Topic

insan hakları

18 petitions

Started 2 months ago

Petition to Adalet Bakanligi, Türkiye Barolar Birliği, Ankara Adalet Sarayı, YARGITAY

Barkın için Adalet için Vale Terörüne Dur De! Bir İmza da Sen At!

*english below  Valelerin insanların hayatını hiçe sayarak bilinçsizce araç kullanmasına hepimiz şahit olmaktayız. Araçlarımızı emanet ettiğimiz bu insanlar, sorumluluklarını bilmeli ve trafik kurallarına uygun şekilde araçları kullanmakla yükümlüdür. Peki Türkiye'de bir vale tamamen suçsuz hayatının baharında bir gencin ölümüne göz göre göre sebebiyet veriyor ve daha sonra mahkeme tarafından o kişi tahliye ediliyorsa ne yapmalı? 9 Haziran 2016 akşamı, kuzenim Barkın Bozkurt, Ankara'da bir kafenin valelerinin otopark olarak kullandığı ilkokul bahçesinin önünde arkadaşını beklemekteydi. Farları açık arabayla ilkokul bahçesinden vale U.D.'nin çok ani bir şekilde kalkış yaparak önce kuzenimin arkadaşına sonra dönüş ihlali yaparak üzerinde tamamen beyaz polar bir hırka bulunan kuzenim Barkın Bozkurt'a çarpıp onu arabanın altında kalması suretiyle ezmiştir. Arkadaşı ise ufak sıyrıklar ile kazayı atlatmıştır. Yapılan tüm müdahalelere rağmen hastanede 11 gün boyunca beyin kanaması ve kafa travması nedeniyle yoğun bakımda verdiği ölüm kalım savaşını, 20 Haziran 2016'da ne yazık ki kaybetmiştir. Olay gününe ait trafik kazası bilirkişi raporu sanığın tam kusurlu olduğunu belirtmiştir. Ayrıca olay okul bahçesindeki kamera kayıtlarından çok net bir şekilde görülmektedir. Olayın 13 Mayıs haberi için bknz https://vimeo.com/217458726 Olayın ilk haberi için bknz http://www.hurriyet.com.tr/carpan-vale-serbest-kaldi-40123556 Olayın 29 Haziran'daki haber videosu için bknz https://vimeo.com/216292755 Olayın ekşisözlük yazısı için bknz              https://eksisozluk.com/ankarada-vale-teroru--5363992?focusto=68061608 Kaza sonrası dava sürecimiz başladı ve ilk olarak Asliye Ceza Mahkemesi'nde taksirli adam öldürme suçundan davanın görülmesine karar verildi. Sanık olan valenin, kuzenimin vefat etmesinden sonra bile tutuksuz olarak yargılanmasına karar verildi. Sanık U.D.'nin tek savunması, Ramazan ayında akşam saatinde oluşan rehavetten dolayı görmedim, bir anda oldu şeklindeydi. Tarafsızca düşünelim; farları yanan ve tarafsız bilirkişi raporlarınca da olay mahallinin aydınlık olmasına kanaat getirilen bir kazada sanığın yapmış olduğu bu basit savunmanın ne derece bir inanılırlığı olabilir?  Ayrıca sanık kazanın Ramazan ayında iftar sonrası vücutta oluşan rehavetten kaynaklı olduğunu ileri sürmüştür. Yolda giderken eş kaza arabanıza bir taş sıçradığında bile kimimiz olay anında durur arabamızı kontrol ederiz çünkü sesten irkiliriz. Oysa bu kişi kazayı vücudu iri yapılı iki insana çarpma şeklinde değil de sanki bir güvercine çarpmış şeklinde yorumlamaktadır. İki celsesi yapılan Asliye Ceza Mahkemesi neticesinde sanığın suçu olası kast ile işlemiş olmasının muhtemel olmasından davanın Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam etmesine ve sanığın tutuklanmasına karar verildi. Bundan sonraki süreç Ağır Ceza Mahkemesi'ndeydi. İki celsesi yapılan davanın ilk duruşmasında karşı tarafında beyanı ile Adli Tıp'tan bir trafik raporu alınmasına dairdi. İkinci celsesi ise 3 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleştirilen davada Adli Tıp Kurumu'ndan alınan sanık vale U.D.'nin tam kusurlu, müteveffanın ise hiçbir kusurunun olmadığı raporda belirtilmesine karşın sanık U.D.'nin mahkeme tarafınca suçu taksirle işlediğinden 6 yıl ve iyi hal durumu neticesinden 5 yıldan tutukluluğu istendi. Fakat savcı, mahkeme kararında son çıkan infaz kanunlarında yapılan lehe değişikliklikler gereği sanık U.D.'nin tahliyesine karar verdi. Tüm deliller, tanık ifadeleri, mahkeme kararları ve tarafsız raporlar neticesinde sanığın 1.derece tam kusurlu olduğu ve müteveffa Barkın Bozkurt’un kusurunun olmadığı belirtilmiştir. Vale U.D’nin Asliye Ceza Mahkemesi tarafınca bildirilen karar neticesinde sanığın taksir ile değil olası kast hareketi ile birisinin ölümüne sebebiyet verdiği düşünülmesine ve olası kast suçundan yargılanmasının gereğini bildirmesine rağmen sanık Ağır Ceza Mahkemesi kararı ile tahliye edilmiştir. Biricik ve tek çocuklarını böyle vahim bir kaza sonucu kaybetmiş olan anne ve babayı bir de bu mahkeme kararı sonrası düşünün. Oğullarının hiçbir şekilde geri gelmeyeceğini bilen annenin Türk Adaleti'nden son isteği, başka ailelerin yüreğinin yanmaması ve bu davanın bir emsal niteliği taşıması için sanığın tutukluk halinin devam etmesiydi. Dünya üzerinde bir insanın hayatına bu şekilde kıymanın ve bunun cezasız kalmasının hiçbir izahı yoktur. Bu davanın Yargıtay'dan sonra devam edecek hukuki sürecinin de peşinde olacağız. Eğer siz de valelerin bu tür kazalara sebebiyet vermesine karşı caydırıcı önlemler alınmasını ve bu davanın benzer kazaları engellemek için bir emsal dava niteliği taşımasını istiyorsanız lütfen imzalayın!  *Sign the petition and say "Stop the Valet Terrorism!"Barkın Bozkurt, who was just waiting for his friends in front of a school garden used as a carpark, was murdered by a careless valet in June, 2016. The valet was driving so fast that, he first hit Barkın's friend, and then Barkın himself. Fortunately, the friend wasn't seriously injured. But Barkın spent 11 days at intensive care unit and then he died as a result of severe brain damage.The security camera records and specialist reports express that the valet violated traffic rules and he is hundred percent guilty.Unfortunately, at the end of the court trials, the valet was set free by the judge because he said when the incident happened, it was the month of Ramadan and he wasn't feeling well and he couldn't see Barkın well.Right now, the valet is outside, free, enjoying his life but Barkın passed away forever... And his family only wanted the valet to be punished -be in prison- for the crime he committed because he has taken their only child from them...Do something for justice today and sign the petition for Barkın please!

Mertcan Inal
2,836 supporters
Started 2 months ago

Petition to türkiye cumhuriyeti adalet bakanlığı

Kazım Kızıl'a Özgürlük! Free Kazim Kizil ! #KazımKızılVicdanımızdır

English below  En français ci-dessous VİCDANIMIZ TUTUKLU! “Çikolata kâğıdına dökülen kırıntıları karıncalara verip yemelerini izleyen insanı tutukladınız.” 17 Nisan 2017 tarihinde Bornova’da protesto eylemi yapıldı. Gazeteci/videoaktivist/belgeselci Kazım Kızıl, protesto eyleminde haber takibi yaparken, protestoculardan yirmi kişiyle birlikte gözaltına alındı. Beş günlük gözaltı süresi sonunda (21 Nisan 2017) geç saatlerde, Kazım Kızıl ile birlikte altı üniversite öğrencisi genç tutuklanarak Menemen Cezaevi’ne gönderildi. Kazım Kızıl video çekmesi engellenmek için tutsak alınmıştır. Gazetecilik suç değildir! Bu tutsaklık bitecek ve Kazım video çekmeye devam edecektir. Bugüne değin fotoğraf makinesi/ kamerasıyla haksızlığın olduğu her yerde; SOMA’da, YIRCA’da, HOPA’da, TAVAS’ta halkının yanında olan yönetmen Kazım Kızıl’ın kamerası, halkın gözü-kulağıdır!.. Kazım Kızıl vicdanımızdır! Kazım Kızıl yalnız değildir! -Kazım’ın Arkadaşları-   Fotoğraf ve video almak ve göndermek için aşağıdaki mail adresini ve hashtagi kullanabilirsiniz: mervankizil@hotmail.com #KazımKızılaÖzgürlük       OUR CONSCIENCE IS JAILED!  “You jailed a kind heart who keeps crumbs to feed ants and enjoys watching them eat."   On 17 April 2017, a civil demonstration was held in Bornova, Izmir, in order to protest the referendum results suspected to be fraudulent. Journalist/videoactivist/documentarist Kazım Kızıl was there to cover the event when he got arrested along with twenty one protestors.   Following the five day detention period, in the late hours of 21 April 2017 Kazım Kızıl was  remanded in custody along with six defenders and was sent to Menemen Prison. Kazım Kızıl is taken prisoner to obstruct his video recording.  Journalism is not a crime. This imprisonment will end and Kazım will continue to shoot videos.  Kazım Kızıl’s camera is the eyes and ears of the people. It has always been on the side of  people in every scene of injustice, such as in the mining “accident” of SOMA, in the massacre of the  olive trees in YIRCA, in the environmental murders in HOPA, in the exploitation of child labourers in TAVAS. Kazım Kızıl is our conscience!  Kazım Kızıl is not alone!  - Friends of Kazım Kızıl –   You can send your photos and videos of support to mervankizil@hotmail.com with the hashtag #FreeKazimKizil       NOTRE CONSCIENCE EST EN PRISON !  "Vous avez arrêté une personne qui ramasse des miettes pour les donner dans un papier de chocolat aux fourmis, et les contemple manger." Le 17 avril 2017, au lendemain du référendum en Turquie, de nombreuses protestations populaires ont eu lieu dans la rue. Alors qu’il était en train de couvrir l’une de ces manifestations, à Bornova, Izmir, Kazim Kizil, journaliste, vidéo-activiste et documentariste, a été arrêté avec vingt-et-un manifestants.  Après une garde à vue de cinq jours, le 21 avril 2017, il a été déféré au tribunal et placé en prison en détention préventive avec six autres personnes. Il  est  actuellement incarcéré dans la Prison de Menemen.  On l’a incarcéré pour l’empêcher de filmer, de témoigner.  Cette incarcération prendra fin et Kazim continuera à filmer.  Le journalisme n’est pas un crime.  La caméra de Kazim a été l'oeil et l'oreille du peuple. A chaque injustice sociale, Kazim était là, il a témoigné notamment de « l’accident » minier à Soma, du massacre des oliveraies à Yirca, des crimes écologiques commis à Hopa, de l’exploitation des enfants mineurs employés comme travailleurs à Tavas.  Kazım Kızıl est notre conscience !  Kazım Kızıl n’est pas seul !  Les amis de Kazim Kizil   Vous pouvez envoyer vos photos et vos vidéos de soutien à mervankizil@hotmail.com avec le hashtag  #LiberezKazimKizil  

Kazım'ın Arkadaşları
2,817 supporters