Haksız Yere Japon Cezaevinde 850 Gündür Tecritte Tutulan TÜRK Vatandaşımız ALPCAN ÇELİKOL
Haksız Yere Japon Cezaevinde 850 Gündür Tecritte Tutulan TÜRK Vatandaşımız ALPCAN ÇELİKOL
Kampanya metni
JAPONYA'DA HUKUK SKANDALI VE AĞIR TECRİT:
Alpcan Çelikol İçin Adalet İstiyoruz!
#AlpcanÇelikolİçinAdalet
850 günü aşkın süredir Japonya'da tek kişilik bir hücrede, insan sesinden dahi mahrum bırakılarak ağır tecrit koşullarında tutulan Türk vatandaşı ve meslek sahibi bir gencin adalet çığlığıdır!
1. Alpcan Çelikol Kimdir?
Alpcan Çelikol; su altı kaynağı, kesim, boru hatları ve liman inşası gibi ağır ve yüksek riskli işleri gerçekleştiren, uluslararası sertifikalara sahip profesyonel bir endüstriyel dalgıçtır. Türkiye'de ağabeyiyle birlikte yasal bir dalış şirketi işletmiş, yaklaşık 3.000 gün SGK primi ödenmiş, mesleğinde saygın ve yüksek gelir sahibi bir uzmandır. Suça karışmak için hiçbir maddi veya manevi nedeni bulunmamaktadır.
2. Kurulan Tuzak
Alpcan, meslektaşı olan bir dalgıç arkadaşının "Japonya'da dalarak yapılacak iş var" şeklindeki daveti üzerine tamamen yasal yollarla ve mesleğini icra etmek amacıyla Japonya'ya gitmiştir. Kendisini iş insanı olarak tanıtan bir şahıs ve beraberindeki üç kişi, Alpcan'ın pasaportunu alarak "Balık tutmaya gidiyoruz" bahanesiyle onu tekneye bindirmiş ve tekneyi sürmesi yönünde kendisine baskı yapmıştır.
3. Deniz Ortasındaki Çaresizlik
Gece yarısı açık denizde, teknedeki şahıslar can simidine bağlı siyah büyük çöp poşetlerini tekneye almışlardır. Balık tutma vaadiyle çıkarıldığı denizin ortasında, gece yarısı ne olduğu belirsiz paketlerle karşılaşan Alpcan; pasaportsuz, yabancı bir ülkede, Japonca bilmeden ve teknedeki dört kişinin baskısı altında canını korumak adına çaresiz kalmıştır. Polise ulaşma imkânının fiziken imkânsız olduğu bu ortamda, yalnızca can güvenliğini sağlamak ve oradan kurtulabilmek amacıyla tekneyi limana kadar sürmek zorunda kalmıştır. Limana vardıklarında ise polise sığınma fırsatı dahi bulamadan gözaltına alınmıştır.
4. Mahkemenin Akıl Dışı Gerekçesi ve Irkçı Çifte Standart
Japon Mahkemesi ve Savcılığı, yargılama sürecinin sonunda şu hususları resmen kabul etmiş ve kanıtlandığını tespit etmiştir:
Alpcan'ın suç örgütü veya çeteyle hiçbir bağı yoktur.
Olay öncesinde durumdan hiçbir şekilde haberi yoktur ve suça ilişkin herhangi bir maddi anlaşma yapmamıştır.
Denize tamamen balık tutma amacıyla çıkarılmıştır.
Tüm bu resmî tespitlere rağmen mahkemenin verdiği karar vicdanları derin bir şekilde yaralamıştır:
"Olay anında siyah poşetlerde yasa dışı madde olduğunu tahmin etmiş olabilirsin. Buna rağmen denizin ortasında motoru durdurup beklemediğin için suçlusun!"
Bu akıl dışı gerekçeyle Alpcan Çelikol'a 10 yıl hapis ve 4 milyon yen para cezası verilmiştir. Gece yarısı denizin ortasında, silahsız ve tek başına olan bir insandan dört çete üyesine karşı durup motoru kapatmasını beklemek "Neden kendini katilinle aynı odaya kilitlemedin?" demekle eş değerdir! Nitekim davayı takip eden Japon Barosu avukatının mahkemedeki tespiti durumu net bir şekilde özetlemektedir:
"Eğer Alpcan bir Japon vatandaşı olsaydı, hakkında dava dahi açılmayabilirdi."
5. Ağır İnsan Hakları İhlalleri ve Ailenin Yıkımı
850 Günlük Hücre Tecridi: Alpcan, 850 gündür tek kişilik bir odada, adeta Stefan Zweig'ın "Satranç" romanındaki gibi ağır tecrit şartları altında yaşatılmaktadır. Bu 850 günlük süreçte ağabeyi kendisiyle toplamda sadece 3 saat görüşebilmiştir.
Kısıtlanan Aile Hakları: Eğer ailesi Türkiye'den 10.000 kilometre yol kat ederek Alpcanı görmek isterlerse; "Kural kuraldır" denilerek ayda sadece bir kez, 30 dakika ve cam arkasından görüş izni verilmektedir.
Ekonomik ve Manevi Çöküş: Süreç boyunca çok ciddi maddi yükler altında kalınmıştır. Katlanan uçak, otel, avukat ve tercüman masrafları tek bir görüş için Türkiye'deki 15-20 asgari ücrete denk gelmekte; aile bu mali yükü karşılamaya çalışırken borç batağına saplanmış durumdadır. Alpcan, nişanlısının geleceğini karartmamak adına ondan ayrılmak zorunda kalmış; yeğeni Arya'nın çocukluğunu, ağabeyinin düğününü ve kardeşinin nişanını hücrede geçirmek zorunda bırakılmıştır.
Gasp Edilen Günler: Tutuklu kaldığı 850 günün yalnızca 570 günü cezadan düşülmüştür.
6. Çağrımızdır: Adalet İçin Ses Verin!
Şu an tek ve son hukuki kapı Japonya Yargıtayı'dır. Ancak diplomatik ve kamuoyu desteği olmadan bu hukuksuzluğun aşılması mümkün değildir.
T.C. Dışişleri Bakanlığına: Vatandaşımız Alpcan Çelikol'a diplomatik düzeyde sahip çıkılması ve bu çifte standarda karşı Japon makamları nezdinde derhâl girişimde bulunulması,
Medya Mensuplarına ve Gazetecilere: Bu insanlık dışı mağduriyetin ve insan hakları ihlalinin haberleştirilerek kamuoyu gündemine taşınması,
Uluslararası İnsan Hakları Örgütlerine (Amnesty International, HRN vb.): Tek kişilik hücre tecridi ve adil yargılanma hakkı ihlaline karşı acil inceleme başlatılması,
Türk ve Japon Halkına: Bu çığlığa ses olarak paylaşılması ve adalet talebinin büyütülmesi çağrısında bulunuyoruz.
Alpcan Çelikol Yalnız Değildir! Adalet İstiyoruz!
#AlpcanÇelikolİçinAdalet

17
Kampanya metni
JAPONYA'DA HUKUK SKANDALI VE AĞIR TECRİT:
Alpcan Çelikol İçin Adalet İstiyoruz!
#AlpcanÇelikolİçinAdalet
850 günü aşkın süredir Japonya'da tek kişilik bir hücrede, insan sesinden dahi mahrum bırakılarak ağır tecrit koşullarında tutulan Türk vatandaşı ve meslek sahibi bir gencin adalet çığlığıdır!
1. Alpcan Çelikol Kimdir?
Alpcan Çelikol; su altı kaynağı, kesim, boru hatları ve liman inşası gibi ağır ve yüksek riskli işleri gerçekleştiren, uluslararası sertifikalara sahip profesyonel bir endüstriyel dalgıçtır. Türkiye'de ağabeyiyle birlikte yasal bir dalış şirketi işletmiş, yaklaşık 3.000 gün SGK primi ödenmiş, mesleğinde saygın ve yüksek gelir sahibi bir uzmandır. Suça karışmak için hiçbir maddi veya manevi nedeni bulunmamaktadır.
2. Kurulan Tuzak
Alpcan, meslektaşı olan bir dalgıç arkadaşının "Japonya'da dalarak yapılacak iş var" şeklindeki daveti üzerine tamamen yasal yollarla ve mesleğini icra etmek amacıyla Japonya'ya gitmiştir. Kendisini iş insanı olarak tanıtan bir şahıs ve beraberindeki üç kişi, Alpcan'ın pasaportunu alarak "Balık tutmaya gidiyoruz" bahanesiyle onu tekneye bindirmiş ve tekneyi sürmesi yönünde kendisine baskı yapmıştır.
3. Deniz Ortasındaki Çaresizlik
Gece yarısı açık denizde, teknedeki şahıslar can simidine bağlı siyah büyük çöp poşetlerini tekneye almışlardır. Balık tutma vaadiyle çıkarıldığı denizin ortasında, gece yarısı ne olduğu belirsiz paketlerle karşılaşan Alpcan; pasaportsuz, yabancı bir ülkede, Japonca bilmeden ve teknedeki dört kişinin baskısı altında canını korumak adına çaresiz kalmıştır. Polise ulaşma imkânının fiziken imkânsız olduğu bu ortamda, yalnızca can güvenliğini sağlamak ve oradan kurtulabilmek amacıyla tekneyi limana kadar sürmek zorunda kalmıştır. Limana vardıklarında ise polise sığınma fırsatı dahi bulamadan gözaltına alınmıştır.
4. Mahkemenin Akıl Dışı Gerekçesi ve Irkçı Çifte Standart
Japon Mahkemesi ve Savcılığı, yargılama sürecinin sonunda şu hususları resmen kabul etmiş ve kanıtlandığını tespit etmiştir:
Alpcan'ın suç örgütü veya çeteyle hiçbir bağı yoktur.
Olay öncesinde durumdan hiçbir şekilde haberi yoktur ve suça ilişkin herhangi bir maddi anlaşma yapmamıştır.
Denize tamamen balık tutma amacıyla çıkarılmıştır.
Tüm bu resmî tespitlere rağmen mahkemenin verdiği karar vicdanları derin bir şekilde yaralamıştır:
"Olay anında siyah poşetlerde yasa dışı madde olduğunu tahmin etmiş olabilirsin. Buna rağmen denizin ortasında motoru durdurup beklemediğin için suçlusun!"
Bu akıl dışı gerekçeyle Alpcan Çelikol'a 10 yıl hapis ve 4 milyon yen para cezası verilmiştir. Gece yarısı denizin ortasında, silahsız ve tek başına olan bir insandan dört çete üyesine karşı durup motoru kapatmasını beklemek "Neden kendini katilinle aynı odaya kilitlemedin?" demekle eş değerdir! Nitekim davayı takip eden Japon Barosu avukatının mahkemedeki tespiti durumu net bir şekilde özetlemektedir:
"Eğer Alpcan bir Japon vatandaşı olsaydı, hakkında dava dahi açılmayabilirdi."
5. Ağır İnsan Hakları İhlalleri ve Ailenin Yıkımı
850 Günlük Hücre Tecridi: Alpcan, 850 gündür tek kişilik bir odada, adeta Stefan Zweig'ın "Satranç" romanındaki gibi ağır tecrit şartları altında yaşatılmaktadır. Bu 850 günlük süreçte ağabeyi kendisiyle toplamda sadece 3 saat görüşebilmiştir.
Kısıtlanan Aile Hakları: Eğer ailesi Türkiye'den 10.000 kilometre yol kat ederek Alpcanı görmek isterlerse; "Kural kuraldır" denilerek ayda sadece bir kez, 30 dakika ve cam arkasından görüş izni verilmektedir.
Ekonomik ve Manevi Çöküş: Süreç boyunca çok ciddi maddi yükler altında kalınmıştır. Katlanan uçak, otel, avukat ve tercüman masrafları tek bir görüş için Türkiye'deki 15-20 asgari ücrete denk gelmekte; aile bu mali yükü karşılamaya çalışırken borç batağına saplanmış durumdadır. Alpcan, nişanlısının geleceğini karartmamak adına ondan ayrılmak zorunda kalmış; yeğeni Arya'nın çocukluğunu, ağabeyinin düğününü ve kardeşinin nişanını hücrede geçirmek zorunda bırakılmıştır.
Gasp Edilen Günler: Tutuklu kaldığı 850 günün yalnızca 570 günü cezadan düşülmüştür.
6. Çağrımızdır: Adalet İçin Ses Verin!
Şu an tek ve son hukuki kapı Japonya Yargıtayı'dır. Ancak diplomatik ve kamuoyu desteği olmadan bu hukuksuzluğun aşılması mümkün değildir.
T.C. Dışişleri Bakanlığına: Vatandaşımız Alpcan Çelikol'a diplomatik düzeyde sahip çıkılması ve bu çifte standarda karşı Japon makamları nezdinde derhâl girişimde bulunulması,
Medya Mensuplarına ve Gazetecilere: Bu insanlık dışı mağduriyetin ve insan hakları ihlalinin haberleştirilerek kamuoyu gündemine taşınması,
Uluslararası İnsan Hakları Örgütlerine (Amnesty International, HRN vb.): Tek kişilik hücre tecridi ve adil yargılanma hakkı ihlaline karşı acil inceleme başlatılması,
Türk ve Japon Halkına: Bu çığlığa ses olarak paylaşılması ve adalet talebinin büyütülmesi çağrısında bulunuyoruz.
Alpcan Çelikol Yalnız Değildir! Adalet İstiyoruz!
#AlpcanÇelikolİçinAdalet

İmzacılar Ne Diyor?
Kampanya Güncellemeleri
Bu kampanyayı paylaş
Kampanya 29 Eylül 2026 tarihinde başlatıldı