Örgün Öğretimlere Gereken Önem Verilsin

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 200.


Açık Öğretim Programları ve Örgün Eğitim Öğrencileri

Herkesin bildiği gibi Türkiye’nin eğitim sistemi çok karmaşık bir şekilde işliyor. Bunun bir örneği de açık öğretim programlarının örgün eğitim programları ile eşdeğer tutulması olarak karşımıza çıkıyor.

Bir örgün eğitim öğrencisi kazandığı üniversite ve programa gelene kadar gereken puanı elde etmek için lisede ve lise öncesinde elinden gelen en iyi şekilde derslerine çalışıp belirli puanı alıyor. Ancak açık öğretim bölümlerinin kontenjanları örgün eğitim programlarına göre 10 hatta 20 kat daha fazla olduğu için alınması gereken puan da düşüyor. Bu düşük puan gereksiniminden dolayı örgün eğitim öğrencisi en aktif olduğu çocukluk yıllarında eve, dershaneye ve okula hapsolurken açık öğretim öğrencisi ne okulu takıyor ne de başka türlü dersle ilgili bir aktivite gösteriyor. Tek yapması gereken lise boyunca derslerden en az geçer not almak ve YGS/LYS’de barajı geçip tercihte bulunmak.

Bunun sonucunda ne mi oluyor?

Örgün eğitim öğrencisi ailesinden uzak bir eğitim görüyor, dersleri günü gününe takip etmek ve ders anında not tutmak zorunda kalıyor(bunu yaparken derslerde işlenen slaytların fotoğrafını çekmek bazen yasak oluyor bazen de slaytlar yeterli içeriği zaten sağlamıyor), ekonomik durumunu düzeltmek için part time işlerde çalışıyor çünkü ailesi uzaktan uzağa ancak belli bir oranda güç yetirebiliyor, sınavları klasik olduğu için 2 soruya 2 sayfa yazı bile yazsa tam puan alması ve AGNO’sunu yüksek tutması çok zor bir hale geliyor, boş zamanı olmadığı için KPSS, ÖABT, ALES, YDS gibi önemli sınavlara yeteri kadar çalışacak vakit bulamıyor, AGNO sorunu olduğu için formasyon alırken zamanında bütün sınavlara test olarak girmiş ve yüksek AGNO yapmış AUZEF öğrencileri önüne geçiyor. Açık öğretim öğrencisi ise her gün istediği saatte istediği dersten başlayabiliyor ve karşısında bizim belirli bir YGS/LYS puanı alarak ancak karşılaşabildiğimiz hocalar oluyor. Düşünebiliyor musunuz sizin kendisinden ders alabilmek için sabahın 5’inde İstanbul’un bir ucundan kalkıp okula giderek gördüğünüz ve ders sonrasında elinizde hiçbir notunun kalmadığı hocayı açık öğretim öğrencisi her zaman online olarak notlarıyla ve videolu dersleriyle birlikte bulabiliyor ve bütün bu imkanlara sizden daha az bir YGS/LYS puanı alarak kavuşabiliyor. Tabi tüm bunların yanında öğrenimini evinde, ailesinin yanında, yerinden kalkmadan aldığını da unutmayalım.

İş bununla bitiyor mu? Sadece öğrenim sırasında mı örgün eğitimin üstüne çıkıyorlar?

Elbette hayır. Bu iki öğrenci türü de mezun olduklarında eşit sayılıyor ve devlet önünde girdikleri her sınavda aynı koşullarda yarıştırılıyorlar. Daha düşük bir YGS/LYS puanı almış olan açık öğretim öğrencisi ev ortamında ve rahat bir şekilde gördüğü derslerin sorularını KPSS’de bir bir yaparken; YGS/LYS’den belirli bir puanı alarak programa giriş yapan öğrenci ders anında hocanın söylediklerine ve slayta yetişemediğinden dolayı üstüne bir de hocanın ders notunun olmamasından dolayı KPSS’de daha düşük bir başarı elde ediyor.

Şimdi size sorum şu:

Bizi lisede ders çalıştığımız için pişman eden hatta ders çalışmayıp gününü gün edenlerden daha da dezavantajlı bir duruma getiren bu sistem sizce haklı bir sistem midir?

Peki bu haksızlık nasıl giderilebilir?

  • Açık öğretim programlarına kontenjan sınırı getirilebilir.
  • Açık öğretim programlarına kayıt için “belirli bir işte çalışıyor olmak, örgün eğitime gidemeyecek kadar maddi sıkıntı çekmek” gibi gerçekten geçerli sebep olarak görülebilecek koşullar getirilebilir.
  • Açık öğretim programları devlet önünde örgün eğitimden bir kademe daha düşük öncelikli olarak işe alınabilir.
  • Açık öğretim programlarında öğrenciye sunulan dokümanlar(video ve pdf sunumları) gibi örgün eğitim öğrencisine de kendisine uygun dokümanlar sunulabilir.
  • AUZEF programlarına formasyon kökten kaldırılabilir ya da formasyon için üniversite dışı öğrencilere olduğu gibi düşük bir kontenjan ayrılabilir.
  • Açık öğretim bölümleri kökten kapatılabilir ve yerlerine sadece “uzaktan eğitim” bölümleri bırakılabilir.

BU FİKİRLERE KATILIYORSANIZ VE ÖRGÜN ÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN AÇIKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİ KARŞISINDA BİR FARKI OLSUN İSTİYORSANIZ KAMPANYAYA İMZA ATMAYI İHMAL ETMEYİNİZ



Bugün Mustafa Kağan imzanı bekliyor!

Mustafa Kağan Özbilge bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Yüksek Öğretim Kurulu: Örgün Öğretimlere Gereken Önem Verilsin». Mustafa Kağan ve imza atan diğer 125 kişiye katıl.