Kamil Koç; Kaybettiğin kızımız Gümüş'ü bul...

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 500.


Merhaba Arkadaşlar;

Size iki gündür yaşadığım yolculuk problemimi aktarmak istiyorum. 10.07.2017 de Kamil Koç firmasının 03.00 saatli 3831357 sayılı seferi olan Eskişehir- İstanbul aracına ablam, ben ve kedimiz Gümüş ile yolculuk yapmak için bindik. Yürürlükte olduğu üzere Gümüş’ü ilaçlı bir şekilde aracın bagajına teslim ettik. Buraya kadar hiçbir problem yok. Yolculuk esnasında ablam ve ben uyuyakalmış olduğumuz için molayı kaçırdık ve araç istanbul’a girdiğinde 3 noktada durdu:

1. si Dudullu yolcu indirme terminali

2.si Alibeyköy terminali

3. olarakta ineceğimiz durak olan Esenler otogarı

Esenler otogarında araçtan ilk ben indim çünkü kızımızın durumunu merak ediyorduk. Bagaj açıldığında kızımızın taşıma çantasının fermuarının açılmış olduğunu ve Gümüşün içinde olmadığını gördük. Bütün otobüsü aramış olmamıza rağmen kızımızı bulamadık. Bize kendisinin çıkmış ve kaçmış olabileceği söylendi bu yüzden muavine bagajın duraklar dışında hiç açılıp açılmadığını sorduk ve bagajın ilk olarak dudullu terminalinde açıldığını ondan önce açılmadığını öğrendik. ( Ama çantamızın fermuarı Gümüş’ün açabileceği bir fermuar değil çünkü biz kendimiz bile açıp kapatırken zorlanmamıza rağmen onun açabilmiş olması mümkün değil. ) Yine de her ihtimali değerlendirmek adına dudullu terminaline araştırmak için geri döndük kamil koç firmasının aracıyla.  Bizi indirdikleri yer yolcu bindirme terminaliymiş ve bunu öğrenene kadar orada her yeri aradık. Sonrasında oranın müşteri ilişkileri sorumlusu olan Gonca Özden hanımla görüştük ve kamera kayıtlarına bakılmasını istediğimizi söyledik. O da bunun oradan yapılamayacağını ve bizim gitmemiz gereken yerin yolcu indirme yeri olduğunu söyledi, diğer terminalden bir görevliyi aradı ve bizi servisle oraya aktardı. Oraya gittiğimiz de hareket amiri Osman Bey ile görüştük ve kendisi bu işi Gonca Hanımın yapması gerektiğini bizi neden oraya yolladığını sordu ve bizde bunu bilmediğimizi dile getirdikten sonra kendisinin böyle bir şey yapamayacağını sorumlunun Serkan Bey olduğunu ve kendisinin de bi kazayla ilgilenmek için çıktığını söyledi. Ne zaman geleceğini sorduğumuzda  ise bilmediğini ama akşama gelmeyeceğini  söyledi, bizi odadan zorla çıkardı ve biz de dudullu terminalinde beklemeye başladık . O arada da kızımızın gitmiş olabileceği yerleri öğrenmek için etrafı gezdik, terminalde ki servis görevlilerine, taksicilere ve yakın çevredeki herkese sorup numara bıraktık ve kızımız buhar olup uçmuş gibi kimse hiçbir şey görmemişti. Saatlerce orada aramadığımız yer kalmadı ve bu arada da sadece kızımızı aradığımız için personel yardım etmeye çalışacağına resmen bizimle alay etti. Sonrasında görüntüleri bizimde izleyebilmemiz adına en yakın karakol olan Çakmaklı Emniyet Amirliği’ne gittik ve durumu anlatıp yazı aldık. O arada Gonca Hanım ile konuştuk ve yaptığımızın ne kadar ayıp olduğunu sorarak telefonu yüzümüze kapattı. Terminale tekrar döndüğümüzde Gonca Hanım aramış olacak ki Osman Bey gayet insani bir şekilde otobüsün saatini yolculuk güzergahını sorarak kaydetti. İşin asıl sorunu ise bu noktaya kadar bize insanca davranmadı, bağırıp, çağırıp gitmemizi söyledi. Gonca Hanım geldi ve odaya alındık. Oda da ben, ablam Burcu, hareket  amiri Osman Bey ve müşteri ilişkilerinden Gonca Hanım vardık. Biz kayıtları izlemek istediğimizi ve bunun için elimizde belge olduğunu söylediğimizde bizimle dalga geçer gibi belge almasaydık Serkan Beyin akşam geldiğinde görüntüleri izleteceğini ancak şuan  bunun mümkün olmadığını çünkü işin genel müdürlüğe ulaşacağını  ve bu yüzden kayıtların Bursa’ da olan genel merkezden alınması gerektiğini söylediler. Bu durum sinirlenmemize yol açtı çünkü bizi sabahtan beri Serkan Bey gelince izletecek diyerek orada bekletip oyaladılar. Oda da konuşulurken ablamın o bizim çocuğumuz siz kendi çocuğunuz aynı durumda olsa aç mı susuz mu nerde kimle olduğunu bilmeden rahat eder miydiniz bu olayın peşine düşmez miydiniz sorusu üzerine Osman Bey bize karşı köpürdü ve benim çocuklarımı niye karıştırıyorsun diyerek üzerimize yürümeye kalktı. Bu noktadan sonra tartışma biraz daha kızıştı ve Gonca Hanım bizi itme suretiyle odadan çıkarmaya kalktı ancak mesafesini koruması yönündeki ihtarımdan sonra geri çekilip bize bağırarak;  oradan hemen çıkmamızı istediğini çünkü yolcuları rahatsız ettiğimizi söyledi. Bu nokta da firmalarından mağdur olan biz yolcuları, diğer yolcularını rahatsız ediyor olduk sadece hakkımızı aradığımız ve elimizdeki kağıtla görüntülere bakmak istediğimiz için. Bunun üzerine karakoldan ekip çağırdık ve bize yardımcı olmak için geldiler. (bu esnada Gonca Hanım servise bindi ve diğer şubeye geri döndü) Polislere söylenen de şuydu ki kamera  kayıtları canlı yapılmaktaydı ve merkezden istenmesi gerekiyordu. Bu kadar basit bir bilgiyi vermek için bizi saatlerce beklettikten sonra  kızımızın da kayıp olduğu bi durumda sakin davranmamızı kimse bekleyemezdi sonuçta. Memur arkadaşlarla gereken konuşma yapıldıktan sonra otogara doğru yola çıktık. Tabii biz dudullu da bu süreçle uğraşırken anne ve babamız da alibeyköy terminal de araştırma yaptı ancak kızımız hiçbir yerde bulunamadı. Geriye kalan tek seçenek muavinin ihmali ve onun almış olabileceğiydi. Çünkü Gümüş kendisi o fermuarı kesinlikle açamaz ve bu otogarda polis memurlarının da  kabul etmiş olduğu bir nokta. Otogar da Bayrampaşa Emniyet Amirliği’ne başvuru da bulunup ifade verdikte sonra mecburen evimize döndük. Sabah erkenden otogara müşteri ilişkileriyle tekrar görüşmek için gittik. (Muavinle konuşmak istediğimzi belirtmiştik daha öncesinde ve onlarda buna yardımcı olacaklarını söyleyip bugün için oraya davet etmeleri üzerine.) Oraya vardığımızda muavinin şuan Eskişehir’de olduğu belirtildi bize ve muavinin bilgilerini istediğimizde bunu veremeyeceklerini söylediler ve dava açacağımızı belirtmek suretiyle bilgilerine ancak ulaşabildik. Oradan Hasan Albayrak olduğunu muavinin ve numarasını da aldıktan sonra oradaki müşteri ilişkileri ile konuşmaya başladık ve bagajın sorumululuğunun muavine ait olduğunu kabul ettiler ancak canlı hayvan sorumluluğunun bizde olduğunu söylediler. Göremediğim bir bagajın sorumluluğunu da bize ait olduğunu söylemiş olmaları da ayrı bir gülünç. Gümüş’ün o fermuarı açmış olmasının imkansız olduğunu belirttiğimizde müşteri ilişkileriden adı Yusuf olan şahısın muavinin de bizim çantamızı açmış olmasının İM-KAN-SIZ olduğunu söylemesi üzerine ablam da başka bir bagaj açılsaydı da sorumluluk bizde mi idi sorusuna hayır o muavinin sorumluluğunda demesi bi canlıya verdikleri değerin bir valizden az olduğunu gösteriyor zaten. Ve bize yardımcı olacak hiçbir şey yapmadılar. İki gündür Kamil Koç’un merkezini aramış olmamıza rağmen hala kimse hiçbir şekilde geri dönüş yapmadı. Firmanın sorumsuzluğu değil de nedir bu yaşadıklarımız. 6 senedir Kamil Koç ile yolculuk ediyor olmama rağmen ( ki bu süreç içerisinde Gümüşte benimle birlikte defalarca yolculuk yaptı) böyle bir muamele görmedim. Kamil Koç’u hep yolcularına saygılı ve duyarlı bir firma olarak görmüş olmama rağmen iki gündür yaşadıklarımızın sorumluluğunu kabullenen ve yardımcı olacak hiç kimse çıkmadı. Üstüne üstlük cana verilen değerin bu kadar az olması beni şaşırtıyor.

 

Türcü bir tutumla kendi kaybettikleri kedimizi bulmak için hiçbir çaba göstermeyen bu firmanın, sorumlularının ve ihmali olan insanların cezasını alması gerekiyor. Aynı zaman da kötü davranışlarından mı bahsetmeliyim, cana verdikleri sıfır değerden mi yoksa kaybettikleri canımızı bulmak için hiçbişey yapmamalarından mı bilemiyorum. Bu türde ve davranışta, yolcularının isteklerini, ricalarını ve en önemlisi hakkını arama çabalarını hiçe sayan bir firmanın aynı güvenle işine devam etmemesi gerekir. Bugün bizim kedimizi kaybedip hiçbişey yapmayan bu firma kim bilir yarın kimin çocuğunu kaybedip aynı yüzsüzlüğe devam eder?



Bugün Gizem imzanı bekliyor!

Gizem Yildirim bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Kamil Koç; Kaybettiğin kızımız Gümüş'ü bul...». Gizem ve imza atan diğer 361 kişiye katıl.