Petition update8 Yıl Oldu! KİMSE 1 GÜN BİLE HAPİS YATACAK CEZA ALMADI. CEZA ALAN TERFİ ALDI.#ŞuleİdilDereDavası 2. DURUŞMASI 7 ŞUBAT 2018 ÇARŞAMBA GÜNÜ GÖRÜLECEK
ilkay yıldızİstanbul, Türkiye

Feb 5, 2018
İLK DURUŞMA TUTANAĞINDAN ÇIKAN GERÇEKLER: 1. İBB VE İSTAÇ A.Ş. BİLE BİLE CAN GÜVENLİĞİ TEDBİRİ ALMADI.
2) İBB'DE İDİL'DEN ÖNCE İDİL'DEN SONRA DÖNEMİ: İBB, CAN ALDIKTAN 4 AY SONRA İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ TEDBİRİ ALINMASI İÇİN İSTAÇ A.Ş.'YE RESMİ BİLDİRİMDE BULUNDU.
İş ortada, işin sahipleri ortada, suç ortada, hâlâ sorumluluk alan yok.
2. DURUŞMA 7 ŞUBAT 2018 ÇARŞAMBA GÜNÜ GÖRÜLECEK.
4 Şubat 2017 İstanbul / 12 Mayıs 2016’da İBB ve İSTAÇ A.Ş. Kurbağalıdere çalışmasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hafriyat kamyonu ile İdil’in canını aldılar.
Olayda sorumlulukları bulunduğu saptanan ve savcılık tarafından soruşturulması talep edilen 11 İBB yetkilisinden 8 üst düzey yöneticinin yargılanmasına İstanbul Valiliği ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi izin vermedi.
3 İBB yetkilisi ve 4 İSTAÇ A.Ş. yetkilisinin yargılanması için 17 ay sonra iddianame tamamlandı. 20. ayda 7 Aralık 2017’de Şule İdil Dere davası ilk duruşması görüldü.
DURUŞMA TUTANAĞINDAN ALINTILARLA İLK DURUŞMAMIZ:
Göz göre göre İdil’in canını nasıl aldıklarını izledik ilk duruşmada.
Sanıklar ilk duruşmada, Kurbağalıdere-Yoğurtçu Parkı dere ıslah çalışmasında yaya can güvenliği tedbiri alınmadığını kabul ettiler.
Can alan çalışmayı ihale etse de denetim ve can güvenliği tedbiri almaktan-aldırmaktan ve denetlemekten sorumlu tutuksuz yargılanan İBB yetkilileri ve avukatları “İhale gereği iş güvenliği hususunda gerekli çalışmalar yapılması İSTAÇ A.Ş.’nin sorumluluğundadır” dedi.
Bilfiil Kurbağalıdere’de çalışmak üzere 86 Milyon TL’lik kıyı temizliği ihalesi alan, bu kapsamda Kurbağalıdere’de aylarca çalışma yapan ve yine tutuksuz yargılanan sanıklar arasında yer alan İSTAÇ A.Ş. DENİZ HİZMETLERİ MÜDÜRÜ (R.K.) “Yer teslimi aldığımız sabit şantiyelerde iş güvenliği tedbirini alırız, İBB bize şantiye teslimi yapmadı. Kurbağalıdere ıslah çalışmasının sahibi İBB’dir. Çalışma yaptığımız alanlarda geçici bir çalışma sahası kurma işini hiç yapmadık. Yapılması gerektiği durumda dahi benim kanaatimce İBB’nin yapması gerekir” diyerek can güvenliği tedbiri almadığını itiraf etti.
Bu şehirde hiçbirimiz güvende değiliz.
Sanık İBB DENİZ HİZMETLERİ KOORDİNATÖRÜ (E.A.), “Kamyonların oluşturduğu riskleri görüyordum. Geri manevra yapmalarına karşıydım. Bunları İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deniz Hizmetleri nezdinde bulunan iş güvenliği şefine mail olarak gönderiyordum” dedi ve ekledi: “Madem müteselsilen sorumlu olarak bu mahkemede yer alıyorum, o halde amirlerim nerede?”
Şoför, çapraz sorular üzerine “(geri manevrada eşlikçi bulundurma zorunluluğu kuralı hatırlatıldığında) Böyle bir görevlendirme yapılsa dahi fiilen hiçbir zaman böyle bir kişi yanımızda bulunmuyordu” diyerek İBB ve İSTAÇ A.Ş.’nin yaya yolunda seri halde hafriyat kamyonu çalıştırırken can güvenliğini hiçe saydığını itiraf etti.
Şoför, “yol dardı, ağaçlar dikiz aynasını kapatıyordu, geçen insanlar vardı, eşlikçi görevli hiçbir zaman olmazdı, ağır tonajlı hafriyat kamyonuyla geri geri gidiyordum” demesine rağmen savunmasının sonunda kendini kurtarmak için “birinin onu ittirdiğini düşünüyorum” dedi.
Mahkeme salonundan en çok itiraz sesi çıkan ancak hâkimin izleyiciye müdahale etmediği tek andı bu.
Aklı ve vicdanı zorlayan savunmalar
İSTAÇ A.Ş. ASYA YAKASI KIYI TEMİZLİK ŞEFİ (T.B.) “gelen planda görevim kiralık araçların yakıt ihtiyacını karşılamaktan ibarettir. Bize resmi şantiye teslimi yapılmadı, bizim şantiyemiz Ataşehir’dedir, orada da iş sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini alıyoruz” dedi.
İSTAÇ A.Ş. sanık avukatları: “Bir yer teslimi yapılmadığı anlaşıldığından müvekkilden bu çalışma ile ilgili iş sağlığı güvenliği planlaması yapması mümkün değildir.”
Şaka yapmıyorlardı.
İSTAÇ A.Ş.’nin 86 milyon TL bedelli aldıkları ihale kapsamında aylarca Kurbağalıdere’de çalıştıkları, her gün yüzlerce yayanın geçtiği, her gün onlarca kamyonla Kurbağalıdere’den atık çıkardıkları yeri şantiye saymayıp, idare için Ataşehir’de bir yeri şantiye olarak kabul etmiş olduğu çıktı ortaya.
Böylece 4 çalışma yerini kapsayan aynı ihale kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştiraki olan İSTAÇ A.Ş.’nin Kurbağalıdere ve diğer İstanbul kıyıları altyapı ve temizlik çalışmalarında hiçbir zaman can güvenliği esaslı iş sağlığı ve iş güvenliği tedbiri almadıkları ortaya çıktı.
İDİL’DEN ÖNCE İDİL’DEN SONRA
İlk duruşma sanık savunmalarında ortaya çıkan bir diğer gerçek ise, İdil’den önce İBB tarafından yüklenici İSTAÇ A.Ş.’ye yalnızca şifahen (sözlü) bildirilen “iş teslimi”nin İdil’den sonra resmi bilgilendirme yoluyla yapılmaya başlanmış olmasıdır:
İBB DENİZ HİZMETLERİ MÜDÜRLÜĞÜ DENİZ YÜZEYİ VE KIYI TEMİZLEME ŞEFİ (S.A.) ifadesinde “Suç tarihini kapsar dönemde İBB yöneticileri tarafından İSTAÇ A.Ş.’ye hangi bölgede çalışma başlatacakları hususu ŞİFAHEN bildirilirdi. Suç tarihini kapsar dönemde söylediğim gibi yöneticiler toplantı yaparlar ve planlamayı yaparlar, planlama birlikte yapılıyor ama resmiyete dökülmüyordu.
Kazadan (İdil’i kaybettiğimiz olay) sonra ise bu husus değiştirilmiştir. İBB tarafından resmi yazı ile gerekli güvenlik önlmelerinin alındığı ve işe başlanması hususu İSTAÇ A.Ş’ye bildirilmektedir.”
Göz göre göre İdil’in canını alacak can alma koşullarını nasıl döşediklerini izledik birinci duruşmada.
İBB ve İSTAÇ A.Ş. yetkilileri ilk duruşmada kendilerini savunup suçu birbirlerine atarken:
• İBB ve İSTAÇ A.Ş.’nin Kurbağalıdere’deki çalışmada can güvenliği tedbirleri almadığı çıktı ortaya.
• Her iki kurumun da ölümcül riski bildikleri halde yaya yoluna düzenli sokulan hafriyat kamyonuna zorunlu olan eşlikçi görevli bulundurmadığı çıktı ortaya.
• Her iki kurumun da yaya can güvenliği risklerini bile bile tabela bile asmadığı, can güvenliği tedbiri almamış oldukları çıktı ortaya.
İlk duruşmadaki sanık ifadeleriyle netleşen bu suçun karşılığı olarak ne yazık ki sanıklar yalnızca “taksirle ölüme neden olmaktan” 2-6 yıl arası hapis istemiyle yargılanıyor.
Oysa suçun bu denli göz göre göre işlenmesi nedeniyle Ağır Ceza’da görülmesi gerekmektedir.
Talebimiz
İlk duruşmada yolun yayalar için güvensiz olduğunu bile bile geri manevraya devam eden şoförün “olası kast ile öldürme” suçundan, diğer sanıklar açısından ise “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” suçunu oluşturması ihtimaline binaen sanıkların Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanması için mahkemenin görevsizlik kararı vermesini talep ediyoruz.
İlk duruşma tutanaklarına giren bu talebimiz, 8 Şubat 2018 Çarşamba günü görülecek 2. duruşmada değerlendirilecektir.
İdil için adalet arıyoruz.
Önce vicdan arıyoruz.
ŞULE İDİL DERE AİLESİ
Support now
Sign this petition
Copy link
WhatsApp
Facebook
Nextdoor
Email
X