Üniversiteme Dokunma!

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 100.


Merhaba!

20 Nisan 2018’de haber siteleri ve kanallarında yayılan bir haberle beraber 10 farklı üniversitenin dağıtılacağını, bazı fakültelerin ait olduğu üniversite yapılanmasından kopartılarak yeni üniversiteler açılacağını öğrendik. Bahsi geçen fakülltelerde hali hazırda öğrenim gören öğrencilerin çok ciddi bir kesimi bu karara karşı çıkıyor. Girilen üniversite sınavları sonucunda yerleştireleceğimiz üniversiteleri seçerken lokasyon, akademisyen kadrosu ve üniversitenin kendi içerisinde oluşturduğu tarihine dayanan misyon ve vizyonu gibi önemli ögeleri göz önünde bulundurmuştuk. Söz gelimi İstanbul Üniversite’nin İletişim Fakültesini baz alacak olursak bu iletişim fakültesi Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk kurulan iletişim fakültelerinden biri olma özelliği taşıyor. Bu da elbette akademisyen kodrosunu ve fakültenin misyon ve vizyonunu oluşturmada ciddi önem teşkil eden bir durum. Fakültenin kendi tarihi sonucunda ortaya konan eğitim anlayışı bu fakültenin yok olmasıyla beraber çürümeye yüz tutacaktır. Bunun yanında fakültelerin bağlı oldukları üniversitelerin adı da değiştiriliyor. Yine İstanbul Üniversitesi’ndeki fakültelerden örnek verecek olursak, bu fakülteler İbn-i Sina Üniversitesi adı altında toplanacak. Ki bu da demek oluyor ki üniversitenin hali hazırda okuyan öğrencileri İstanbul Üniversitesi’nden koparılıp alınacak ve bunun yanında üniversite bünyesinden atılan fakültelerde öğrenim görmek isteyecek öğrencilerin İstanbul Üniversitesi gibi köklü bir okulu seçme hakları dahi olmayacak. Ayrıca fakültelerin birleştirilmesiyle kurulacak İbn-i  Sina üniversitesinin yerinin Silivri veya Hadımköy’de olacak olma dedikodusu ayrıca endişe uyandırmaktadır. Zira dönüp baktığınız zaman bahsedilen bölgelerin şehrin ve hayat akışının ciddi anlamda dışında kalması öğrencilerin soyutlanmasına neden olacaktır. Kaldı ki bir üniversite öğrencisinin öğrenimini üniversitenin ötesine taşıma gerekliliği söz konusudur. Üniversite çağındaki öğrencilerin söyleşilere, sunumlara, bölümlerine hitap eden ya da kültürel gelişimlerini destekleyen festivallare ve bu gibi daha bir çok etkinliğe katılma hakları üniversitenin gelecek lokasyonu ile beraber tehdide uğramakta ve yok edilmektedir.  Bu etmenler doğal olarak öğrenim görecekleri üniversite tercihinde öğrencileri etkilediği kadar çalışma ve araştırma hayatlarını devam ettirecekleri üniversiteyi seçme konusunda akademisyenleri de etkileyecek ve bir süre sonra bu üniversitelerin akademisyen kadrosu boşalmaya başlayacaktır.

Bütün bunların ötesinde tamamıyla şu an da öğrenim gören öğrencilerin hiçbir şekilde fikirleri alınmadan bugünlerini ve geleceklerini bütünüyle değişterecek ve yukarıda bahsi geçen nedenlerden ötürü değiştirmenin de ötesinde yok etmeye kadar varacak bir karar alınırken mutlaka ve mutlaka alınacak kararla doğrudan ilgili öğrencilerin fikirlerine başvurulmalıdır öte durumda alınacak ve yürürlüğe konacak bu kararın sözü geçen öğrencilere karar mekanizmasının zorla isteğini dayatma durumundan bir  adım öteye geçemeyecektir.

Diğer taraftan alınmak istenen bu karar verilen hakkın geri alınamaması ve geriye dönük karar çıkartamama gibi yasalara ters düşmekte, üniversitelerin özerk yapılarını bozmakta, köklü yapılanmalarına zarar vermektedir. Ayrıca asla unutulmamalıdır ki eğer bu tasarı onaylanır ve yürürlüğe konulursa bütün bu olup bitenden etkilenen ünversite sayısı asla 10 ile sınırlı kalmayacaktır. Ben okuduğum üniversite ve bölümüm gereği daha hızlı ve rahat bilgi akışım olduğu için yukarıdaki örneklendirmeleri İstanbul Üniversitesi ve İ.Ü. İletişim Fakültesi üzerinden versem de bahsi geçen diğer üniversitelerde de durum farklı değildir ve bundan sonrakilerde de farklı olmayacaktır.

Bu sebeple Türkiye’deki bütün üniversite öğrencilerini, bütün akademisyenleri ve bütün aileleri kampanyayı imzalamaya davet ediyorum.



Bugün Çiçek imzanı bekliyor!

Çiçek Yaman bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «YÖK: Üniversime Dokunma!». Çiçek ve imza atan diğer 82 kişiye katıl.