Şule İdil Dere davasında adil yargılama istiyoruz.

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 15.000.


İdil'i 23 yaşında, 12 Mayıs 2016'da Yoğurtçu Parkı YAYA-BİSİKLET YOLUNDA Kurbağalıdere ıslah çalışmasında balçık taşıyan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hafriyat kamyonunun neden olduğu kaza denilen cinayette kaybettik. 

Bugüne kadar sorumluluk almayan İBB, 11 gün sonra sorumlu 3 müdürü terfi ettirdi. Biri İBB Teftiş Kurulu Başkanı oldu.

Bir buçuk yıl süren Savcılık hazırlık soruşturmasında asli kusurlu ve kusurlu bulunan 11 İBB yetkilisi ve işi ihale ettiği ve sahada beraber yürüttüğü İSTAÇ A.Ş.'den can alan şoförün de dahil olduğu 4 kişinin yargılanması istendi.

Valilik, 11 yetkiliden 8 üst düzey İBB’linin yargılanmasına izin vermedi.

İstanbul Valisi Vasip Şahin’in bizzat imzaladığı yargılanamazlar kararı, İdil’den 11 gün sonra İBB teftiş Kurulu Başkanlığı'na atanan kişinin kendi hakkında hazırlattığı rapora dayandırdığı ve kararı İdil’i kaybedişimizin 1. yıldönümünde 12 Mayıs 2017’de Savcılığa sunduğu ortaya çıktı.

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi hukuka aykırı bir uygulamayla aynı rapora dayanarak, raporu hazırlayan müfettişi atayanın da içinde olduğu soruşturulması talep edilen 11 İBB yetkilisinden 8’ine yargılama izni vermeme kararını aynen onadı.

İBB vicdanı yaraladı, Valilik yargıya güvenmedi, İ. Bölge İdare Mahkemesi yargıya güvenmeme kararını onadı.

17 ay sonra yalnızca İBB’den 3 alt düzey sorumlu ve İSTAÇ A.Ş.’den şoförün de içinde olduğu 4 kişi için dava açılabildi.

20 Aralık 2017'de görülen

1. DURUŞMADA İBB ve İSTAÇ A.Ş. "tedbir almak bizim işimiz değil" diyerek birbirini suçladı.
2. DURUŞMADA ortak savunma yaparak İdil’i suçladı.
3. DURUŞMADA mahkemede hak arayışımız için İSTAÇ A.Ş. sanık avukatı "Bu, bir kamu kurumu olarak başarılı hizmetler veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne karşı bir kan davası haline getirilmektedir" dedi.

4. DURUŞMADA İBB'den sanıklar çalışmanın yarattığı tehlikeleri görüp üst yöneticilerine gönderdikleri uyarı e-postalarını mahkemeye sundu. Son uyarının İdil’i kaybettiğimiz günden bir gün öncesi olduğu anlaşıldı.

Birbirini doğrular nitelikte üç bilirkişi raporu bulunmasına rağmen asli kusurlu-kusurlu bulundukları bilirkişi raporuna itiraz eden sanıkların ve hâkimin talebiyle dosya yeniden bilirkişiye gönderildi.

17 Eylül 2018'de mahkemeye ulaşan 4. Bilirkişi Heyeti Raporu da kurum olarak İBB ve iSTAÇ A.Ş. yeniden "ağır" sorumlu ve asli kusurlu buldu. İşveren vekili olarak yargılanan 3 İBB yetkilisi, 2 İSTAÇ yetkilisi ve şoför BİR KEZ DAHA asli kusurlu-kusurlu bulundu. Şule İdil Dere BİR KEZ DAHA kusursuz bulundu.

Raporda, can alan çalışmada bütün ihmaller tek tek sıralandı, "Çok tehlikeli sınıfta olan işlerde risk değerlendirmesi yapılması zorunlu olup aksi taktirde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Madde 25 hükmü gereği işin durdurulması söz konusudur. … Eğer yukarıdaki mevzuat hükümlerinin gereği yerine getirilse bu olay meydana gelmeyebilirdi" denildi.

“Bu önlemleri alma, işverenin (İBB) yükümlülükleri olduğundan kazanın meydana gelmesinde işveren vekili konumunda bulunan yetkililer asli kusurlu bulunmaktadırlar." denildi.

Raporda, asıl işveren İBB ile işi ihale ettiği İSTAÇ A.Ş.'nin sahada beraber-iç içe çalıştığını belirtti.

2016-2017 arasında Savcılıkça yürütülen soruşturmada asli kusurlu bulunan 8 İBB yetkilisinin yargılanmasına İstanbul Valiliği ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi tarafından izin verilmediği için İBB üst düzey işveren vekilleri 4. Bilirkişi raporuna dahil edilemeyerek bir kez daha yargı dışı kalmış oldu.

5. DURUŞMA 3 Ekim 2018'de görüldü. Sanıklar, 4. Bilirkişi raporuna da itiraz etti, Kurbağalıdere çalışmasındaki görevlerini tek tek sıraladı ama sorumluluğum yok diye savunma yaptı.

Önceki duruşmalarda “müteselsilen sorumluysak benim amirlerim neden bu salonda değil” diyen İBB Kontrol Amiri sanık S.A., kendisinin savcılık soruşturmasında iddianameye dahil edilmesini sağlayan İBB yöneticileri hakkında CİMER’e şikayette bulunduğunu ve savcılığa başvurduğunu belirtti.

İki buçuk yıldır süren adalet arayışımızda bir kez daha gördük ki, İdil’in canı, bir kamu kurumu olarak İBB ve iştiraki İSTAÇ A.Ş.’de herkesin bilgisi dahilinde yapılan ama can güvenliğinin kimsenin umurunda olmadığı çalışmada ortak bir cinayetle alınmıştır.

Bugüne kadar adalet yalnız sanıklar için işletildi.

2,5 yıl önce şoförün tutukluluğunu reddeden hâkim, “... şüphelinin tutuklanması halinde ileride telafisi imkansız zararların doğabileceği, şüphelinin tutuklanması için gerekli şartların oluşmadığı anlaşılmakta...” şeklinde gerekçe yazarak cenazemiz yerdeyken şoförü serbest bıraktı. Ehliyeti bile alınmadı.

Bir gün bile gözaltında kalmayan şoför ve İSTAÇ A.Ş.’den diğer 3 sanık “kamu görevlerinden geri kalmamaları için” hâkim kararıyla duruşmadan vareste tutuldu. (Duruşmalara katılmama hakkı)

Yaşanan akıl almaz sorumsuzluğu ortaya koyan 4 bilirkişi raporuna rağmen, sanık ve tanıkların can güvenliği önlemi alınmadan çalıştıklarını söylemelerine ve can güvenliği önlemi almak bizim işimiz değil demelerine rağmen şoför dahil tüm sanıklar hakkında, tüm can güvenliği tedbiri alındıktan sonra oluşabilecek durumlarda uygulanan TCK 85/1 maddesinden “taksirle ölüme neden olmak” suçundan 2-6 yıl arası hapis cezası istenmektedir.

Yargılamanın sürdüğü bu aşamada, ölümcül olduğunu bilerek geri manevraya devam eden şoförün “olası kast ile öldürme”, diğer sanıkların ağır riski bildikleri, ölüm riski kendilerine ihbar edildiği halde yasal yükümlüklerini yerine getirmeyerek can almaya yol açmalarının, “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” suçunu oluşturduğu için dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi talebimiz devam etti ancak kabul edilemedi.


6. DURUŞMA 16 Kasım 2018'de görüldü. İBB ve İSTAÇ A.Ş., yeniden asli kusurlu bulundukları 4. Bilirkişi Raporu'na bu kez "İdil kusurlu bulunmadığı için" itiraz etti.

3 İBB yetkilisi sanığın hazır olduğu duruşmaya, şoför dahil 4 İSTAÇ A.Ş. personeli kendilerine "Duruşmalara gelmeme hakkı" tanındığı için katılmadı. 

İSTAÇ A.Ş. sanık avukatı mahkemede, bilirkişi raporlarının ortaya çıkardığı Kurbağalıdere çalışmasında can güvenliği tedbiri alınmadığı gerçeğini örtbas etmek için bir yanı Kurbağalıdere bir yanı Yoğurtçu Parkı olan yaya yolunda yürümesine rağmen, telefonuna baktığı için İdil'i suçlayarak "Müteveffayı kusurlu bulmayan raporlar İBB’ye kusur isnat etmek için kasıtlı hazırlanmıştır. ... Bu bilirkişiler ya cahil ya da İBB'ye kastı var" dedi. 

İBB ve İSTAÇ A.Ş. avukatları yeniden bilirkişi talep ettiler.

Anlaşılan o ki İdil'i kusurlu çıkaracak bir bilirkişi bulana kadar itirazlarına devam edecekler.

Hâkim, bilirkişi talebini "eksik hususların ikmali sonrasında değerlendirilmesine" karar vererek duruşmayı 4 Ocak 2019 tarihine erteledi.

HİÇKİMSE VE HİÇBİR KURUM SORUMSUZCA CAN ALIP PERVASIZCA YOLUNA DEVAM EDEMEZ!

Şule İdil Dere Davası’nda bugüne kadar yargılama öncesi başlatılan ve sonucunu bilmediğimiz HSYK soruşturması görüldü.

Dava hakkında İdil için TBMM Başkanlığı’na verilmiş ve cevabı henüz alınmamış 5 Meclis soru önergesi bulunmaktadır.

İBB Meclis Başkanlığı’na verilmiş ve henüz cevabı alınamamış 3 soru önergesi bulunmaktadır.

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi kararının yarattığı hak kaybı, Şule İdil Dere’nin yaşam hakkının alınması ve sorumluların korunması gerekçesiyle bireysel başvuru hakkı kapsamında Ağustos 2017’de Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurumuz bulunmaktadır. AYM kararı beklenmektedir.

Şule İdil Dere Davası 7. DURUŞMASI, 4 Ocak 2019 Cuma günü, saat 10:00’da İstanbul-Kartal Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi B Blok'ta görülecektir.

İdil için adil yargılama istiyoruz.

#İdilİçinAdalet arıyoruz.

Önce vicdan arıyoruz.

 
ŞULE İDİL DERE AİLESİ



Bugün ilkay imzanı bekliyor!

ilkay yıldız bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Hiçkimse ve hiçbir kurum sorumsuzca can alıp pervasızca yoluna devam edemez. #İdilİçinAdalet arıyoruz! #ŞuleİdilDere». ilkay ve imza atan diğer 12.643 kişiye katıl.