Kampanya Kapatıldı
Kampanyanın muhatabı: T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI / Minister of Environment and Urbanization of Turkey @idrisgulluce İDRİS GÜLLÜCE ve 4 diğer muhatap daha

Mersin’de Akdeniz foku yavrulama mağarasını tehdit eden Liman Projesinin iptalini istiyoruz! / Repeal the industrial harbor construction in Mersin,Turkey which will eradicate the Monk seal!

   ###  Please see the below for the ENGLISH AND GERMAN VERSIONS OF THIS PETITION

Akdeniz foku nesli kritik derecede tehlikede olan bir deniz memelisi. Tüm Akdeniz’de günümüzde sadece Yunanistan ve Türkiye kıyılarında belli bölgelerde neslini devam ettirebilen bu türü ülkemiz Bern, Barselona ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmeleri gibi uluslararası antlaşmalar ve ulusal mevzuatlar gereği yaşam alanları ile birlikte korumayı tahaddüt etmiştir.

Türkiye’nin batı Mersin kıyıları, tüm dünyadaki Akdeniz foklarının en büyük kolonilerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Söz konusu liman inşaatının yapıldığı Yeşilovacık Beldesinin de içinde bulunduğu bu bölgeyi özel kılan sadece Akdeniz foku varlığı değil, Doğu Akdeniz kıyılarımızdaki sayılı yavrulama mağarasından birinin bu alanda bulunmasıdır. Mağara bölgede fok popülasyonu için bir kuluçkalık görevi görmesinin yanında alt popülasyonların doğu-batı geçişlerinde köprü vazifesi gördüğü bilinen bir mağaradır.  

Akdeniz foklarının üreme başarıları kıyısal korunaklı, insan etkisinden uzak özel mağaralarda huzur içinde barınabilmesine bağlıdır. Planlanan endüstriyel liman ve tesislerin kurulması halinde uzun dönemli faaliyetler sonucu, bölgede Akdeniz fokunun tümüyle yok edilmesi olasılığı çok yüksektir. Bölgede bu konuda yıllardır bilimsel araştırmalar yapan bir üniversite ile STK’lar ilgili bakanlıklara dilekçe ile başvurmuşlar ancak yapılan tüm uyarı ve itirazlara rağmen proje inşaat faaliyetleri başlamıştır. Buna yasal dayanak olarak gösterilen proje ÇED raporunun ise Akdeniz fokunun biyolojisi, yaşam alanları, bölgedeki üreme dönemi ve davranışları hakkında hem yanıltıcı hem de eksik bilgiler içermekte olduğu ve gerçek bilgilerin bu şekilde saptırılması yolu ile karar verici kuruluş olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yanıltılmaya çalışıldığı ortadadır. Bununla ilgili itirazlar da yine ilgili kurumlara yapılmış ancak bir sonuç alınamamıştır. Konu ile ilgili olarak itiraz eden bir STK faaliyetin durdurulmasına ilişkin yasal süreç başlatmıştır. Bunun yanında bölgede çalışmalar yürüten üniversitenin bilim insanları tarafından mağara için fok faaliyetlerinde azalma olduğu belirlenmiştir ve bu gelişme ilgili kurumlara detaylı raporlarla bildirilmiştir. Bu gelişmelerden kısa bir süre sonra aynı alan içerisinde üzücü bir olay gerçekleşmiştir. Bahsi geçen bölgedeki mağarada geçtiğimiz yıl Kasım ayında dünyaya gelen ve izlenmeye başlayan yavru fok henüz daha 3 aylıkken doğduğu mağara yakınlarında ölü bulunmuştur. Dıştan bakıldığında dikkat çekici ölçüde zayıf olan yavru ile ilgili bu bulgu yapılan nekropsi ile de doğrulanmıştır. Yavru fokun öldüğü döneme bakıldığında artık bu dönem yavru fokların anne sütünden kesilip mağara dışında balık avlamayı öğrenmeye, pratik etmeye dolayısıyle dışarıdan beslenmeye başladığı dönemdir. Ancak bu yavru beklenmedik bir şekilde uzun saatler boyunca (bir günü aşkın bir süre, aralıksız) mağarada kalmayı tercih etmiştir. Öte yandan yaşadığı mağaraya sadece 500 m kadar olan bir mesafede devam eden liman inşaatı faaliyetleri ise yoğun bir şekilde devam etmiştir. Tüm dünyada 300 civarında kaldığı düşünüldüğünde bu yavru ölümü sadece bölgede yaşayan foklar için değil tüm dünya popülasyonu için de başlı başına büyük bir kayıp olarak değerlendirilmelidir. Oldukça kaygı verici bu durum henüz daha bu endüstriyel liman faaliyete geçmeden önce projenin inşaat faaliyetleri sırasında yaşanmıştır. Ancak en başından beri ifade edildiği gibi en fazla endişe duyulan nokta proje iptal edilmez ve liman faaliyete başlar ise sonrasında oluşacak olan ve geri dönüşü olmayan etkilerdir.

Endüstriyel liman ve bağlantılı projeleri gerçekleştiği takdirde doğamızı, doğal kaynakları ve biyolojik çeşitliliği korumada ulusal ve uluslararası ölçekte ülke olarak prestij kaybına uğrayacağımız ortadadır.

Söz konusu projenin ulusal mevzuatımız ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere yukarıda bir kısmına değinildiği gibi bariz aykırılıklar barındırması nedeniyle kabul edilemeyeceğini belirterek bu yıkımın derhal durdurulmasını ve projeye izin veren idari işlemlerin iptalini talep ediyoruz.

Konunun detayları için: http://yesilovacik.tumblr.com/

=========================================================

The Mediterranean monk seal is a critically endangered marine mammal. Today its existence in the Mediterranean Sea is limited to certain coastal regions of Greece and Turkey. Turkey has agreed to protect this species and its habitat under both national and international agreements such as the Bern Convention, Barcelona Convention, and Convention on Biological Diversity. Its survival is now being threatened by a large scale harbor construction project.

One of the most densely populated colonies (it is not more than 40 individuals) inhabits the northeastern Mediterranean coast of Turkey including the west coast of Mersin. Yeşilovacık is a town in west coast of Mersin which is not only important for being a suitable habitat for the seals but also has very special and rarely found cave that is suitable for breeding. Therefore, this coast is very important for the survival of Mediterranean monk seal newborns. This town is also where an extensive industrial harbor construction project has started, which could adversely affect the resident marine species in a number of ways. The cave in this region serves also as a bridge between the west and east subpopulations, maintaining the critical genetic diversity to prevent species extinction. 

The reproductive success of the Mediterranean monk seals depends on the protected caves that need to be away from any anthropogenic activities. In the long term, building an industrial harbor facility with a huge capacity in this particular region may cause the extinction of this important marine mammal not only in Yeşilovacık but also along the southern coast of Turkey.  Scientists from a marine science institute in this region (METU-IMS) as well as NGOs (SAD) who have conducted research on these populations for many years have sent official letters and reports to the associated ministries presenting the threats of a harbor construction project to this region’s monk seal population. Despite these well-documented scientific warnings and objections, the construction project has commenced. The legal support for the ongoing construction project is based on an Environmental Impact Assessment (EIA) Report, which contains incomplete and misleading information about the biology, behavior and breeding habitats of Mediterranean monk seals in this region. This misrepresentation has concealed the reality to deceive the decision-making bodies of the Ministry of the Environment and Urban Planning responsible for granting permission to the company (ies) involved with this construction project. Unfortunately, letters of objections submitted to the associated decision-making bodies concerning this misleading guidance achieved no results. One of the actively partaking NGOs has initiated a legal process to stop the construction project. Meanwhile, scientists from the marine science institute who have been intensively monitoring the cave during this period have officially reported the decline of usage of the cave by Mediterranean monk seals. Shortly after this reporting, a very upsetting incident happened around the caves in this region. A three month old monk seal pup, which was born on November 2013 and has been monitored by scientists since, was found dead in close proximity to its cave. The necropsy report verified the likely cause of death was starvation based on empty gut with a very emaciated (cachectic) appearance. Considering the age of the pup and the month he was found dead, this pup was old enough to no longer be breastfeeding and at the stage of learning how to catch fish outside of its cave for survival. Unexpectedly, this pup preferred to stay in its cave for long hours (sometimes more than a day). Even still, the construction project that is only 500 meters away from the pup’s cave has continued nonstop. Knowing that  there are only 300 Mediterranean monk seals left globally, losing one pup in this region is not only a threat for the survival of the eastern population but to the existence of the species on earth. This tragic die happened during the beginning of this project – before the industrial harbor even opened its operational activities and busy traffic routes.

If this ongoing construction project continues, the most critical and irreversible harm incurred by both Mediterranean monk seals and the natural resources of this region will ultimately be when it is a  functional industrial harbor operating at full capacity.

If this industrial harbor construction project and its associated activities proceed as planned, Turkey will harm its respected national and international reputation due to not being fully committed to protecting its natural resources and biological diversity.

Considering the evident inconsistency of this harbor project with the promises given in both national and international agreements, we demand this destruction on breeding habitat and so survival of the monk seal be immediately stopped and the authorization of this project be repealed!!! 

Please see the link for more details (for now it is in Turkish only): http://yesilovacik.tumblr.com/

===============================================================

Das Industriehafenprojekt in Mersin, Türkei, welches die Existenz der Mönchsrobbe bedroht, muss aufgehoben werden!

Die Mittelmeer-Mönchsrobbe ist ein vom Aussterben bedrohter Meeressäuger und mit schätzungsweise 300 verbleibenden Individuen eines der seltensten Säugetiere Europa. Heutzutage ist ihr Vorkommen auf wenige Küstenregionen der Türkei und Griechenlands beschränkt. Die Türkei hat sowohl in nationalen als auch internationalen Abkommen, wie der Berner Konvention, der Barcelona Konvention, und der Biodiversitäts-Konvention, den Schutz der Art und ihrer Lebensräume zugesagt. Ihr Überleben ist nun durch ein großformatiges Industriehafenprojekt gefährdet.

Eine der größten Populationen, mit dennoch nicht mehr als 40 Individuen, findet sich in der nordöstlichen Mittelmeerregion der Türkei - dazu gehört auch der Küstenabschnitt westlich von Mersin.

Die dort gelegene Stadt Yeşilovacık ist nicht nur als Lebensraum von besonderer Bedeutung für die Mönchsrobbe: Dort findet sich auch eine besondere und in dieser Form nur noch selten erhaltene Höhle, die von der Mönchsrobbe für die Fortpflanzung und Aufzucht der Jungtiere genutzt wird. Der Erhalt dieses Küstenabschnitts ist für das Überleben von neugeborenen Mönchsrobben von besonderer Bedeutung. Gleichzeitig hat an dieser Stelle die Planung eines großformatigen Hafenprojekts begonnen, von welchem unterschiedlichste negative Auswirkungen auf die dort vorkommenden Meerestiere zu erwarten sind.

Darüber hinaus fungiert die die Höhle in dieser Region als eine Brücke zwischen westlichen und östlichen Subpopulationen und dient so zum Erhalt des kritischen genetischen Gleichgewichts, das einem Aussterben der Mönchsrobbe vorbeugen kann.

Der Fortpflanzungserfolg der Mönchsrobbe ist abhängig von der genannten Höhle, die auch weiterhin von menschlichen Eingriffen geschützt bleiben muss. Auf lange Sicht kann demnach der Bau des Industriehafens zusammen mit dem erwarteten Schiffsverkehr nicht nur das Verschwinden der Mönchsrobbe in der Region um Yeşilovacık, sondern im ganzen nordöstlichen Mittelmeerraum zur Folge haben.

Wissenschaftler eines Meeresforschungsinstituts in der Region (METU-IMS) sammeln seit Jahren zusammen mit Nichtregierungsorganisationen (SAD) Daten über die Mönchsrobbenpopulation und haben offizielle Schreiben und Berichte an die zuständigen Behörden geschickt, um auf die Gefahren des geplanten Großprojekts für die Mönchsrobbe aufmerksam zu machen. Trotz der gut dokumentierten und belegbaren wissenschaftlichen Einsprüche hat nun der Bau des Projekts begonnen. Rechtlich wird der Bau durch eine Umweltverträglichkeitsprüfung gestützt, welche unvollständige und irreführende Informationen über die Biologie, das Verhalten und Fortpflanzungsweise der Mönchsrobbe in dieser Region enthält. Diese Fehlinterpretation verschleiert bewusst die wissenschaftlichen Erkenntnisse um über die Versäumnisse der entscheidungstragenden Einrichtungen des Ministeriums für Umwelt und Stadtplanung hinwegzutäuschen, welche die Baugenehmigung an die leitende Baufirma des Projekts (ies) erteilt haben.

Leider haben an die entsprechenden Gremien gerichtete Widersprüche kein Ergebnis erzielt. Eine der aktiv involvierten Nichtregierungsorganisationen hat nun einen rechtlichen Prozess gegen den Bau des Großprojekts eingeleitet. Gleichzeitig haben Wissenschaftler des Meeresforschungsinstituts bereits einen Rückgang der Nutzung der Höhle durch die Mönchsrobbe feststellen können und dies offiziell dokumentiert. Kurz nach der öffentlichen Bekanntmachung dieser Forschungsergebnisse im Februar wurde ein im November 2013 geborenes Jungtier, das seit seiner Geburt von den Wissenschaftlern beobachtet wurde, tot in der Nähe der Höhle aufgefunden. Die bei wissenschaftlichen Untersuchungen festgestellte Todesursache ist Tod durch Verhungern, basierend auf einem leeren Darm und einer stark abgemagerten (kachektischen) Erscheinung.

Das Jungtier war mit seinen drei Monaten in einem Alter, in dem es nicht mehr von der Mutter gesäugt werden muss und lernt, außerhalb der Höhle selbst zu fischen. Entgegen dieser Erwartungen hat das Jungtier häufig mehrere Stunden, manchmal über einen Tag, in der Höhle verbracht. Zeitgleich ist das Bauprojekt, 500 Meter von der Höhle entfernt, aufgenommen worden.

Mit dem Wissen um den Verbleib von nur 300 Mittelmeer-Mönchsrobben, ist der Verlust eines Jungtieres in dieser Region nicht nur eine  Gefahr für das Überleben der östlichen Population, sondern auch für die gesamte Art weltweit. Dieser tragische Tod fand währen der ersten Bauphase des Großprojekts statt – noch lange bevor der Industriehafen seine betriebliche Aktivitäten und Verkehrswege aufgenommen hat. Im Falle der Fortführung des Bauprojekts wird der kritischste und nicht umkehrbare Schaden an der Mittelmeer-Mönchsrobbe und den natürlichen Ressourcen in der Gegend dann eintreten, wenn der Industriehafen mit voller Kapazität in Betrieb ist. Wenn das Großbauprojekt und die damit verbundenen Aktivitäten wie geplant fortgeführt werden, wird die Türkei durch die Nichteinhaltung bindender Verträge zum Natur- und Artenschutz ihrem nationalen und internationalen Ruf Schaden zufügen.

Unter der Berücksichtigung der offensichtlichen Unvereinbarkeit des Industriehafenprojekts mit den in nationalen und internationalen Verträgen gegebenen Versprechen, fordern wir die Aufhebung der Zerstörung des Fortpflanzungs- und Lebensraumes der Mönchsrobbe!

Hier finden sich weitere Informationen (bis jetzt nur auf Türkisch)http://yesilovacik.tumblr.com/

Bju kampanya şunlara teslim edildi:
  • T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI / Minister of Environment and Urbanization of Turkey @idrisgulluce
    İDRİS GÜLLÜCE
  • T.C. ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI / Minister of Forestry and Water Affairs of Turkey @VeyselEroglu
    VEYSEL EROĞLU
  • ÇED İZİN VE DENETİM GENEL MÜDÜRÜ/GeneralDirectorate of EIA,Permit and Inspection of Turkey
    MEHMET MUSTAFA SATILMIŞ
  • DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRÜ/GeneralDirectorateOfNatureConservationAndNationalParks
    AHMET ÖZYANIK
  • TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRÜ/General DirectorateOfNaturalHeritageOfTurkey@osmaniyimaya
    OSMAN İYİMAYA

Meltem Ok bu kampanyayı bir imzayla başlattı, şimdi 1.837 destekçisi var. Görmek istediğin değişimi yaratmak için bugün sen de bir kampanya başlat.




Bugün Meltem imzanı bekliyor!

Meltem Ok bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Cevre Ve Sehircilik Bakanlığı/Akdeniz Fokları tehlike altında/the monk seals in great danger». Meltem ve imza atan diğer 1.836 kişiye katıl.