

Adalar’ın atları adalarda yaşasın diye açtığımız imza kampanyasında ve pek çok yerde, Adalar’da faytona at bağlama yasağı konduğundan beri yüzlerce at öldüğünü söylüyoruz. Ne yazık ki çok yüksek bir rakam. Buna şüpheyle yaklaşanlar için, resmi rakamlarla Adalar’da hızla azalan at sayısı:
1) 19 Aralık’ta, ruam gerekçeli itlaflar başlamadan önce İlçe Tarım Müdürlüğü’ne göre resmî sayı 1378 attır. Adaya kaçak getirilen atlarla bu sayının 1700 civarı olduğu düşünülüyor. 1378 attan 105’i düştüğümüzde kalan sayı 1273 at kalıyor resmî rakamlarda.
2) 28 Şubat 2020‘de, gazeteci Zülal Kalkandelen’in İBB’ye dayandırdığı bilgiye göre İBB tarafından satın alınmış 1225 at var (Biz aynı gün bunların üçünün ölüm haberini aldık). Heybeli ve Burgaz’a kaçak at girişi olmadığı için buradaki sayı hep belliydi. 28 Şubat’tan sonra Burgaz’dan at satın alınmadı, yani 1225 rakamına onlar dahil. Heybeli’nin 148 atı ve hapsetme sürecinde doğan 2 tay, toplam 150 at vardı ve 5’i hariç hepsi Mart’ta satın alındı. 1225 + 145 = 1370 at eder İBB tarafından satın alınan at sayısı.
3) Mart ayı sonunda atların 500’üne Urfa’dan, 100 + 100’ine Adana’dan talip olunduğunu haber aldık. Bu kadar çok sayıda ata, hem de hiç bakmadan, ancak kasaplar talip olur. Bunu duyurmamız üzerine çok sayıda insan İBB’ye ellerinde kaç at olduğunu ve at sahiplendirme şartlarını sordu. İBB bize ilk kez somut, yazılı cevap vererek 31 Mart‘ta elinde 1167 at olduğunu söyledi. 1370 – 1167 = 203 at, İBB tarafından satın alındıktan sonra ölmüş olanlar.
4) İBB’ye satılmayan atların sayısını, hangi adada, kimde olduklarını tam olarak biliyoruz. 32 at. Bunların 3’ü İBB dışında bir yere, onların değerini bilecek bir atçıya gönderildi. Aslında sadece, baştaki yaklaşık 1700 attan 105’i ve 32’yi çıkardığımız zaman bile feci bir durum ortaya çıkıyor. Bu hesaba göre 1563 at olmalıydı İBB’de. Oysa İBB’nin açıklamasına göre 31 Mart’ta elinde 1167 at var. 396 at nerede?
5) İBB tarafından satın alma süreci tamamlanmadan önce bazı at sahipleri de gördükleri, duydukları at ölümlerini bize bildiriyorlar, hep birlikte izleme yapıyorduk, en azından nerede kaç atın öldüğünü takip etmeye ve duyurmaya çalıştık. Bu şekilde Şubat sonuna kadar 56 atın ölümünü kaydettik. Bazılarının fotoğrafları var elimizde. Ölü at fotoğrafı paylaşmak istmesek de bazılarını kamuoyuna sunduk. Ayrıca, atları hareketsizliğe mahkum eden kararlara karşı yürütmeyi durdurma davası açtık, mahkemeye delil olarak da sunduk. Hukuken 30 günde sonuçlanması gereken yürütmeyi durdurma istemine 3 ay sonra ret yanıtı aldık. 56 at, sadece bizim duyduklarımızdı. Süreçte atlar brandalara sarılıp üstlerine gübre atılarak kamyonlara kondu, saklanarak götürüldü, kepçelerle gömüldü.
Şu anda adalardaki neredeyse bütün atların sahibi olan İBB’yi, nerede kaç at olduğunu, hastaların durumunu, ölenlerin sayısını ve ölüm nedenini haftalık olarak açıklamaya davet ettik. Yapmadılar, yapmıyorlar.
Ulaşılmaz bir yerde değil, İstanbul’un adalarında kaç at yaşadığının bilinmemesi başlı başına skandal. Heybeliada ve Burgaz’da kaçak at, ruam, “kötü çalıştırılmaktan” veya hareketsizlikten ölen at olmadı. Tüm ölümler Büyükada’da, en çok da İBB "İspark" ahırı ile Aya Nikola’da oldu. Mesela Burgaz’da sahibinin 27 yıldır baktığı, 12 yıldır emekli ettiği 33 yaşındaki Nazlı at, İBB tarafından satın alınıp Büyükada’ya götürüldükten 3 gün sonra öldü (Nazlı'nın hikayesini okumak için tıklayın).
İspark zaten İBB tarafından 2007’de kurulmuş, kurulduğundan beri başında İBB’nin görevlileri bulunan bir ahır. Kurulduğundan beri, şu zor dönem de dahil olmak üzere hâlâ bir at veterineri dahi yok burada. İBB’ye ait ahırda kaç at olduğunu, kaçak girişler olsa bile, İBB ve İlçe Tarım Müdürlüğü nasıl bilmez, nasıl izlemez?
Fotoğrafta gördüğünüz yer, İBB'nin İspark Ahırı. 800 atın kapatıldığı İspark Ahırı'na “padok” diye açılan havalandırma, bir ucundan karşı ucuna işte bu kadar bir yer. Tek hareket alanı burası olan ve buraya belki haftada bir, belki daha da seyrek çıkarılabilen atlar nasıl yaşayabilir ki? Bunun dışındaki tüm zamanları ahırlarda çok dar alanda bağlı olarak geçiyor. Tayların ve anne atların hiç çıkarılmadığını tahmin ediyoruz…
Hareketsizlikten bağırsakları düğümlenerek, bacakları iltihaplanarak ölen atlar, eski sahiplerinin kontrolündeyken ihmal edildikleri için de, yeni sahipleri İBB’nin ağır ihmali nedeniyle de öldüler. Atına iyi bakan insanların atları ölmedi. Bu yetkili kurumlar madem ki atlarda ruam olduğu ve faytoncuların onlara iyi davranmadığı iddiasıyla atları ahırlara kapatıyorlar, onları nasıl denetlemez, sahibinin tavrına bırakırlar? İspark’ın içine girmek için İBB Basın-Halkla İlişkiler Dairesi’nin izni gerekiyor bu arada; atlarını istemeye istemeye satıp, sonra onları görmek için İspark’a giden atçılar içeri alınmadı. Oysa, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Orhan Demir, Açık Radyo'da katıldığı programda, "Atlara çok iyi bakıyoruz, isteyen gidip görebilir" diyordu.
Bu iş nasıl çözülecek?
Adalar’ın atlarının hayatlarını Adalar’da sürdürmelerine, bu yıla kadar olduğu gibi ormanda dolaşmalarına izin verilmesini, sağlıklı, güvenli, denetimli bir şekilde çalışma ve yaşama şartlarının önce Adalar’da sağlanmasını istiyoruz. Ahırların uygun koşullarda yenilenmesini, her üç adada atlarla faaliyette bulunacak kişilerin önünün tıkanmamasını istiyoruz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, atları satın almakla üstlendiği sorumluluğu yerine getirmeli. İBB, sahipli atları halkın parasıyla satın aldıktan sonra, atlara bakmaya parası olmadığını söyleyemez. Atların bedavaya ada dışında yerlere sahiplendirilmesinin, atlar açısından iyi olduğunu düşünemeyiz.
Artık İBB’ye ait olan atlar Adalar’da kendi geçimlerini temin edecek şekilde çalışabilir. İnsanlar için olduğu gibi hayvanlar için de uygun şartlarda çalışmak zulüm değildir. “Eski” sahiplerince çoktan emekli edilmiş atlar çalışmadan da burada yaşayabilir, atların yeni sahibi İBB bu imkânı da sağlayabilir ve sağlamalıdır.
İBB, İstanbul Valiliği ve Tarım Bakanlığı, sahiplerinden ayırdıkları atların barınma, çalışma ve yaşam haklarını sağlamakla yükümlüdür.
Heybeliada ve Burgazada’da yeni ahırlar yapılana kadar, şu anda Büyükada’da bulunan atların Büyükada’da, en azından ahırların olduğu mevkilerde serbest bırakılması, Adalar’a getirilecek motorlu araçların atlara zarar vermemesi için bunların ahırların olduğu bölgeye alınmaması gerekiyor.
Atları ahırlara bağlayan “faytona at bağlama yasağı”nın süresi 19 Haziran’da dolacak. Bu kararları alan İstanbul Valiliği İl Mahalli Çevre Kurulu’nun, atları bir defa daha hapsetmemesi gerek. Atların 3 ay daha hapsedilmesi çok daha fazla sayıda atın ölümüne sebep olur.