insanlarının Marmara Denizi’nin alıcı ortam olarak kullanılmasından derhal vazgeçilmesi ve Ergene deşarjı dahil olmak üzere Marmara Denizi’ne yapılan tüm deşarjların acilen durdurulması gerektiğini söylediklerinin altı çiziliyor.
Yazıda ayrıca Ergene Nehri'nin 4’üncü derecede kullanılamaz seviyede kirletilmiş Türkiye’nin en kirli nehirlerinden biri olduğu ve nehir boyunca resmi verilere göre 2 bin 700 sanayi kuruluşu bulunduğu ancak kayıt dışı sanayi kuruluşlarının da bölgede yer aldığı anlatılıyor. Bu kuruluşların yıllardır çeşitli toksik kimyasal maddeler içeren atıklarını Ergene’ye boşalttıkları ve Uzunköprü Belediyesi'nin bunun üzerine nehirde su analizi yaptırdığı ve sonucunda suda siyanür, azot, krom, kadmiyum, kurşun, çinko, bakır, demir gibi toksik maddeler bulunduğuna dikkat çekiliyor.
Haberde Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer'in analiz raporu hakkında söylediklerine yer veriliyor: “Dikkat çeken başka bir veri de azot konsantrasyonlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Bu da o bölgedeki tarımsal faaliyetlerden ve organik atıklara dayalı endüstrinin fazla olmasından kaynaklanan bir durumdur. Biliyorsunuz azot, denizlerde müsilaja sebebiyet veren nutrient maddedir. Bunların fazla olması, organik kirlilik açısından tehlikeli bir durum olduğunu gösteriyor.”
Yazının son bölümünde davalı şirketin hiçbir arıtma parametresine uyulmaksızın Ergene Nehri’ne boşaltılan atık suları Marmara Denizi’ne deşarj etmesinin öncelikle anayasaya, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere (Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunmasına Ait Sözleşme ve Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi) ve yürürlükteki diğer mevzuat hükümlerine de aykırı olduğu belirtiliyor.