TC askeri birliğinin Karabağda kontrol etmesi için ilgili anlaşma ve sözleşmeler yapılsın.

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 5.000.


Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a
Sayın Başkan!
Sizin önderliğinizdeki kardeş Türk halkının ve devletinin tarihi başarıları halkımızda büyük bir sevinç ve gurur uyandırmakta, Türkiye'nin ve tüm Türk dünyasının aydınlık yarınlarına olan güvenlerini artırmaktadır. Son zamanlar kahraman Türk Ordusu birliklerinin Karabağ'a gelişi, halkımızın yabancı işgalcilere karşı tam ve kesin bir zafer için umut ve güvenini daha da artırmıştır. Sizlere bu hoş ve yüce duygularla hitap ediyoruz.
Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini işgal eden ve halkımıza karşı acımasızca terör operasyonları yürüten Ermenistan, Minsk Grubu eş Başkanları olan Rusya ve Fransa'nın Ermeni yanlısı konumundan yararlandı ve 27 Eylül’den itibaren temas hattı boyunca ve ötesinde büyük kalibreli silahlar, havan topları, toplar ve balistik füzelerle Azerbaycan’ın sivil hedeflerine ateş edildi. Ancak Azerbaycan Ordusu işgalci Ermenistan'a ve onun himayesindeki ayrılıkçı-terörist rejime rağmen ülkemizin kültür merkezlerinden Şuşa şehri da dahil olmak üzere işgal altındaki topraklarımızın çoğunu kurtardı. Bu tarihi zaferde Türk devletinin siyasi-hukuki ve askeri-teknik yardımının büyük katkısı oldu.
Şuşa Şehrinin kurtarılmasından Bir gün sonra Azerbaycan, Rusya ve Ermenistan Devlet Başkanları tarafından 10 Kasım 2020 tarihinde imzalanan metin sonucunda Ağdam, Kelbecer ve Laçin bölgeleri de savaşsız düşmandan temizlendi. Ancak bu üçlü anlaşmaya binaen Azerbaycan'ın Karabağ bölgesine çok sayıda askeri teçhizat ile beraber "barış gücü" adı altında Rus askeri sınırları net belirlenmemiş "temas hattı" ve 5 km genişliğinde Lachın koridoruna yerleştirildi. Rus askeri yerleştikten sonra eski Dağlık Karabağ bölgesindeki ayrılıkçı rejim canlanmaya başladı.
Sayın Cumhurbaşkanı!
Tarihi gerçekler, son 30 yıllık zaman diliminde Rusya'nın “barış gücü” adı altında gönderdiği askeri birliklerinin Moldova'nın Transdinyester, Gürcistan Abhazya, Güney Osetya, Ukrayna'nın Kırım, Donetsk ve Luhansk da dahil olmak üzere tüm Post-Sovyet ülkelerde saldırı ve ilhak politikası izlediğini gösteriyor. Eski Sovyetler Birliği'nin 366. motorlu piyade alayının ilk olarak Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde "barışı koruma görevlisi" adı altında konuşlandırıldığını hatırlatırız. SSCB'nin dağılmasının ardından Rus silahlı kuvvetlerinin kontrolüne giren bu askeri birlik, Ermeni teröristlerle birlikte 26 Şubat 1992'de Karabağ'ın Hocalı kentinde Azerbaycan halkına yönelik vahşi soykırımda iştirak etmiştir.
Bu açıklanan Bildiri/Anlaşmaya göre, Rus silahlı kuvvetlerinin Azerbaycan'da "barışı koruma gücü" adı altında mevcut faaliyeti, ulusal ve uluslararası hukukun norm ve ilkelerine tamamen aykırı, yasadışı bir eylemdir. Bu, aşağıdaki yasal normlarla açıkça kanıtlamaktadır:
Ülkemizin yasama kararlarına göre, üç devlet başkanının imzaladığı "mutabakat belgesinin’’ yasal alt yapısı yoktur. Nitekim, 18 Ekim 1991 tarihinde Yüksek Sovyet (parlamento) tarafından kabul edilen ve daha sonra halk tarafından referandumla onaylanan "Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Bağımsızlığına İlişkin Anayasa Kanunun" 12. maddesine göre, "Devletin egemenlik gücü, sadece iç meselelerde kanunla ve dış ilişkilerde sadece Azerbaycan halkının özgürce kabul ettiği antlaşma ve anlaşmaların hükümleriyle sınırlıdır." Ayrıca Anayasa Kanunun 12. Maddesi "Azerbaycan Cumhuriyetinin egemenliğinin devredilemez ve tüm topraklarını kapsamaktadır", "Azerbaycan Cumhuriyeti, topraklarında kullandığı egemenlik haklarını başka devletlere ve eyalet birliklerine hiçbir şekilde devretmez." belirtmektedir. Bu hükümlerden anlaşılıyor ki, Rus silahlı kuvvetlerinin "barışı koruma" adı altında Azerbaycan'a getirilmesi ve Karabağ'daki "temas hattı" boyunca topraklarımızı kontrol etmesi, Azerbaycan devletinin buralardaki egemen gücünü sınırlıyor.
Uluslararası hukuka göre ise herhangi bir ülkeye "Barış Gücü" konuşlandırılması, BM Güvenlik Konseyi'nin kararı ve emriyle yapılmalıdır. BM barış güçlerinin olmadığı görevler de uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletlerin temel ilkelerine dayanmalı, tarafsız olmalı ve çatışma bölgelerinde barış ve güvenliği sağlamaya hizmet etmelidir. Ancak Ermenistan ile askeri ittifakı olan Rusya, çatışma bölgesinde tarafsız bir görev yürütemediği için Azerbaycan'ın yetki alanına giren Dağlık Karabağ'da "barış gücü" adı altında silahlı kuvvetlerin konuşlandırması BM'nin temel ilkelerine aykırıdır ve yasadışıdır.
Kısa bir süre içinde Rus "barış güçleri", eski Dağlık Karabağ bölgesinde ulusal ve uluslararası hukukun gereklerini büyük ölçüde ihlal ederek o bölgede saldırgan eylemlerde bulunarak ülkemizin devlet bağımsızlığı ve egemenliğine ciddi tehditler oluşturmuştur. Bu, aşağıdaki durumlardan ve gerçeklerden açıkça görülebilir:
Rusya birlikleri barışı koruma faaliyetleriyle uyumlu olmayan silahlarla donatılmıştır ve aslında Dağlık Karabağ'da bir askeri üs olarak faaliyet göstermektedir.
Rusya hükümeti, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarının ağır ihlali ederek "barışı koruma görevlilerinin" faaliyetlerini düzenlemek için Azerbaycan hükümeti ile değil, işgalci Ermeni hükümeti ile anlaşmalar imzalıyor.
Azerbaycan Cumhuriyeti'nin, Sovyetler Birliği veya Azerbaycan SSC'nin değil, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin halefi olmasına, Sovyet dönemi kanun ve idari işlemlerinin bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nde yasal gücünü kaybetmesine, Anayasa kanunun 4. maddesine dayanak gösterilerek 1991 yılında ülke parlamentosunun tarafından kabul edilen, "Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’nin kaldırılmasına, bazı bölgelerin idari-bölge birimlerindeki değişikliklere rağmen, Rusya "barış güçleri" kendi amacını aşarak ve ülke mevzuatının gereklerini büyük ölçüde ihlal ederek, Dağlık Karabağ'ın Sovyet dönemi ait idari haritası esasında, zengin altın madeninin bulunduğu alan dahil olmakla Kelbecer’in idari-bölgesel birimlerinin bir kısmını Ermenilerin yaşadığı Ağdere bölgesine dahil etmeye çalışıyorlar. Bu da devletimizin egemenliğine büyük bir müdahale ve suç eylemidir.
Rusya "barış gücü" Laçın üzerinden "insani koridor" kurulması bahanesiyle Azerbaycan’ı, Laçin şehrini ve Ermenistan sınırının 5 km genişliğindeki bölgeyi kontrol etme hakkından mahrum bırakmıştır. Bu da ülkemizin toprak bütünlüğünün korunmasına ve devlet sınırlarının dokunulmazlığına karşı bir saldırı ve işgal eylemidir.
Rusya hükümeti, işgalci niyetlerini yerine getirmek için eski "Dağlık Karabağ bölgesinin birçok yerinin Azerbaycan'ın hukuki kontörlü altına alınmasını ve bu bölgelerde ilgili devlet organlarının kurulmasını engellemeye çalışıyor.
Rusya'nın "Barış Gücü", sözde "Dağlık Karabağ’ı yeniden canlandırmak ve onu bağımsız bir devlet olarak tanıtmak için, işgalci Ermenistan ve Dağlık Karabağ'daki ayrılıkçı rejimin liderleriyle yakın iş birliği içinde olarak açık ve gizlice faaliyet yapmaktadırlar.
Yukarıdaki koşullar ve yasal normlar, Rusya "barış güçlerinin" Azerbaycan'a gelmesi "Azerbaycan Cumhuriyeti'nin devlet bağımsızlığı hakkında Anayasa, kanunlara ve uluslararası hukuka tamamen aykırı olduğunu ve devletimizin egemenliğini kısıtlayan ve bağımsızlığımızı tehdit eden bir işgal eylemi olduğunu kanıtlamaktadır. Bu nedenle bu işgal birliklerinin ülkeden çıkması gerekiyor.
Aynı zamanda hatırlatmak isteriz ki, Azerbaycan hükümeti, Azerbaycan devlet bağımsızlığı yeniden ilan edilene kadar ülkenin devlet egemenliğine ve toprak bütünlüğüne aykırı mevzuatların, Azerbaycan'da yasal geçerliliğinin olmadığını Anayasa kanunun 4. maddesine atıfta bulunarak, Rusya ile Ermenistan arasında 2 Aralık 1920'de imzalanan askeri-siyasi anlaşma temelinde Ermenistan'a verilen Zengezur vilayetini, daha sonra Sovyetler Birliği'nin Ermeni yanlısı liderliğinin talimat ve kararları üzerine "hediye edilen" diğer topraklarımızın da Ermenistan'a geri almayı talep etmek hakkı vardır. Bu yönde gerekli adımları atmalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanı!
Bu metne imza atan siyasi partiler, STK’lar ve aydınlar olarak, ulusal mevzuat ve uluslararası hukuk norm ve ilkelerine dayanarak halkımızın en yüksek menfaatlerini ve iradesini ifade ederek, Başında olduğunuz olduğunuz kardeş Türk hükümetini, Azerbaycan hükümeti ile aşağıdaki önerilerimizin uygulanmasında aktif rol almaya çağırıyoruz:
-Rus ‘’barış gücünün" Azerbaycan Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğüne ve devlet egemenliğine karşı yürüttüğü eylemleri önlemek için gerekli tedbirler görünsün.
-Rus "barış gücü" ve Ermeni ayrılıkçılarının kontrolü altında olan Hankendi’nde ve çevresinde Azerbaycan'ın egemenlik haklarının ve ilgili devlet organlarının faaliyetlerini yeniden tesis etmek için acil önlemler alınsın.
Türkiye Cumhuriyeti askeri birliğinin eski Dağlık Karabağ bölgesini kapsayan topraklarda konuşlandırılması ve bu topraklardaki ateşkes ve barışçıl yaşamı Azerbaycan askeri birlikleriyle birlikte kontrol etmesi için ilgili anlaşma ve sözleşmeler yapılsın.
"Barışı koruma" misyonuyla bağdaşmayan yasadışı eylemler, işgalci Ermenistan ve sözde "Dağlık Karabağ Cumhuriyeti" bölücü-terörist rejim liderleri ile yakın iş birliği ve Azerbaycan'ın egemenlik haklarının ihlali nedeniyle Rus askerleri gecikmeden ülkeden çekilmelidir.
Ulusal ve uluslararası hukukun norm ve ilkelerine aykırı olarak Sovyetler Birliği'nin merkezi yetkilileri tarafından Ermenistan'a devredilen Zengezur bölgesi ve diğer bölgeler Anayasa Kanunun 4. maddesinin gereklerine uygun olarak Azerbaycan'ın yargı yetkisine döndürmek için siyasi ve hukuki-politik tedbirler geliştirmelidir. Saygılarımızla.
Bildiriyi İmzalayanlar:
Vatandaş ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Doç.Dr Ali Aliyev
Özgürlük Partisi Genel Başkanı Ahmed Oruj
Birleşik Azerbaycan Milli Birlik Partisi Genel Başkanı, eski Milletvekili, Prof.Dr Hacibaba Azimov
Sosyal Adalet Partisi başkanı, eski Milletvekili, Matlab Mutallimli
Klasik Halk Cebhesi Partisi başkanı, eski Milletvekili, Mirmahmud Miralioğlu
Özgür Demokratlar Partisi başkanı, eski Milletvekili, Sulhaddin Akbar
Azerbaycan Demokrasi ve Refah Hareketi Başkanı, ABD Rutgers Üniversitesi Profesörü Gubad Ibadoğlu
ABD Kuzey Carolina Üniversitesi'nde Prof.Dr Ali Askerov,
Demokratik Değişim Platformu Başkanı Ali Mustafayev
Doğu-Batı Araştırmaları Merkezi Başkanı Arastun Orujlu
Güvenlik Araştırmaları Merkezi Başkanı İlham İsmail
Gazetecilik Geliştirme Merkezi Başkanı, Prof.Dr Gulu Maharramli,
Uluslararası “Borçalı” Topluluğu Başkanı Zalimkhan Mammadli.
Hukuk Doktoru, ABD Barolar Birliği üyesi Ismail Shakhtakhtinsky