İDARİ HAKİMLİK SINAVINDA 35 YAŞ HADDİNİN KALKMASI ve KONTENJANIN 5 KATI ÇAĞRILMASI


İDARİ HAKİMLİK SINAVINDA 35 YAŞ HADDİNİN KALKMASI ve KONTENJANIN 5 KATI ÇAĞRILMASI
Kampanya metni
TÜM İDARİ HAKİMLİK SINAVINDA 35 YAŞ HADDİ MAĞDURLARI ADINA
Sayın Bakanım:
İdari Hakimlik sınavında giriş şartlarında 35 yaşını bitirmemiş olmak şartı vardır.Bu şart bizim mağduriyetimize bir mağduriyetlik daha getirmektedir.Bizler Türkiye Cumhuriyeti Devletinin herbir bireyi olarak emeğimizi Devletimizin Gözetimi ve Denetimi altındaki ÖSYM'ye emanet ettik.Bilindiği üzere Fetö(paralel devlet yapılanması) bu kuruma da hainlik yaptığı ortaya çıkmıştır örneğin( 2012 Adli hakimlik sınavında bir fetöcünün soruları sınav öncesi gördüklerini itiraf etmesi,2010 yılı KPSS sorularının çalınması, fetöcü kaymakamın kendilerine sınavdan önce soru kitapcıklarının verildiğine dair itirafları, 2016 kpss dahil Ösym de casus yazılımla soruların kopyalanmış olduğunun farkına varılması, mülakatlarda sınav komisyonlarının çoğunun fetö örgütü elemanlarından oluşturulmuş olması...gibi) fetö mağduru olarak bizler mülakatlarda 6-7 kez üst üste elenerek 35 yaşına kadar idari hakimlik kadrosunda yer alamadık şimdide 35 yaşını tamamlayarak 35 yaş şartı engeline takıldık.Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bizler Devletimizin bu sebeplerden dolayı oluşan 35 yaş mağduriyetini en kısa sürede giderip bizlerin yapılacak olan 2017 idari hakimlik sınavında yer alacağımız inancı içindeyiz.
Sayın bakanım, fetö mağduriyetinden dolayı oluşan bu 35 yaş engellinin kaldırılması ve mağduriyetin giderilmesi için nitekim
idare kusursuz sorumluluk ilkesi gereği ; hukuka uygun eylem ve işlemlerinden doğan zararları bazı durumlarda kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın idarece tazmin edilmesi ile yükümlülüğüdür.
Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini; Anayasanın 125.maddesi gereği ve Türkiye Cumhuriyetinin "sosyal hukuk devleti" niteliğinin doğal bir sonucudur. İdarenin hukuki sorumluluğu sadece kusur esasına, hizmet kusuru teorisine dayanmamakta; İdare, kusur koşulu aranmadan da sorumlu sayılabilmektedir. Kural olarak idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. Ancak sözü edilen kuralın istisnası olarak, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da nedensellik bağı aramadan tazmin etmesi gerekmektedir. Kollektif sorumluluk anlayışına dayalı, sosyal risk adı verilen ilke, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir.
Ülkemizin belli bir yöresinde yoğunlaşan terör eylemlerinin Devlete yönelik olduğu, Devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçladığı, bu tür olayların zarar gören kişi ve kurumlara karşı kişisel husumetten ileri gelmediği bilinmekte ve gözlenmektedir.
Sözü edilen eylemler nedeniyle zarara uğrayan, terör eylemlerine her hangi bir şekilde katılmamış olan kişiler kendi kusur ve eylemleri sonucu değil toplum içinde ortaya çıkan bu olaylardan zarar görmektedirler. Başka bir deyişle toplumun birer parçası olmak sıfatıyla zarar gören kişilerin belirtilen şekilde ortaya çıkan zararlarının özel ve olağan dışı nitelikleri dikkate alınıp nedensellik bağı aranmadan, terör olaylarını önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarece yukarıda açıklanan sosyal risk ilkesine göre tazmini gerekir. Esasen terör olayları sonucu ortaya çıkan zararların idarece tazmini böylece topluma pay edilmesi hakkaniyet gereği olduğu, gibi sosyal devlet ilkesine de uygun düşecektir.
Ayrıca sayın bakanım,
"35 Yaşından Gün almamış Olmak" gibi şartı ayrıca :
ANAYASANIN 70.MADDEYE AYKIRIDIR:
Bu madde ile aynen 'Her Türk, kamu hizmetine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir ayrım gözetilemez' denmektedir. Bu madde çok açıktır, memurluğun anayasal bir hak olduğu ve memurluk mesleğine girebilmek için aranacak şartların 'görevin gerektirdiği niteliklerle' ilgili olmasını emretmektedir. Bu maddeye göre görevin gerektirmediği bir şart ileri sürülemeyecektir. Örneğin bir kurum avukat alacaksa tabidir ki hukuk fakültesinden mezun olma şartını koyacaktır. Bunun yanı sıra 'Ayrıca ikinci bir fakülte bitirenler tercih sebebidir' gibi bir ibare konursa bu Anayasa 70.maddeye aykırıdır. Çünkü avukatlık yapmak için Hukuk Fakültesi'ni bitirmek yeterlidir. İkinci bir fakülte bitirmek 'görevin gerektirdiği bir nitelik' değildir. İdare Hukuku Profesörü Tayfun Akgüner'in 'Kamu Personel Yönetimi' isimli kitabında bu madde ile memuriyete girişte 'Görevin gerektirdiği niteliklerden başka nitelikler aranmaması" ilkesinin getirildiği belirtilmiştir.Şimdi sizler memuriyete girişte '35 yaşından gün almamış olmak' şartının görevin gerektirdiği nitelikler arasında olduğunu söyleyebilir misiniz? 35 yaşını geçenler memurluk yapamayacaksa o zaman kamuda çalışan ve 35 yaşını geçen tüm memurların işine son verilsin.
Memurluk bedensel değil zihinsel bir faaliyettir ve insan beyni ortalama bir rakamla 65 yaşına kadar gençtir. Bir kurumun '35 yaşından gün almamış olmak' şartını koyabilmesi için, Anayasa'nın 70.maddesine göre o iş 35 yaşından büyüklerin yapamıyacağı bir iş olmalıdır. O zaman bu 35 yaş şartı Anayasa'nın ifadesi ile 'görevin gerektirdiği bir nitelik' olur.
Mesela Milli takıma yetiştirmek için futbolcu adayı aranırken bu şart çok rahat anlaşılır. Çünkü profesyonel anlamda futbolculuk yapabilmek için 30 yaşına girmemiş olmak gerekir. Futbolculuk mesleğini ifa edebilmek için 30 yaşından gün almamış olmak şartı o mesleğin gerektirdiği niteliklerle ilgilidir. Ama bir memur alımı için bu şart görevin gerektirdiği niteliklerle ilgisi olmayan bir şarttır. Çünkü hiç kimse 35 yaşını geçen birisinin memurluk görevini yapamayacağını iddia edemez.
ANAYASANIN 10.MADDEYE AYKIRIDIR:
Anayasa 10. madde 3. fıkra aynen 'Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.' demektedir. Görevin gerektirdiği niteliklerle hiçbir ilgisi olmayan bu '35 yaşından gün almamış olmak' şartı ile kişiler arasında haksız olarak yaş ayrımcılığı yapılmakta, 35 yaşını geçenlere kamu hizmetine girme yolu kapatılarak onların 'Kamu hizmetlerine girme' şeklindeki anayasal hakları ellerinden alınmaktadır. Halbuki 35 yaşını, 40 yaşını geçenlerin memurluk görevini hakkıyla yapamayacaklarına dair hiçbir bilimsel tespit yoktur.
ANAYASANIN 123.MADDEYE AYKIRIDIR:
Bu madde ile idarenin bütünlüğü ilkesine vurgu yapılmakta ve aynen 'İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür' denmektedir. Bu ilke ile aynı durumlarda bütün kurumların aynı işlemi yapması gerektiği anlatılmaktadır. Bunun konumuzla ilgisine gelince, kamu kurumları aynı memur kadroları için farklı üst yaş sınırları tespit ederek, aynı durumda farklı uygulamaya gitmekte, idarenin bir bütün olduğunu belirten 123. maddeye aykırı davranmaktadırlar.Kimi kurum üst yaş sınırı olarak "35 Yaşından Gün Almamış Olmak" şartını ararken kimi kurum "30 Yaşından Gün Almamış Olmak" kimi kurum "40 Yaşından Gün Almamış Olmak", kimi kurum "45 Yaşından Gün Almamış Olmak", kimi kurum "35 Yaşından Gün Almamış Olmak" gibi farklı üst yaş sınırları tespit etmektedirler.
Halbuki işlem aynı: 'Memur alımı'. Aynı memur kadrosu için bu farklı yaş tespitleri her kurumun kendi kafasına göre bir üst yaş sınırı koyduğunu gösteriyor ve bu farklı üst yaş sınırları 'İdarenin bütünlüğü' ilkesine de aykırı. Bazen aynı kurum farklı yaş sınırları tespit ediyor. Mesela Marmara Üniversitesi 2004 yılında ortaöğretim mezunu şoför alırken '35 yaşından gün almamış olmak' şartını ararken, 2005 yılında yaptığı şöfor alımın da '31 yaşından gün almamış olmak' şartını aradı. Görüldüğü gibi kurum üst yaş sınırını tamamen keyfi olarak değiştirebiliyor ve DPB' da her Türk vatandaşına Anayasa 70.madde ile tanınan kamu hizmetlerine girme anayasal hakkını kısıtlayan bu farklılıklara karşı şu an için hiçbir şey yapmıyor.
Kurumların memurluk için farklı üst yaş sınırı koymaları farklı işlem yapmaları anlamına gelir ve Anayasa'nın 123. maddesinde yerini bulan idarenin bütünlüğü ilkesine aykırıdır. Şayet bir üst yaş sınırı konulacaksa bu her kurum için aynı olmalı ve bu sınır yapılacak görevin nitelikleri ile ilgili ve haklı bir sınır olmalıdır. 30, 35, 40, 50 gibi yaşlar memurluk yapmaya engel yaşlar değildir. Değil 30 35, 50 55 yaşındaki bir insanın bile memurluk yapamayacağına ilişkin hiçbir bilimsel tespit yoktur. Üst yaş sınırı belirlenmesine de gerek yoktur çünkü belli bir yaşa gelenler zaten zorunlu olarak emekli ediliyor, sağlık durumu bozulup memurluk hizmetini yürütemeyecek olanların durumu da heyet raporu ile tespit edilip memurluk görevine son verilebiliyor
ANAYASANIN 50.MADDEYE AYKIRIDIR:
Anayasa.'nın 50.maddesi aynen 'Kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.' demektedir. Bu hüküm sadece kamuyu değil, özel sektörü de bağlamaktadır. 'kimse yaşına uymayan işlerde çalıştırılamaz' hükmü gereği bir kimsenin yaşı nedeni ile memur olamaması için, ancak o yaşın memurluk yapmaya elverişli bir yaş olmaması lazımdır. Memurluğun o yaşa uymaması lazım. Mesela 30 yaş sınırı koyan bir kurum, 'Anayasa 50. maddesi insanların yaşına uymayan işlerde çalışmasını yasaklıyor. 31, 32 ve daha üst yaşlardakiler bu yaşları ile memuriyet yapamazlar, çünkü memurluk 31, 32, 33 yaşındakilerin yapabileceği bir iş değildir' diyebilmeli. Ama hiçbir kurum böyle diyemez, çünkü o kurumda da 30 yaşını geçen bir çok çalışan var ve zaten böyle bir iddiayı hiçbir akıl ve insaf sahibi kabul etmez. Anayasa 50. ve 70. maddeleri birbirleri ile tam bir uyum içerisindedir. Bu maddelere göre memurluğa girişte aranacak şartlar görevin nitelikleriyle ilgili olmalı ve yapılacak iş kişinin yaşına uygun olmalı. Ağırlıklı olarak zihinsel faaliyetlerle yürütülen memurluk için şu an konan yaş sınırlarının hiçbir makul sebebi yoktur.
Sayın Bakanım, yukarıda saydığımız gerekçeler doğrultusunda idari hakimlik sınavında 35 yaş şartının kaldırılmasını Türkiye Milleti adına Arz ederiz.
Ayrıca sayın Bakanım;
Devletin bekasının temini olan yargıyı sağlamlaştırmak, toplumun sarsılmış olan adalet inancını onarmak ve yargıdaki hakim açığının bir an evvel telafi edilmesi için İdari Hakim Adaylığı sınavına ait kontenjanların artırılmasını ve mülakata alınacak aday sayısının ise kontenjan miktarının 5 KATİ olmasını talep etmekteyiz.
Talebimizi oluşturan genel gerekçeler:
1 - Ülkemizde yaşanılan darbe kalkışmasıyla yargıda kümelenmiş ihanet şebekesinin varlığı, bu şebekenin temizliği ve temizliğe devam edilecek olması nedeniyle artacak ihtiyaç ve FETO mensuplarinin tespitinin zorluğu sebebiyle devletimizin daha çok insani tanimasinin yararli olması,
2- Yargıda yapılan reformlar nedeniyle iş yükünü karşılayacak hakim/savcı sayısındaki ihtiyaç ve bir kaç yila istinaflarin tamaminin açilacak oluşu,
3 - Mahkemelerimizdeki sonraki yıla devreden dava sayısındaki devasalık,
Adaletin halk için makul süre içerisinde ulaşılabilir olmaktan uzak olması,
4- Yukarıdaki maddeyle ilintili olarak makul sürede yargılanma ilkesinin ihlali nedeniyle AİHM'de mahkum olduğumuz tazminatlar,
Adaylara eğitim veren Türkiye Adalet Akademisi'nin yeterli kapasiteye ve uygun koşullara sahip olması.
5- Avukatliktan geçiş sinavinin adayları 50 gibi puanlar ile mülakata hak kazanmiş oysa idari hakimlik sınavında adayın 79.8 puanla mülakata hak kazanamamiş olmasi (Bu orantisilik azimsanacak derecede olmayip bizler bu hususun bir nebze olsun giderilmesini amaç edindik.)
Her bir adayın özel hayatına ilişkin ağır sorumluluklarının olması,Söz konusu sınavlara yıllardır emeklerini verip 1-2 puanla kaçıran adaylara böyle bir dönemde bir şans daha verilmesini ve ;
Yukarıda saymış olduğumuz gerekçeler doğrultusunda idari hakimlik sınavında kontenjan sayısının 5 katına çıkarılmasını
Sayıgılarımızla arz ederiz.

Kampanya metni
TÜM İDARİ HAKİMLİK SINAVINDA 35 YAŞ HADDİ MAĞDURLARI ADINA
Sayın Bakanım:
İdari Hakimlik sınavında giriş şartlarında 35 yaşını bitirmemiş olmak şartı vardır.Bu şart bizim mağduriyetimize bir mağduriyetlik daha getirmektedir.Bizler Türkiye Cumhuriyeti Devletinin herbir bireyi olarak emeğimizi Devletimizin Gözetimi ve Denetimi altındaki ÖSYM'ye emanet ettik.Bilindiği üzere Fetö(paralel devlet yapılanması) bu kuruma da hainlik yaptığı ortaya çıkmıştır örneğin( 2012 Adli hakimlik sınavında bir fetöcünün soruları sınav öncesi gördüklerini itiraf etmesi,2010 yılı KPSS sorularının çalınması, fetöcü kaymakamın kendilerine sınavdan önce soru kitapcıklarının verildiğine dair itirafları, 2016 kpss dahil Ösym de casus yazılımla soruların kopyalanmış olduğunun farkına varılması, mülakatlarda sınav komisyonlarının çoğunun fetö örgütü elemanlarından oluşturulmuş olması...gibi) fetö mağduru olarak bizler mülakatlarda 6-7 kez üst üste elenerek 35 yaşına kadar idari hakimlik kadrosunda yer alamadık şimdide 35 yaşını tamamlayarak 35 yaş şartı engeline takıldık.Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bizler Devletimizin bu sebeplerden dolayı oluşan 35 yaş mağduriyetini en kısa sürede giderip bizlerin yapılacak olan 2017 idari hakimlik sınavında yer alacağımız inancı içindeyiz.
Sayın bakanım, fetö mağduriyetinden dolayı oluşan bu 35 yaş engellinin kaldırılması ve mağduriyetin giderilmesi için nitekim
idare kusursuz sorumluluk ilkesi gereği ; hukuka uygun eylem ve işlemlerinden doğan zararları bazı durumlarda kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın idarece tazmin edilmesi ile yükümlülüğüdür.
Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini; Anayasanın 125.maddesi gereği ve Türkiye Cumhuriyetinin "sosyal hukuk devleti" niteliğinin doğal bir sonucudur. İdarenin hukuki sorumluluğu sadece kusur esasına, hizmet kusuru teorisine dayanmamakta; İdare, kusur koşulu aranmadan da sorumlu sayılabilmektedir. Kural olarak idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. Ancak sözü edilen kuralın istisnası olarak, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da nedensellik bağı aramadan tazmin etmesi gerekmektedir. Kollektif sorumluluk anlayışına dayalı, sosyal risk adı verilen ilke, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmiştir.
Ülkemizin belli bir yöresinde yoğunlaşan terör eylemlerinin Devlete yönelik olduğu, Devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçladığı, bu tür olayların zarar gören kişi ve kurumlara karşı kişisel husumetten ileri gelmediği bilinmekte ve gözlenmektedir.
Sözü edilen eylemler nedeniyle zarara uğrayan, terör eylemlerine her hangi bir şekilde katılmamış olan kişiler kendi kusur ve eylemleri sonucu değil toplum içinde ortaya çıkan bu olaylardan zarar görmektedirler. Başka bir deyişle toplumun birer parçası olmak sıfatıyla zarar gören kişilerin belirtilen şekilde ortaya çıkan zararlarının özel ve olağan dışı nitelikleri dikkate alınıp nedensellik bağı aranmadan, terör olaylarını önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen idarece yukarıda açıklanan sosyal risk ilkesine göre tazmini gerekir. Esasen terör olayları sonucu ortaya çıkan zararların idarece tazmini böylece topluma pay edilmesi hakkaniyet gereği olduğu, gibi sosyal devlet ilkesine de uygun düşecektir.
Ayrıca sayın bakanım,
"35 Yaşından Gün almamış Olmak" gibi şartı ayrıca :
ANAYASANIN 70.MADDEYE AYKIRIDIR:
Bu madde ile aynen 'Her Türk, kamu hizmetine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir ayrım gözetilemez' denmektedir. Bu madde çok açıktır, memurluğun anayasal bir hak olduğu ve memurluk mesleğine girebilmek için aranacak şartların 'görevin gerektirdiği niteliklerle' ilgili olmasını emretmektedir. Bu maddeye göre görevin gerektirmediği bir şart ileri sürülemeyecektir. Örneğin bir kurum avukat alacaksa tabidir ki hukuk fakültesinden mezun olma şartını koyacaktır. Bunun yanı sıra 'Ayrıca ikinci bir fakülte bitirenler tercih sebebidir' gibi bir ibare konursa bu Anayasa 70.maddeye aykırıdır. Çünkü avukatlık yapmak için Hukuk Fakültesi'ni bitirmek yeterlidir. İkinci bir fakülte bitirmek 'görevin gerektirdiği bir nitelik' değildir. İdare Hukuku Profesörü Tayfun Akgüner'in 'Kamu Personel Yönetimi' isimli kitabında bu madde ile memuriyete girişte 'Görevin gerektirdiği niteliklerden başka nitelikler aranmaması" ilkesinin getirildiği belirtilmiştir.Şimdi sizler memuriyete girişte '35 yaşından gün almamış olmak' şartının görevin gerektirdiği nitelikler arasında olduğunu söyleyebilir misiniz? 35 yaşını geçenler memurluk yapamayacaksa o zaman kamuda çalışan ve 35 yaşını geçen tüm memurların işine son verilsin.
Memurluk bedensel değil zihinsel bir faaliyettir ve insan beyni ortalama bir rakamla 65 yaşına kadar gençtir. Bir kurumun '35 yaşından gün almamış olmak' şartını koyabilmesi için, Anayasa'nın 70.maddesine göre o iş 35 yaşından büyüklerin yapamıyacağı bir iş olmalıdır. O zaman bu 35 yaş şartı Anayasa'nın ifadesi ile 'görevin gerektirdiği bir nitelik' olur.
Mesela Milli takıma yetiştirmek için futbolcu adayı aranırken bu şart çok rahat anlaşılır. Çünkü profesyonel anlamda futbolculuk yapabilmek için 30 yaşına girmemiş olmak gerekir. Futbolculuk mesleğini ifa edebilmek için 30 yaşından gün almamış olmak şartı o mesleğin gerektirdiği niteliklerle ilgilidir. Ama bir memur alımı için bu şart görevin gerektirdiği niteliklerle ilgisi olmayan bir şarttır. Çünkü hiç kimse 35 yaşını geçen birisinin memurluk görevini yapamayacağını iddia edemez.
ANAYASANIN 10.MADDEYE AYKIRIDIR:
Anayasa 10. madde 3. fıkra aynen 'Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.' demektedir. Görevin gerektirdiği niteliklerle hiçbir ilgisi olmayan bu '35 yaşından gün almamış olmak' şartı ile kişiler arasında haksız olarak yaş ayrımcılığı yapılmakta, 35 yaşını geçenlere kamu hizmetine girme yolu kapatılarak onların 'Kamu hizmetlerine girme' şeklindeki anayasal hakları ellerinden alınmaktadır. Halbuki 35 yaşını, 40 yaşını geçenlerin memurluk görevini hakkıyla yapamayacaklarına dair hiçbir bilimsel tespit yoktur.
ANAYASANIN 123.MADDEYE AYKIRIDIR:
Bu madde ile idarenin bütünlüğü ilkesine vurgu yapılmakta ve aynen 'İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür' denmektedir. Bu ilke ile aynı durumlarda bütün kurumların aynı işlemi yapması gerektiği anlatılmaktadır. Bunun konumuzla ilgisine gelince, kamu kurumları aynı memur kadroları için farklı üst yaş sınırları tespit ederek, aynı durumda farklı uygulamaya gitmekte, idarenin bir bütün olduğunu belirten 123. maddeye aykırı davranmaktadırlar.Kimi kurum üst yaş sınırı olarak "35 Yaşından Gün Almamış Olmak" şartını ararken kimi kurum "30 Yaşından Gün Almamış Olmak" kimi kurum "40 Yaşından Gün Almamış Olmak", kimi kurum "45 Yaşından Gün Almamış Olmak", kimi kurum "35 Yaşından Gün Almamış Olmak" gibi farklı üst yaş sınırları tespit etmektedirler.
Halbuki işlem aynı: 'Memur alımı'. Aynı memur kadrosu için bu farklı yaş tespitleri her kurumun kendi kafasına göre bir üst yaş sınırı koyduğunu gösteriyor ve bu farklı üst yaş sınırları 'İdarenin bütünlüğü' ilkesine de aykırı. Bazen aynı kurum farklı yaş sınırları tespit ediyor. Mesela Marmara Üniversitesi 2004 yılında ortaöğretim mezunu şoför alırken '35 yaşından gün almamış olmak' şartını ararken, 2005 yılında yaptığı şöfor alımın da '31 yaşından gün almamış olmak' şartını aradı. Görüldüğü gibi kurum üst yaş sınırını tamamen keyfi olarak değiştirebiliyor ve DPB' da her Türk vatandaşına Anayasa 70.madde ile tanınan kamu hizmetlerine girme anayasal hakkını kısıtlayan bu farklılıklara karşı şu an için hiçbir şey yapmıyor.
Kurumların memurluk için farklı üst yaş sınırı koymaları farklı işlem yapmaları anlamına gelir ve Anayasa'nın 123. maddesinde yerini bulan idarenin bütünlüğü ilkesine aykırıdır. Şayet bir üst yaş sınırı konulacaksa bu her kurum için aynı olmalı ve bu sınır yapılacak görevin nitelikleri ile ilgili ve haklı bir sınır olmalıdır. 30, 35, 40, 50 gibi yaşlar memurluk yapmaya engel yaşlar değildir. Değil 30 35, 50 55 yaşındaki bir insanın bile memurluk yapamayacağına ilişkin hiçbir bilimsel tespit yoktur. Üst yaş sınırı belirlenmesine de gerek yoktur çünkü belli bir yaşa gelenler zaten zorunlu olarak emekli ediliyor, sağlık durumu bozulup memurluk hizmetini yürütemeyecek olanların durumu da heyet raporu ile tespit edilip memurluk görevine son verilebiliyor
ANAYASANIN 50.MADDEYE AYKIRIDIR:
Anayasa.'nın 50.maddesi aynen 'Kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.' demektedir. Bu hüküm sadece kamuyu değil, özel sektörü de bağlamaktadır. 'kimse yaşına uymayan işlerde çalıştırılamaz' hükmü gereği bir kimsenin yaşı nedeni ile memur olamaması için, ancak o yaşın memurluk yapmaya elverişli bir yaş olmaması lazımdır. Memurluğun o yaşa uymaması lazım. Mesela 30 yaş sınırı koyan bir kurum, 'Anayasa 50. maddesi insanların yaşına uymayan işlerde çalışmasını yasaklıyor. 31, 32 ve daha üst yaşlardakiler bu yaşları ile memuriyet yapamazlar, çünkü memurluk 31, 32, 33 yaşındakilerin yapabileceği bir iş değildir' diyebilmeli. Ama hiçbir kurum böyle diyemez, çünkü o kurumda da 30 yaşını geçen bir çok çalışan var ve zaten böyle bir iddiayı hiçbir akıl ve insaf sahibi kabul etmez. Anayasa 50. ve 70. maddeleri birbirleri ile tam bir uyum içerisindedir. Bu maddelere göre memurluğa girişte aranacak şartlar görevin nitelikleriyle ilgili olmalı ve yapılacak iş kişinin yaşına uygun olmalı. Ağırlıklı olarak zihinsel faaliyetlerle yürütülen memurluk için şu an konan yaş sınırlarının hiçbir makul sebebi yoktur.
Sayın Bakanım, yukarıda saydığımız gerekçeler doğrultusunda idari hakimlik sınavında 35 yaş şartının kaldırılmasını Türkiye Milleti adına Arz ederiz.
Ayrıca sayın Bakanım;
Devletin bekasının temini olan yargıyı sağlamlaştırmak, toplumun sarsılmış olan adalet inancını onarmak ve yargıdaki hakim açığının bir an evvel telafi edilmesi için İdari Hakim Adaylığı sınavına ait kontenjanların artırılmasını ve mülakata alınacak aday sayısının ise kontenjan miktarının 5 KATİ olmasını talep etmekteyiz.
Talebimizi oluşturan genel gerekçeler:
1 - Ülkemizde yaşanılan darbe kalkışmasıyla yargıda kümelenmiş ihanet şebekesinin varlığı, bu şebekenin temizliği ve temizliğe devam edilecek olması nedeniyle artacak ihtiyaç ve FETO mensuplarinin tespitinin zorluğu sebebiyle devletimizin daha çok insani tanimasinin yararli olması,
2- Yargıda yapılan reformlar nedeniyle iş yükünü karşılayacak hakim/savcı sayısındaki ihtiyaç ve bir kaç yila istinaflarin tamaminin açilacak oluşu,
3 - Mahkemelerimizdeki sonraki yıla devreden dava sayısındaki devasalık,
Adaletin halk için makul süre içerisinde ulaşılabilir olmaktan uzak olması,
4- Yukarıdaki maddeyle ilintili olarak makul sürede yargılanma ilkesinin ihlali nedeniyle AİHM'de mahkum olduğumuz tazminatlar,
Adaylara eğitim veren Türkiye Adalet Akademisi'nin yeterli kapasiteye ve uygun koşullara sahip olması.
5- Avukatliktan geçiş sinavinin adayları 50 gibi puanlar ile mülakata hak kazanmiş oysa idari hakimlik sınavında adayın 79.8 puanla mülakata hak kazanamamiş olmasi (Bu orantisilik azimsanacak derecede olmayip bizler bu hususun bir nebze olsun giderilmesini amaç edindik.)
Her bir adayın özel hayatına ilişkin ağır sorumluluklarının olması,Söz konusu sınavlara yıllardır emeklerini verip 1-2 puanla kaçıran adaylara böyle bir dönemde bir şans daha verilmesini ve ;
Yukarıda saymış olduğumuz gerekçeler doğrultusunda idari hakimlik sınavında kontenjan sayısının 5 katına çıkarılmasını
Sayıgılarımızla arz ederiz.

Kampanya Kapatıldı
Bu kampanyayı paylaş
Karar Vericiler
Kampanya Güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 11 Şubat 2017 tarihinde başlatıldı