Silahların tamamen susmasını sağla

7

Let’s get to 10 signatures!
Petitions with 1,000+ supporters are 5x more likely to win!

The Issue

43 yıllık çatışmanın birebir tanığı olarak, her gün şiddetin acımasız yüzüyle karşı karşıya kalmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Kendi kliniğim ve çevremde, arkadaşlarımın ve ailemin gözünde yıllardır süren bu şiddetin yarattığı travmayı görmek beni derinden sarsıyor. Bu nedenle, yeni nesillerin de bu anlamsız şiddetin tanığı olmalarını istemiyor, Onların geleceğe umutla bakabilen, birlik ve beraberlik ve barış içinde yaşayan bireyler olmalarını arzuluyorum.

Ben 42 yaşında bir çocuk psikiyatristiyim.

Yani 43 yıldır süren bu şiddetin ömür boyu tanığıyım.

Daha doğmadan başlayan, doğduğum günden beri soluduğum, büyüdüğüm, okuduğum, hekim olduğum her günümde yanımda taşıdığım bir şiddet bu. 43 yıldır bitmeyen, 43 yıldır çocukların ruhuna işleyen, 43 yıldır annelerin yüreğine saplanan bir acı… Ben bu acının ömür boyu tanığı olarak konuşuyorum.

Her gün, çatışmanın gölgesinde büyüyen çocukların gözlerine bakıyorum. O gözlerde korkuyu, güvensizliği ve yarınsızlığı görüyorum. Bir akademisyen olarak da biliyorum ki toplumların en derin yaraları çocukların ruhlarında açılır; o yaralar nesiller boyu kapanmaz. Ben de o nesillerden biriyim. 42 yaşındayım ve hâlâ aynı silah seslerini, aynı yasları, aynı belirsizliği duyuyorum.

Bu yüzden bugün, bir hekim, bir bilim insanı ve 43 yıllık şiddetin tanığı olarak net ve duygusal bir şekilde söylüyorum:
Çerçeve yasa ile silahların tamamen susmasını ve bu şiddetin bitirilmesini tüm kalbimle destekliyorum.

Silahlar sussun. Artık yeter.
Her patlayan mermi bir çocuğun geleceğine saplanan bir hançerdir. Her uzayan belirsizlik, bir annenin kucağındaki masumiyeti gasbeder. Barış bir slogan değil; çocuklarımızın en temel, en kutsal hakkıdır. Çerçeve yasa, bu hakkı koruyacak somut ve kararlı bir adımdır. Silahların tamamen susması, kalıcı barışın vazgeçilmez şartıdır. Bu şiddetin bitirilmesi ise sürecin gerçekçi, dürüst ve sonuç odaklı yürütülmesi için zorunludur. Yarı önlemler, belirsizlikler ve sürüncemede kalan süreçler, çocukların ruh sağlığını daha da tahrip eder. Ben 43 yıldır bunun tanığıyım. Daha fazla tanık olmak istemiyorum.

Nazım’ın dediği gibi 
“Sen yanmasan,
ben yanmasam,
biz yanmasak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”
Ülkemizin 100 yıllık tarihindeki en önemli tarihi dönemeçlerinden biri olan bu siyaset üstü hayati meselede herkes yeri ve konumuna göre sorumluluk almalı.

Ben de mesleğimin, vicdanımın, bilimin ve 43 yıllık tanıklığımın gereği olarak bu çağrıyı yapıyorum.
Değerli meslektaşlarım, akademisyen kardeşlerim ve ülkenin gelişimi için elini taşın altına koymakla mükellef olan sanatçı arkadaşlarım ve zihni gibi kalbi de berrak aydın dostlarım!

Şimdi sıra sizde, 

Bir ülkenin geleceği, silahların gürültüsünde değil, çocukların gülüşünde yazılır. Yıllardır süren çatışmalar, kayıplar, gözyaşları ve yarım kalan hayaller… Bugün önümüzde duran “çerçeve yasa” talebi ve “silahların tamamen susması” çağrısı, sadece bir siyasi metin değildir. Bu, bir toplumun kendi çocuklarına karşı taşıdığı ahlaki borcun ifadesidir. Kalıcı barışın tesisi, silahların geri dönüşümsüz biçimde susturulması ve demokratik zeminde çözüm arayışı, artık ertelemeye gelmeyen bir zorunluluktur. Çünkü her geçen gün, bir çocuğun güvenli bir geleceğe olan hakkını biraz daha eksiltmektedir.

Bu tarihi adımı desteklemek, yalnızca politikacıların ya da güvenlik güçlerinin işi değildir. Özellikle akademisyenler, aydınlar ve sanatçılar için bu destek, mesleki bir tercih değil, vicdani bir yükümlülüktür. Onlar, toplumun aklını, vicdanını ve hayal gücünü temsil ederler. Bir akademisyen, laboratuvarında ya da sınıfında “bilim insanı” kimliğiyle dururken, aynı zamanda gelecek nesillerin öğretmenidir. Bir aydın, gerçekleri cesaretle söyleme sorumluluğunu taşır. Bir sanatçı ise, insanın en derin acısını ve umudunu görünür kılar. Eğer onlar sessiz kalırsa, silahların gürültüsü daha da baskın hale gelir; eğer onlar bu çağrıyı yükseltirse, barışın sesi çocukların odalarında yankılanmaya başlar.

Çünkü her çocuk, bizim “yarın” dediğimiz şeyin ta kendisidir. Onların güvenli sokaklarda oyun oynaması, korkusuz uyuması, gelecek kurabilmesi için bugün elimizdeki her imzayı, her sözü ve her cesareti kullanmak zorundayız. Akademisyenler, aydınlar ve sanatçılar bu imzayı atmadığında, yalnızca bir dilekçeyi değil; kendi toplumsal rollerini de reddetmiş olurlar. Tarih, sessiz kalanları unutmaz. Çocuklarımız ise, “neden susmuştunuz?” diye sorduğunda, verecek bir cevabımız kalmasın.

Bu nedenle, silahların tamamen susması ve kalıcı barışın tesisi için çerçeve yasayı desteklemek, bir tercih değil; tarihi bir sorumluluktur.

 Çocuklarımız için, Barış için imza atın. Ses olun. 

The Decision Makers

Recep Tayyip Erdogan
Presidente della Turchia

Petition Updates