Обновление к петиции12-18 yaş arası mahpus çocuklar ücretsiz mektuplaşabilsinİnsan Hakları Anıtı önündeki güleryüzlü adamın eylemi – Banu Bülbül
Insan Haklari Calisani
10 янв. 2016 г.
Ankara’da Yüksel Caddesi’nde İnsan Hakları Anıtı’nın önüne sabah saatlerinde yolunuz düşerse tek başına eylem yapan güleryüzlü bir adamla karşılaşacaksınız. Ona ne istediğini sorarsanız size sabırla, istekle ve talebine ilişkin ülkedeki en donanımlı insanlardan biri olarak cezaevindeki çocuklarla ilgili pek çok şey anlatacaktır. O adam Zafer Kıraç’tır.
Zafer’le Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi’nden tanışıyoruz. Girişim, çocuk ve cezaevi kavramlarını bir arada düşünemeyen, çocukların kapatılmasına karşı çıkan kurumlardan ve kişilerden oluşuyor. Yıllardır insan hakları alanında çabalayan bir aktivist Zafer. Her türlü kapalı kurumla ilgili ama özellikle cezaevlerindeki hak ihlallerine ilişkin, koşulların iyileştirilmesi gayretiyle yıllardır çalışıyor.
Cezaevindeki çocuklar deyince aklımıza Yılmaz Güney’in Duvar filmi geliyor. Şimdi belki duvarlar daha farklı, binalar daha farklı ama aslında çocukların hayatında büyük bir değişiklik olduğunu söylemek mümkün değil. Zafer, bize onları hatırlattı. Kendi dilleri, dövmeleri, sert kurallarıyla çocuk olmaktan vazgeçmek zorunda kalan, çocuklukları zorla ellerinden alınan o çocukları…
Ankara’nın kışı soğuktur bilen bilir. İşte bu soğukta bir adam, bir iş yapmanın sevinciyle her gün her gün daha da iyi hissederek kendisini bir eylem sürdürüyor. Talebi şu: “Çocuk mahpuslar ücretsiz mektuplaşsın”. İşte bunca yalın, bunca basit.
Sahi siz en son ne zaman mektup yazdınız?
Mektup mu? Cebimizde interneti de olan telefonlarımızla haberleşiyoruz biz. Hangi çağda yaşıyor cezaevleri? Ne istiyoruz farkında mısınız? Cümle, ne çok korkunçluğu anlatıyor bize… “Çocuk mahpus” diyor. Çocuktan mahpus olur mu? Dünyadaki pek çok ülkede yok. Biz de çok… “Ücretsiz mektuplaşma”diyor. Yani tecrit ettiğin çocuğu bir de ailesiyle, yakınlarıyla haberleşmekten mahrum edemezsin, etmemelisin diyor. Mahpus çocukların hepsi yoksul. Ücretli haberleşme eşittir haberleşememe onlar için. Bu da dışarıda bir hayatın yokluğu demek, dışarıyla bağın olmaması demek… Bakın Zafer nasıl anlatıyor;
“Çocuklar da tıpkı büyükler gibi infaz rejimine tâbi. Çocukların da üç kapalı, bir açık görüş hakları var, tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi. Kapalı görüş dediğimiz şey camın, tel örgünün arkasından. Annesi karşısında ama çocuk ona dokunamıyor. Çocukları annesine dokundurtmayarak iyileştiremeyiz, rehabilite edemeyiz. Aksine travmasını artırmış oluruz. Mektup da sorunlardan biri. Büyükler nasıl pul ücreti ödüyorlarsa çocuklar da ödemek zorundalar. En düşük gramajdaki bir mektup için 1,25 TL ödüyorlar. Ayda 4 mektup yazdığında 5 TL yapıyor. Oysa Adalet Bakanlığı kendi hazırladığı raporlarında diyor ki “İçerideki çocukların yüzde 35’inin ailesi görüşe gelmiyor, çocukların yüzde 40’ının parası yok. Mektup daha da önemli bir hale geliyor. O zaman mektup yollamak niye ücretli? Çocukların çoğunun ailesi, arkadaşları ile tek iletişim aracı mektup. Mektup dışarıdakiler için âtıl kalmış bir araç ama hapishanedeki mahpus için inanılmaz kıymetli.”*
Önce internetten imza topladı Zafer… On bine yaklaştı imzaları… İmzaları duyunca Adalet Bakanlığı’ndan “aslında yapılabilir” mırıldanmaları başladı. Ama Zafer bir bürokratın sözünü değil, devletin mührünü istiyordu. Sokakta eylem kararı aldı. Tek başına Adalet Bakanlığı önünde durdu ilk gün… Sonra Konur sokak başındaki İnsan Hakları Anıtı önüne geçti. Yoldan geçene anlatıyor şimdi mahpus çocukları. Dostları onu hiç yalnız bırakmıyor, civar kafelerden ikramlar geliyor. Yoldan geçenler onu seviyor, ilgiyle takip ediyor.
Zafer ezberimizi bozuyor. “Yalnız başına ne yapabilirim ki?” sorusuna kendi yanıtını veriyor. Çok birşey yapamadığı için mutsuz, huzursuz hissettiği bir dönemin ardından bu eylemle birlikte kendisini giderek daha iyi hissettiğini, daha huzurlu olduğunu anlatıyor.
Eyleminin ikinci günü sosyal medyada şöyle anlatıyordu derdini Zafer Kıraç:
“Bugün inanılmaz bir gün oldu, yaptığım eylem hızla büyüyor. İnanılmaz destek mesajları alıyorum .
Bu eylemde tek isteğim vardı; ÇOCUKLARA BU YAPILAN UYGULAMANIN AKIL DIŞI VE VİCDANSIZCA olduğunun anlaşılması. Kamuoyu açısından ve sokaktan aldığım tepkilere bakınca bu gerçekleşmiş görünüyor.
Şimdi bekleyip göreceğiz bu akıl dışı ve vicdansızlığın ortadan kalkması için bir çözüm yolu bulunacak mı?
Ama, ama , ama falan demeden .
Bu arada lütfen yanlış anlaşılmayayım,çocukların bu topraklarda inanılmaz sorunları var, her şeyden önce birçok yerde evlerinde hapsedilmiş durumdalar ve yine her şeyden önce bu sıralar resmen öldürülüyorlar. Bunları görmezden geldiğim yok .Bu konulardaki çalışmalarımı bilen bilir.
Bu topraklarda kan ve şiddet durmuyor…
Dursun artık… Bu ülkeyi yönetmeye talip olanlar bizi acıtarak,inciterek bu ülkeyi yönetmekten vazgeçsinler o kadar….
Her yerimiz kanıyor…YETER.
Sevgi ve selamlarımla yarın yine Konur Sokakta İnsan Hakları Anıtı önünde eylemime devam edeceğim. Saat 09.30-12-30 arası …
İyi akşamlar dilerim.”
“Çocukların haberi var mı senin eyleminden?” diyorum. “Şimdi söylemiyorum, umutlanırlar. Kazanamazsak hüsran olmasın kazanırsak söyleyeceğim onlara” diyor. Umutlanmak bile ne zor, hayalkırıklığı ne çok bu memlekette…
Herşey umursayarak başlayacak oysa… Etrafınızdakilerin unuttuğu, bazen ailesinin, arkadaşının bile unuttuğu kişiyi umursayarak, dert edinerek, peşine düşerek… “Şimdi sırası değil” denilenin peşine düşülerek… “Savaşta olur böyle şeyler” diyenlere, “ama ama o çocuklar da” diyenlere rağmen, ölen, hapse atılan çocukları mesela umursayarak başlayacak.
Zafer’in eylemini iyi insanların yarattığı o güzel örneklerden biri olarak gülümseyerek anımsayacağız her zaman. Onun çocuk mahpusların derdini önemseyen eylemi bize de yol göstersin. Korkmayın siz de bir hikayenin peşine düşün. Her yeri tutuşturan bu yangında bir yeşil dalın bile yandığını düşünüyorsanız peşine düşün… Bir öykünün…
Bunu yapmak birilerinin söylediği gibi reformların peşine takılarak devrimden vazgeçmek demek değildir. Tersine devrim olmaktır. Bu ülkede en küçük talebiniz bile,en meşru, demokratik hak arayışınız dahi çürüyen düzenin kokusunu ulaştırır kitlelere…
*http://aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/cezaevindeki-cocuklara-pul-parasi-engeli
Скопировать ссылку
WhatsApp
Facebook
Nextdoor
Эл. почта
X