Petition update8 Yıl Oldu! KİMSE 1 GÜN BİLE HAPİS YATACAK CEZA ALMADI. CEZA ALAN TERFİ ALDI.Yine vicdan sızladı. AYM'nin Usul Hukuku Açısından Yanlış Kararı Kabul Edilemez.
ilkay yıldızİstanbul, Türkiye
May 7, 2021

11 sorumludan 8’inin yargılanması Bölge İdare Mahkemesi eliyle engellendi, adil yargılanma hakkı da ihlal ediliyor diye başvurduk; AYM, diğerleri için yargılama devam ediyor gerekçesiyle başvurumuzu reddetti. Yargılanma sadece usul kurallarıyla belirlenmiş bir süreç değildir. Yargılamanın bir nezaketi vardır. Acılar karşısında duyarsızlaşacak kadar kimse profesyonelleşmemelidir.

12 Mayıs 2016'da Yoğurtçu Parkı YAYA-BİSİKLET YOLUNDA Kurbağalıdere'den balçık taşıyan İBB hafriyat kamyonunun neden olduğu kaza denilen cinayette kaybettik İdil’i.

31 Temmuz 2017’de, Şule İdil Dere’nin yaşam hakkının alınması, sorumluların yargılanmasına izin verilmeyişini onaylayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının yarattığı hak kaybının giderilmesi, sorumluların korunmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bireysel başvuru hakkı kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) Berdan Dere adına Av. Dr. Murat Özveri’nin yaptığı başvurumuza 4 yıl sonra 21 Nisan 2021’de cevap geldi:

AYM: “Başvurunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollar tüketilmeksizin yapıldığı anlaşılmaktadır.… başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin basvurucu üzerinde BIRAKILMASINA kesin olarak karar verildi.”

Bölge İdare Mahkemesi’nin, somut kanıtları değerlendirmeksizin İstanbul Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü kararını aynen benimseyerek bariz takdir hatası yaptığını, keyfi yorum yasağı ilkesine aykırı karar verdiğini, kararların gerekçeli olması ilkesine uymayarak adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesi’ne yapmış olduğumuz başvuru iki cümlelik gerekçeyle böyle reddedildi.

Yani Anayasa Mahkemesi, sorumlu olup olmadıkları ancak yargılamayla ortaya çıkması gereken ve yargılanmaları hukuksuzca engellenen 8 üst düzey İBB yetkilisinin yargılanması istemimize -bunların dışındakilerin yargılaması devam ediyor diye- “başvuru yollarının tüketilmemesi” gerekçesiyle ret cevabı vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkı ihlalini kabul etmekle beraber “başvuru yollarının tüketilmemesi” gerekçesiyle başvurumuzu tamamen reddetmiş oldu.

Evet yaşam hakkı ihlal edilmiştir. Ancak tek ihlal edilen yaşama hakkı değildir. Yaşam hakkını ihlal edenlerin yargı önüne çıkarılmaması bir diğer temel insan hakkı olan adil yargılanma hakkının ihlalidir.

Ne yazık ki yaşam hakkının ihlalini gören Anayasa Mahkemesi bu ihlali gerçekleştirenlerin yargılama dışı tutulması yoluyla yapılan adil yargılanma hakkının ihlalini görmemiştir.

Adil yargılanma temel bir insan hakkıdır.

Yargılanmasına izin verilen 3 İBB yetkilisi, İBB iştirakçisi İSTAŞ A.Ş. yetkilileri ve hafriyat kamyonu şoförünün yargılandığı ceza davasında mahkeme 5 kez olaya ilişkin bilirkişi raporu aldırmış, bütün raporlarda İBB sorumlu ve yetkilidir denilmiş, sonuçta mahkemede İBB hiç sorumlu değilmiş gibi karar verilmiş, İSTAŞ A.Ş. yetkilileri ve şoförün dışında kimse ceza almamıştır.

Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sürecinde, yargılanmalarına izin verilmeyenlerin sorumluluklarının ortaya çıkmasına rağmen Hâkim, Bölge İdare Mahkemesi yargılanmalarına izin vermemiş, onları yargıya dahil edemeyiz demiştir.

Yıllardır süren tüm duruşmalarda sorumluların yargıya dahil edilebilmesi için dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi talebimiz sürekli reddedilmiş böylece asıl sorumluların yargılamaya dahil edilebilmesi yolu da böylece kapanmıştır.

Görevin, yetkinin ve sorumluluğun olduğu yerde, görevli ve yetkili olanların yargı önünde hesap vermesinden korkup, yargılamanın dışında tutulması, kamu kurumlarını şaibe altında bırakan, açık yönetim anlayışına aykırı bir yaklaşımdır.

Hiç kimse ve hiçbir kurum sorumsuzca can alıp pervasızca yoluna devam edemez. 

Hiç kimse peşinen suçlu ilan edilemeyeceği gibi, kamu görevinin yürütülmesi hiç kimse için bir imtiyaz haline gelmemelidir.

12 Mayıs 2016’da İBB hiçbir yaya can güvenliği önlemi almadan başlattığı Kurbağalıdere çalışmasında herkesin gözü önünde İBB hafriyat kamyonuyla İdil’in canını aldı. 11 gün sonra 3 üst düzey sorumlu birbirlerinin yerine terfi ettirildi. Çalışmanın başındaki İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Mustafa Tahmaz, İBB Teftiş Kurulu Başkanlığı’na getirildi. Savcı bu üst düzey 3 sorumlu dahil 11 kişinin yargılanmasını istedi. Valilik, açtığı soruşturma için Mustafa Tahmaz’ın altındaki bir müfettişi atadı. Müfettiş, amirini soruşturarak “sorumluluğu bulunmamaktadır” raporu hazırladı. Valilik bu hukuksuz-usulsüz rapora dayanarak İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Tahmaz dahil 8 sorumlunun yargılanmasına izin vermedi. Bölge İdare Mahkemesi’ne yaptığımız itiraz Valilik raporuna dayanılarak gerekçesiz bir şekilde reddedildi.

Adalet, adalet kurumu eliyle zedelendi.

Anayasa Mahkemesi’ne ve Kamuoyuna Soruyoruz: Tüm bilirkişi raporlarının sorumlu bulduğu, savcının yargılanmasını talep ettiği sorumlular Bölge İdare Mahkemesi eliyle yargıdan hukuk yok sayılarak kaçırıldı. Bu hukuksuzlukları gidermek için nereye başvurulması gerekiyordu da biz başvurmadık ve o yolları tüketmedik?

Adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz.

İstinaf aşamasında olan davamız İdil’i kaybetmemizin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen devam etmektedir.

İdil’in bizlerden ebediyen kopartılmasının üzerinden beş yıl geçti. Acımız azalmadı azalmayacak. Görevimiz de bitmedi. Kamu hizmetlerinin insana saygı temelinde, bilimin, insani duyarlılığın gerektirdiği özen ve dikkate uygun yürütülmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki bu mücadele, İdil’e karşı yerine getirebileceğimiz tek görevdir.

 

Şule İdil Dere Ailesi

7 Mayıs 2021/İstanbul

Copy link
WhatsApp
Facebook
Nextdoor
Email
X