Petition update8 Yıl Oldu! KİMSE 1 GÜN BİLE HAPİS YATACAK CEZA ALMADI. CEZA ALAN TERFİ ALDI.Şule İdil Dere'nin babası Berdan Dere, 9. ayında kızı için adalet arayışını Açık Radyo'da anlattı
ilkay yıldızİstanbul, Türkiye
Jan 16, 2017
Berdan Dere, 9. ayında kızı için, canımız İdil için adalet arayışını Açık Radyo'da anlattı. "Sadece ben kızımı değil, yaşam için diğer canları da saymayı başladım.* Bir ailenin “kaza”yla ilgili bir sözüdür, ‘bu kaza kaderse o zaman kazaya yol açanların cezalandırılması, karşılığını bulması da onların kaderi olmalı’**” Berdan Dere’nin konuşmasının tamamı için @acikradyo Yeşil Bülten programı yayın kaydını Utku Zırığ'ın soru ve yorumlarıyla buradan dinleyebilirsiniz. acikradyo.com.tr/podcast/166350 Konuşmanın geniş bir özetini aşağıdan okuyabilirsiniz: Utku Zırığ: Yeşil Bülten’e Açık Radyo’da başladığımızdan beri her hafta konuştuğumuz bir konu var. Hafriyat kamyonları. İstanbul artık koca bir şantiyeye dönüşmüş durumda. Bu şantiyenin de halka yansıyan en önemli çıktısı sürekli her yerde her köşe başından çıkıveren koca kamyonlar beton mikserleri oldu. … Bunlar da ne yazık ki ne kadar üzücü ki can alıyor, insanı canından ediyor, insanları çocuklarından ayırıyor. … Bugün Şule İdil Dere’nin babası Berdan Dere bizimle. Ailesi olarak Şule İdil Dere için adalet arayışına başladılar. … Kaybettikleri çocukları için buna benzer cinayetler tekrar etmesin diye bir adalet arayışı içerisindeler. … Berdan Bey, kızınız için adalet arıyorsunuz, nasıl bir arayış bu, bilmeyen dinleyicilerimiz için biraz anlatır mısınız? Berdan Dere: 12 Mayıs 2016’da Yoğurtçu Parkı’nda yaya yolunda yürürken bir belediyenin hafriyat kamyonu tarafından öldürüldü kızım. Araç büyükşehir belediyesinin, şoför büyükşehir belediyesinin, iş büyükşehir belediyesinin, şoför onun. Ve ilk günden itibaren onların sadece cenazeyle çok ilgilendiğini gördük ama konunun kendisiyle belediye ilgilenmiyor. İlgilenmediği gibi yanıltıcı bilgi veriyor. Üstünü örtmeye çalışıyor. Sorumluluk kabul etmiyor. Hala bunun davası bile açılmış değil. Bunun belirleyici unsurlarından biri de belediyenin engelleyici tavrı aslında. Belediye, şoförü, avukatları hepsi (bize ve yargıya) yanıltıcı bilgi veriyor. Adaleti önlüyorlar. Tabii biz kızımız için adalet arayışına girerken bir yandan da sizin de başta belirttiğiniz gibi şehir büyük bir şantiye alanı. Büyük şantiye alanlarından başlıcası da Kadıköy. Türkiye’deki genel iş yaşamıyla ilgili iş cinayetlerinin bir parçası aslında bu. Çünkü 2016 yılında 1970 kişi iş cinayetlerinde öldü. Bunların çoğu da inşaat işlerinde oluyor. İnşaat işleri inşaatların dışına yollara taşmış durumda. Bu işçilerin olduğu gibi yayaların da, vatandaşların da hayatını tehdit eder hale gelmiş durumda. Biz Bir Umut Derneği’nin söylediği gibi “yaşam için ölü canları saymaya” başladık. Sadece ben kızımı değil, diğer canları da saymaya başladım. 2016 yılında İstanbul’da sadece 19 kişi hafriyat kamyonları tarafından ezilerek öldürüldü. Bunlara ihmal diyorlar, kaza diyorlar. Bunlar basına yansıyanlar ve bizim gazeteciler kanalıyla bilgilerini toplama çalıştıklarımız. Kuşkusuz bunun basına yansımayanları da var. İstanbul’da şimdi binlerce kamyon her gün hareket halinde. Bunların çoğu hafriyat kamyonu ve beton mikserleri. Ve bunların başlıca sorumlusu da bizce bunları düzenlemekle görevli belediye. Başta da büyükşehir belediyesi. Valilikle de ilgili. Bunların trafiğe çıkışlarını, çalışma kurallarını denetlemesi gerekenler bunlar. Ama bunu yapmıyorlar ve sonuçta da insanların canına kast eden bir sonuç ortaya çıkıyor. Utku Zırığ: Kızınız için, Şule İdil Dere için adalet arayışı belli ki size sadece kendi tekil olayınızdan değil, bütün bu meselelere dair bir bakışa da götürmüş Berdan Bey. Zaten bütün kıymet ve önem de sanıyorum burda. Bir örnek her zaman kıymetli olur ve o örnek belki de yenilerini, başka örnekler yaşanmasını engelleyebilir umudundayız hep birlikte. Sizler Şule İdil Dere’nin ailesi olarak böyle bir mücadele başlattınız, çok kıymetli, çok yourucu. Bir acıyı sürekli sürekli ve her defasında yaşamak demek bu aslında. İnsan için de bireysel olduğu için de çok zor. Ama çok önemli bir iş yapıyorsunuz. … Berdan Dere: Biz 12 Mayıs’ta kızımı kaybettikten sonra ayın 20’sinden sonra arkadaşlarının ve sevenlerinin de önerileriyle böyle bir imza kampanyası başlattık. Change.org’da change.org/suleidildere olarak ulaşabilir herkes. On binin üstünde imza var. Bununla bu olayların fark edilebilir olmasını istiyoruz aslında. Temel amacımız o. Çünkü yalnız benim kızımdan ibaret değil, İstanbulda 5 yaşından 85 yaşına kadar 19 kişi var. Bu ay başında Suriyeli iki çocuk var, biri öldü, biri yaralandı. Onlar da bir beton mikseri altında kaldılar. Utkı Zırığ: Aileleriyle görüşebiliyor musunuz? Berdan Dere: Ailelerin bazılarına ulaşıyoruz… Büyük acılar bunlar. Bir kısmı fazla sesini çıkarmıyor, tepki göstermiyor. Tabii bu razı olduklarından değil de biraz kader, ihmal, kaza kurbanı gibi düşünüyorlar. Kazayla ilgili bir ailenin sözüdür, “bu kaza kaderse o zaman kazaya yol açanların cezalandırılması, karşılığını bulması da onların kaderi olmalı”* Tabii bu kısmına pek bakmıyor insanlar. Bu duyarlılığı yaratmaya çalışıyoruz. Belki bu da bir ölçü olur. Yalnız İdil’in olayıyla ilgili TBMM’ye verilmiş 3 tane soru önergesi var. İlki 16 Mayıs’ta verilmişti. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne verilmiş bir soru önergesi var. Böyle bir destek var ama bunlara cevap yok. Yani cevap vermeyi seçmiyorlar. Aslında yasalara göre bunları cevaplamaları lazım. … Bu desteğin bu cinayetleri görünür kılacağını, insanların tepkilerini ortaya çıkaracağını düşünüyoruz. Bunları izlemeye devam edeceğiz. Utku Zırığ: Birçok aile dava bile açmıyor ya da açamıyor. Birçok insan ne yapacağını, nasıl hak arayacağını bilmiyor. Bu insanlara ya da korkutulan insanlara örnek olacağını düşünüyorum ben. Berdan Dere: Hukuk yoluna girdiğiniz zaman burda bir ceza davası söz konusu oluyor ve savcılık bunu yürütüyor. Ama bir yandan da idari sorumluluk açısından idari bir dava açmak gerekli. Genellikle onu tercih etmiyorlar çünkü böyle sonuç almak çok zor. Yani idari mahkemeler idareyi mahkum etmiyor. İdarenin sorumluluğunu ortaya çıkaracak bir karar çıkmıyor. Ama bundan vazgeçmek de doğru değil, bu konuda ısrarcı olmak, mücadele etmek gerekiyor. Kamuoyu desteği bunun için lazım. Utku Zırığ: Ceza davası fiili işleyene, yani bu davada şoföre açılıyor. Berdan Dere: Ceza davasının bunun bütün sorumlularına açılması lazım. Bunun sorumlusu da sadece şoför değil, şoförü oraya gönderen, şoför oraya bir iş yapmaya gidiyor. O yaya yoluna girmeyi o şoför seçmiyor. Biri onu oraya gönderiyor. … Biz kayıtları izledik, gecenin o saatinde 60-70 yaya vardı. Bunlardan biri benim kızımdı. Ona rastgeldi. Düşünün bunlar bir gece boyunca yüzlerce kişinin hayatını riske atıyorlar ve bunun kararını veren belediye. Belediyenin Deniz İşleri Müdürlüğü. O bir şirkete diyor ki, o da belediyenin şirketi İSTAÇ’a bunları taşıyın burdan diyor. Onlar da taşıyorlar. Şimdi burda tabii ki şoförde de sorumluluk var ama bir yandan da ordaki güvenliği alması gereken şoför değil, onu çalıştıran. Yani onun işaretçisinin olması lazım, yolda işaretler olması lazım. Bir uyarı levhası bile olmayan bir yer burası. … İstanbul’da en çok hafriyat kamyonu çalıştıran da belediye. Belediyenin şirketleri, tabii ki inşaat şirketleri de var. Onlar kendi işlerini yürütürken şoförleri oralara gönderiyorlar. Tabii ki şoförün de suçu var ama sorumluluk meselesi şoföre ait değil. İlk yaklaşımda savcılar, mahkemeler bu işe şoför üstünden yaklaşıyor. Bizde de tabii genel bir yaklaşım var, bu kaza olduktan sonra kaybınız oluyor. İnsanlar şöyle bakıyor, giden gitti kalana da yazık değil mi, buna dönüyor iş. Yani böyle bir mantalite var. İdare meselesine bakan yok doğru dürüst. Bir yandan da zor bir kanal burası. Açıkçası birçok avukata da gittiğinizde böyle bir yolu (idari kurumları dava etmeyi) kimseye tavsiye etmiyorlar. Yani bu düşünceyi desteklemeye yatkın bir avukat değilse eğer size tavsiyesi “burdan bir şey çıkmaz” oluyor. Ama bunu aşmak lazım. İdari dava açmak lazım. İdari dava tazminat davasıyla birlikte açılıyor. Orda şöyle düşünüyorlar: tazminat para meselesi. Para meselesi değil bu. Tazminat ödemesi, sorumlu olduğu için oluyor. Yani önce idarenin, yani bunu yapan şirketin mahkum edilmesi lazım. Bunu ortaya çıkarmak lazım. Genel bakış açısı şu… Şirketler bu işi kan parası teklif edip tazminat davasını geri çektirmek istiyorlar. Öyle olunca da sorumluluk saptanması ortada kalıyor. Bizim davamızda daha iddianame çıkmış değil, olay bilirkişide, bilirkişi raporu çıkacak. Savcı ona göre dava açacak. Bu soruşturma süresinde belediye şirketleri, belediye de adaleti geciktirmek için elinden geleni yapıyor. Yani güvenliği kim alacaktı dediğimizde sorumlu biz değiliz diyor Deniz İşleri Müdürlüğü. İSTAÇ da “biz de sorumlu değiliz” diyor ve sorumluluk almıyor. Kim alır? Ortada. Şoför diyor ki ben bütün önlemlerimi aldım, belediyenin avukatı da diyor ki şoför arkadaşımız bütün önlemleri almış, e peki niye böyle olmuş, ona cevap veren yok. Utku Zırığ: Kaza diyorlar… Berdan Dere: Burada bir temizleme işi yapıldı… Başka türlü nasıl yapılabilirdi? Burda teressübat var, cüruf var, onu taşıyacaklar. Kirlenmiş. E ne yapsınlar, taşısınlar. Peki taşısınlar. Kaza oldu, ertesi gün o işi bu yoldan yapmayı durdurdular. Ama taşımaya devam ettiler. Ne yaptılar? Zaten bunlar (balçık) bir şatın üstünde toplanıyordu, teknede. Tekneyi deniz yoluyla götürdüler Yenikapı’da, orda yükleme iskelesi var, ve yükleme iskelesinden kamyonlara yüklediler ve öyle götürdüler. Yani başka bir yolu vardı insanların canını tehlikeye atmadan yapacak. Kendileri de bunun başka bir taşıma yolunun olabileceğini biliyorlar, kolaylarına öyle geldiği için Yoğurtçu Parkı yaya yolunu kullandılar. Belki maliyet daha düşük oluyor onlara… Utku Zırığ: Ertesi gün mü oluyor bunlar? Berdan Dere: Tabii tabii… Orda cüruf yükleme işi devam ediyordu, ama taşıma yolunu değiştirdiler. Bu iş bir ay kadar devam etti. Orayı da temizlediler. Yaparken düşünmüyorlar bu işin riskleri nelerdir diye? … Soruşturma devam ediyor. Dava açılmadı. Türkiye’nin içinde bulunduğu süreç de bunu etkiliyor. Dosya önce trafik bilirkişisine gitti, trafik bilirkişisi “trafikle alakası yok bunun” dedi. Şimdi iş güvenliği ile ilgili bilirkişinin elinde. Budan çıkacak rapor, bugüne kadar çıkması lazımdı aslında, ona göre de bir iddianame hazırlanılıp dava açılacak. Bir yandan da dün belediyeye başvurduk. İdari dava ile ilgili girişimde bulunuyoruz. Çünkü bunun da bir yıllık bir başvuru süresi var. Süre daralıyor, bir an evvel başlaması lazım. Diyorduk ki bilirkişi raporları çıksın öyle başvuralım, ama bilirkişi raporu çıkmadı henüz. Savcı ne zaman hazırlar bu iddianameyi, bunu bilemiyorum. Zaten yasal olarak onu sınırlayan bir şey de yok. Ama bu tür olaylarla ilgili tüm davalar açıldı. (Hafriyat cinayetleri) Bu direkt belediyeyle ilgili olduğu için kaçınılmaz olarak o nedenle sallanıyoruz. Belediye de bunu geciktirmek için elinden geleni yapıyor. Biz de süreci izliyoruz. Utku Zırığ: Şule İdil Dere için adalet arayışı sadece Şule İdil Dere için değil, tüm iş cinayetlerinde, kent suçlarında, hafriyat kamyonu cinayetinde hayatını kaybeden herkes için önemli bir emsal olacağına inanıyoruz. …” Açık Radyo Yeşil Bülten Programı / 12 Ocak 2017 Açık Radyo Yeşil Bülten İdil’i kaybettiğimiz 12 Mayıs 2016’dan bugüne kadar kimsenin yargılanmaması üzerine yargılanmama sürecini derlediğimiz İdil İçin Adalet videomuzu buradan izleyebilirsiniz: https://youtu.be/3ry_oDIt2KY *Öğretim Üyesi Aslı Odman/Yaşam İçin Ölü Canlar Saymak makalesi:http://guvenlicalisma.org/index.php… ** Mehmet Ümit Gençer. 7 aylık hamile karısını FSM köprüsünde hız tutkunu bir sürücü nedeniyle kaybetti. Change.org’da başlattığı kampanyada “Karımın ve kızımın ölmesi kaderleriyse onların ölümüne neden olanların cezalandırılması da onların kaderi olmalı” dedi.
Copy link
WhatsApp
Facebook
Nextdoor
Email
X