Sinop, Nükleer'e Hayır

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 100.


 

 

 

Neden “HAYIR"

Herhangi bir nükleer kaza halinde; bu kaza ile ortaya çıkacak olan zararların giderilmesinden kimlerin sorumlu olacağı ve bu zararların nasıl karşılanacağına dair yeterli bilgi bulunmadığını belirtti.

 

– Atıkların nasıl yönetileceğine dair yeterli bir çalışma bulunmadığı gibi, atıkların nerede tutulacağı; nasıl taşınacağı ve devamında da bu sürecin güvenliliğinin nasıl karşılanacağı konusunun raporda cevapsız bırakıldığına dikkat çekti.

 

 26 Nisan 1986 tarihinde, dünyanın bugüne dek gördüğü en büyük nükleer felaket yaşandı: Çernobil. Her biri 1.000MW gücünde olan dört reaktörün hatalı tasarımı ve üzerine reaktörlerden birinde deney yapmak için güvenlik sisteminin devre dışı bırakılması sonucu bir felaket yaşandı. 29 yıl sonra bugün, Çernobil Nükleer Santrali’ni inşa etmiş Rosatom şirketinin, Mersin Akkuyu’da bir santral kuruyor.

 

Santralin yapılacağı Mersin ‘den geçen fay hattı. Ecemiş Fay hattının bulunduğu Mersin’ de meydana gelebilecek bir depremde olabilecekler korkunç bir tablo oluşturuyor. 2011 yılında Japonya Fukuşima’ da yaşanan felaket sonrasında nükleere yatırım yapan her ülke, savunan pek çok bilim insanı bir adım da olsa geri attı. Bu kazadan önce Japonya’nın en güvenli santralleri yaptığı iddia ediliyordu. Deprem sonrası açılan 20 cm’lik çatlak yüzünden onbinlerce ton radyoaktif su denize karıştı. Aradan 3 yıl geçmiş olmasına rağmen hala sızıntılar devam ediyor.Örneğin, Fransa’nın güneyinde popüler turistik bölgesinde iki nehirde 2008’de musluk sularının içilmesi, yüzmek ve balık tutmak yasaklandı. Sebebi ise Tricastin nükleer santralinden 75 kg’lık radyoaktif maddenin suya karışmasıydı. Rusya’nın yapmayı planladığı VVER-1200 modeli üniteler, Rusya tarafından yeni geliştirilmiştir. Daha henüz dünyada VVER-1200 model bir reaktör işletme halinde bulunmamaktadır. 3. nesil olarak dile getirilen bu santrallerin güvenilirliği belirsizdir.

 Söküm, atık ve çevresel maliyetler hesaplığında nükleer dünyanın en pahalı enerjisi. Türkiye, enerjisinin yüzde 73’ünü fosil kaynaklardan yani petrol, doğalgaz ve kömürden elde ediyor.  Petrolün yüzde 96’sını, kömürün yüzde 28’ini ve doğalgazın yüzde 98’ini ithal ediyoruz. Nükleer de devreye girince Rusya’ ya bel bağlamış oluyoruz.

 

2013 yılında Türkiye ihtiyacı olandan daha fazla elektrik üretti. Karanlıkta kalmak bir yana, sektörde gereksiz bir balon oluştu.

Fukuşima kazasından önce Japonya’da 54 reaktör çalışıyordu. Ülkenin elektrik ihtiyacının %30’undan fazlası nükleer santrallerden geliyordu. Kaza sonrası bütün reaktörler denetim için kapatıldı. Bir yıla yakın bir süre Japonya’da nükleer santraller çalışmazken bırakın karanlıkta kalmayı tek bir elektrik kesintisi bile olmadı.

Biyokütle, rüzgar, hidroelektrik enerjileri nükleer enerjiden çok daha ucuz. Güneş enerjisinin ise kısa bir zamanda nükleer enerjiden daha ucuz olması bekleniyor. Ülkemizde bu alanlara yapılan yatırım sıfıra yakın. Özellikle Avrupa’ ya ülkelerin %10-15 oranında enerji ihtiyacı rüzgar (kinetik) ile sağlanıyor.

 Kısacacı ülkemizin kirli, sağlığı ve hayatı tehdit eden nükleer santrale ihtiyacı yok. Türkiye’ nin nüfusunun ileri yıllardaki fazla artışı ile doğacak bir enerji sıkıntısı karşısında, yapılacak farklı yatırımlar var. Ülkemizin, Dünya ile aynı yürüyebileceği yeni enerji yatırımlarına gücü var.



Bugün Nükleere imzanı bekliyor!

Nükleere Hayır bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Mehmet Özhaseki: Sinop, Nükleer'e Hayır». Nükleere ve imza atan diğer 39 kişiye katıl.