Kampanya Kapatıldı

İHANET SUÇU İŞLEYENLER YARGILANMALI

Bu kampanya 6 destekçiye ulaştı


Konu 1 : İKİZ YASALAR NEDİR?

 “İkiz yasaların” özelliği, halkların, mezheplerin yani farklı toplumsal kökenlere sahip olanların “kendi kaderini tayin etme” hakkı veriyor. Yani bunu imzalayan devletlerde yaşayan etnik kökenler, dilerse ayrılabilir, kendi kendini yönetebilir. Daha önce de Türkiye’nin önüne konulmuş, ancak ulus devlete yönelik tehditler oluşturacağı düşüncesiyle onaylanmamıştır.

 Türkiye 2003’de, ülkemizin bölünmesine bahane yapılacak derecede tehlikeli ve hıyanet içerikli başka bir uluslararası maddeyi daha imzalamıştır. İkiz yasalar diye adlandırılan bu yasaların imzalanmasıyla PKK Federasyonuna giden yoldaki en önemli adımlardan birisi atılmıştır. (T.B.M.M.’nin 04.06.2003 tarihli oturumunda kabul edilen bu yasayı, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer onaylamıştır.) Türkiye 2000 yılına kadar 34 yıl boyunca ikiz yasaları imzalamaktan kaçınmıştır. 2000 Yılında Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümeti tarafından yasa maalesef imzalanmış ama 3 sene sumen altında kalmıştır. Bundan sonra tam da Irak’ın işgali gerçekleşirken 2003 yılında AKP hükümeti ulus devletinin intiharı olan bu yasayı uygulamaya başlamıştır.

 “İkiz yasalar”, ulus devletimizi tehdit eden yasalardır. Nevruzdaki Diyarbakır rezaletini hatırlayın. Alenen bir suç işlendi orada. Terör ve teröristi öven naralar atıldı. Sizce savcıların sesi neden çıkmadı? Bu suskunluğun bir sebebi olmalı değil mi? “Hukuken” onaylanan bir yasaya kendi yasalarımızca suç olsa bile nasıl dava açabilirler ki? Bu “yasa” binlerce mermiden daha tehlikelidir. Silahla yapılamayanın “hukuk” ve “siyaset” nezdinde yapılması demektir. Bölücü terör örgütünün ısrarla siyasallaştırılmak istenmesinin sebebi budur.

 Sözün özü; Türkiye, bölünmeyi yasa haline getirdi.  Maddeleri okuyacak olursak ne denli tehlikeli ve ihanet kokan bir yasa olduğunu anlamış oluruz. Özetle, onaylanan “İkiz Yasalar”, ulus devletimizi ve egemenliğimizi tehdit eden yasalardır.

 Bu sözleşmelerin içeriğinden Türk Milletinin hiç haberi olmamıştır.

 Bu yasalar hakkında Türk Milletine bilgi verilmesi gerekmektedir.

 

 Konu 2 : TAPUSU TÜRKİYE’YE AİT OLAN ADALARIN YUNANİSTAN’A VERİLMESİ

 Türkiye Cumhuriyeti’ne ait adaların Yunanistan tarafından işgal ve ilhak edildiği konusu defalarca görsel ve yazılı basında gündeme gelmesine rağmen, AKP Hükümeti sessizliğini korumaya devam etmektedir.

 AKP Hükümeti tarafından, Yunanistan’a alenen verilen 16 Türk Adası ve 1 kayalık, Ege Denizi ve Akdeniz’de stratejik öneme haiz vatan topraklarıdır. Yunanaistan, Türkiye Cumhuriyeti’ni, AKP Hükümetleri eliyle kuşatmış ve Türkiye Cumhuriyeti Ege Denizi’nde 3 milin ötesine geçemez hale gelmiştir.

 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, muhalefet partileri tarafından verilen soru önergelerine, Dışişleri Bakanlığı tarafından verilen cevapta işgal kabul ve itiraf edilmiştir.

 Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu konuyu sulandırarak ve saptırarak kamuoyunu oyalamaya çalışmıştır.

Adalarımız: "Koyun, Hurşit, Formoz, Eşek, Nergizcik, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık, Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi, Koufonisi, Marathi ve Venedik kayalıkları.”

 Adaların Türk tarafına ait olduğunu gösteren uluslararası anlaşmalar.

1913 Tarihli Londra Antlaşması, 1924 Tarihli Lozan Antlaşması’nın 12. ve 15. Maddeleri ile, Lozan Antlaşmasının Eki olan 2 Nolu Haritası, 1947 Tarihli Paris Antlaşması, Anayasa 105-148, TCK 302 ve sair uluslararası/ulusal mevzuat

 Devlet yetkililerinin görevi, yurdu ve halkı korumak, onların hakkına sahip çıkmak ve bu uğurda ulusal/uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm hak ve yetkileri aktif biçimde icra etmek üzerine olmalıdır. Ne yazık ki şüphelilerin böyle bir yurtseverlik, halk severlik duyu ve düşünceleri olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle de açıkça yükümlendirildikleri görevlerini ihmal etmekte, vatan topraklarının işgaline seyirci kalmaktadırlar.

 “Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik fiiller” (TCK 302. maddesi)

 Sözün özü: Tüm bu bilgiler ışığında ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kanunlarında da açıkça belirtildiği üzere Türk milletinden gizlenen bu olayların topluma bir açıklaması yapılmasını istiyoruz.


Konu 3 :Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Diplomasını sahte mi değil mi resmi kaynaktan bunun kamuoyuna açıklamasının  yapılmasını istiyoruz.

 – Yüksek Okul Geçici Çıkış Belgesinde “GEÇİCİ ÇIKIŞ BELGESİ” yazar, “MEZUNİYET BELGESİ” değil.

Bir not: Geçici belgede, “Geçici Çıkış Belgesi” yazar!..

– RTE’nin sahte belgesinde “YUKARIDA FOTOĞRAFI ONAYLANMIŞ BULUNAN” diye yazıyor. Ama yukarıda fotoğraf yok. Bu bir sahteliktir.

– RTE’nin Yüksek Okul Çıkış belgesinde iki tane belge numarası vardır. 440 ve 677. Bu yasal değildir. Bir belgeye tek numara verilir. Bu da sahteciliktir.

– 1980’li yıllarda Yüksek Okulları Müdürlükler yönetirdi. DEKAN değil. Bu da yasal değil. Benim yüksek okul belgem örnektir. RTE’nin Yüksek Okul Diploması, sahtecilikle hazırlanmıştır, yok hükmündedir.

Ağır ve incitici değil mi?.. Ama son iki madde olayı iyice vahim hale getiriyor:

– RTE’nin bu sahteciliği kendi ıslak el imzası ile onaylaması, sahteciliği bilerek ve isteyerek yaptığının kanıtıdır.

– RTE’nin “Yüksek Okul Mezuniyet Belgesi” Microsoft’un 2005 yılında piyasaya çıkardığı “CALİBRİ FONT” ya da 2008’de ortaya çıkan yazı türü “MALGİN GOTIC FONT” ile düzenlenmiştir. Bu açıkça resmi belgede sahteciliktir. Çünkü Erdoğan’ın 1981’de aldığını iddia ettiği İktisat Yüksek Okul Mezuniyet belgesi olan 1980-81’de böyle bir yazı türü yoktu!..


Son olarak: Türkiye Cumhuriyeti Devletimizde yapılan kanunsuzlukların, yasadışı uygulamaların, bölünmeye giden eylemlerin ve gün güzüne çıkan bilgilerin toplumdan gizlenmesini istemiyoruz. Ve yukarıda açıklamaları verilen konuları devletimizin araştırmasını, mevcut anayasal düzenimizdeki maddeler ile hukuk devletimizin kanununlarının uygulanması talebinde bulunuyoruz. Anlatılan ve üzerinde durulan konular gerçekleşmiş olup bu konuların geleceğimiz açısında büyük tehlike oluşturacağını görerek Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin ivedi bir şekilde yönetimdeki bu düzensizlikleri fark etmesi açısından Türk milletinin desteklerini talep ediyoruz.

TURAN HAREKETİ PARTİSİ



Bugün TURAN HAREKETİ PARTİSİ imzanı bekliyor!

TURAN HAREKETİ PARTİSİ bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «İHANET SUÇU İŞLEYENLER YARGILANMALI». TURAN HAREKETİ PARTİSİ ve imza atan diğer 5 kişiye katıl.