Kampanyanın muhatabı: T.C Adalet Bakanlığı ve 1 diğer muhatap daha

Elif Mozzak'ın hürriyetine kavuşması için başlatılan bu kampanyaya sen de destek ol.

0

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 1.000.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Kadınlardan Devlet Yetkililerine Açık Mektup

Sayın Adalet Bakanımız,
Sayın Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanımız ve
Sayın Milletvekillerimiz,
Sizler devlet büyüklerimiz olarak bizlerin 'manevi babaları/ anneleri ' hukmundesiniz.
Bizim velinimetimiz olmakla birlikte, devlet idaresinde bizleri temsil eden vekillerimizsiniz. Öncelikle ülkemize ve milletimize yapmış olduğunuz hizmetlerden dolayı hepinize teşekkürü bir borç biliriz.
Bununla birlikte bir maruzatimiz var:
8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ve çeşitli vesilelerle yapılan etkinliklerde bahsedilen kadın hakları ve kadına değerin, hatta pozitif ayrımcılığın sözde kalmamasini, gerçek hayatta icraata geçirilmesini rica ediyoruz.
Neden böyle bir talepte bulundugumuzu iki örnekle açıklayalım:
Yakın zamanda vuku bulan hadiselerden birinde, şiddete eğilimli bir koca eşini bıçaklayarak yaraliyor. Buna rağmen, yani bir suç işlenmişken, ortada suç aleti ve yaralı bir insan mevcutken, her an bu suça tekrar teşebbüs sözkonusu iken, alenen suç işleyen kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıyor.
Diğer bir hadisede ise, eşini aldatan koca, eşinin bunu ogrenmesinin ardından 10 gün süreyle (evden gitmemesi için) onu eve hapsedip işkence yapıyor. Bir yolunu bulup kardeşinin yanına sığınan kadını yine rahat bırakmayip yanına giderek tehdit ediyor. Kadının karakola gidip şikayette bulunmasının ardından, yine bir kadın cinayeti işleniyor ne yazık ki gözü dönmüş koca tarafından. Aslında vuku bulacak cinayetin sinyalleri açıkça ortadayken, mağdur kadın devlet koruması altında olmadığı için cani koca tarafindan kolayca öldürülebiliyor.
En son örneğimız ise en içler acısı olanı belki de...
12 Şubat Pazar gününden itibaren kendisinden haber alınamayan 15 yaşındaki Ahmet Coşkun'un, 19 Şubat 'ta üvey babası tarafından katledildigi ortaya çıkıyor. Katil, önce çelişkili ifadeler vererek inkâr ettiği cinayeti, daha sonra itiraf ediyor. Eşinin, çocuğuna çok düşkün olmasından dolayı kıskançlık yüzünden cinayeti planladığını, hadisede dolaylı ya da dolaysız bir yardımın sözkonusu olmadığını ifade ederek ifadesini imzaliyor. Daha sonra ise, mülakat esnasında (muhtemelen yine kıskançlıktan dolayı, yani eşim beni boşayip başkasıyla evlenemesin düşüncesiyle yeni bir tuzak planlamiş olacak ki) güvendiği eşi tarafından ihanete uğrayan ve hayatında yaşayabilecegi en büyük acıyı yaşayan anneye 'onun da haberi vardı' diyerek iftira atıyor. Cinayeti hem kıskançlıktan dolayı işlediğini itiraf edip, hem de çocuğun perişan haldeki annesinin de haberi olduğunu iddia etmesi büyük bir çelişki olduğu hâlde, -aleyhte hiçbir delil de bulunmamasına rağmen-, savcı kadının tutuklu yargılanmasına karar veriyor. Hakim de bu kararı onayliyor. İki haftadır cezaevinde 'cezasini çeken bir suçlu' muamelesi gören ve çocuğunun cenazesine bile katılamayan Elif Mozzak'ın sağlık durumu ve psikolojisi çok bozuk şu anda. Hiçbir şey yiyip içmek istemiyor. Büyük bir travmanin ardından girdiği ağır depresyon ve bunalım sebebiyle ruhen ve bedenen çok güçsüz durumda. Ailesi, cezaevi koşullarında hayatını devam ettiremeyeceginden endişe ediyor ve 'Torunumuzun hunharca öldürülmesi zaten bizi son derece üzdü ve sarsti. Kızımızın başına da bir şey gelirse ve acımız dayanılmaz bir raddeye gelirse ne yapacağız? Bunun sorumlusu kim olacak?' diye soruyorlar.
Elif kardeşimiz önce koğuşta sıkılıp bunaldigi için oradan ayrılıp tek başına kalmak istiyor. Tek odalı hücreye alınınca da yalnızlıktan bunalarak karıncalarla konuşup dertleşiyor, onlara Ahmedi'ni anlatip duruyor. 'Beni Ahmedim'e götürür müsünüz?.. Daha Ahmedim'in toprağını bile göremedim." diyor. Ziyaretine giden ailesine de içinde bulundugu durumu şöyle ifade ederek adeta feryat ediyor: 'Üzüntü ve sıkıntıdan derilerim dökülmeye başladı. Beni kurtarın buradan. Bu gidişle burada öleceğim. Bunun vebalini kim taşıyabilir?..'
Üstelik bu yaralı kardeşimiz şu anda iki canlı, yani hamile.
(Elif kardeşimiz tek odali hucrede de çok bunaldigi için yine koğuşa geçiyor ve şu anda koğuşta kalıyor.)
Uzman psikologlarla da yaptigimiz görüşmelerde vardigimiz kanı şu : Bu kardeşimiz suçsuz yere konduğu cezaevinde, psikolojisinin gittikçe kotulesmesinin yanısıra akli melekesini dahi kaybedebilir. Sıfıra inen güven duygusunu onarmak bir daha asla mümkün olmayabilir. Üzüntüden düşük yapabilir ya da tansiyonunun yükselmesi sebebiyle felç veya beyin kanaması geçirebilir. (Allah korusun.)
Bu elim hadise, kendisini 15 yıldır çocuğuna adayan bu fedakâr anneyi ve ailesini derinden etkiledigi gibi halkımızın da tepkisini çekmiş durumda. Birçok insan, 'Çocuğu olan dul veya boşanmış kadın evlenmemeli, kimseye guvenmemeli. Çocuğu da öldürülebilir, hatta kendisi de sucsuz yere hapse atılabilir. Bu bir 'hukuk skandalı' ve 'kadina yönelik hukukî şiddet'. Hatta devlet ricali eliyle 'devlet darbesi.' Suçsuz bir insan, hem de acısı çok taze olan bir anneyi, ifadelerinde sürekli çelişki olan yalancı bir caninin iftirasiyla hapse attirmak bu kadar kolaysa biz nasıl devlete ve adalete güvenelim? Bu insanlık dramı karşısında 'devlet baba' nerede? Nerede devletin mazlumu okşayan şefkat eli? Bu kadının başına gelenler bu gidişe dur denmezse yarın her kadinin başına gelebilir. Pozitif ayrımcılık yerine tam tersi negatif ayrımcılık yapılıyor. Sadece bir caninin ithamiyla oluşan şüphe yüzünden yavrusu oldurulen magdur bir anne cezaevine atilabilir mi?.. Neden delil bulunana ve bir karara varilana kadar bu acılı anne tutuksuz yargilanmiyor?.. Muhtemelen er- geç bu annenin masum olduğu ortaya çıkacak ve saliverilecek. Ancak geç gelen adalet adalet midir?.. Bu gibi durumlar bizim bile psikojimizi bozarken bagri yanik bir anneyi ne hâle getirir acaba?.. Kadın hapiste ölse veya delirse zamanı geri sarmak ve bu kadını hayata geri getirmek mümkün olabilecek mi?..' diyerek düşünce ve endişelerini dile getiriyorlar.
Saygideger devlet büyüklerimiz,
Kadına şiddetin son bulması için öncelikle şiddet ve taciz suçlarına gereken cezanın verilmesi zaruri. Ayrıca hukukî carpiklik ve adaletsizliklerin giderilmesi için yeni düzenlemeler ve tedbirler şart. Aksi takdirde yürekleri dağlayan üzücü hadiseler sürüp gidecektir.
Bilhassa da Elif kardeşimize reva görülen bu onur kırıcı haksız muamelenin, psikolojik şiddet olmasının yanısıra, hadiseye tepki gösteren basiretli halkımızın tabiriyle bir 'hukukî şiddet' olarak değerlendirilmesini ve en kısa zamanda Elif kardeşimizden özür dilenerek hürriyetine kavuşturulmasını talep ediyoruz.
Elif kardeşimiz tutuksuz yargılanarak hürriyetine kavuşsun ki, hayat boyu asla dinmeyecek olan acısı, ailesinin şefkatiyle bir nebze olsun hafiflesin, yaralı kalbi ve psikolojisi biraz olsun düzelsin.
Hz. Ömer'in, 'Dicle'nin kıyısında bir kurt kuzuyu kapsa Rabbi Ömer'den sorar' sözü, adalette zirve olmasına sebep olan mesuliyet duygusu ve hassasiyeti, tüm idarecilere örnek olmalı.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bir hadisi şerifinde 'Sizden biriniz, kendisi için sevdiği ve istediği şeyi mümin kardeşi için de istemedikce (hakkıyla) iman etmiş olmaz.' buyuruyor. Kim kendisinin veya yakınlarının ikide bir ifade değiştirip tutarsız konuşan yalancı bir caninin mesnetsiz iftirasi sebebiyle hapse atilmak, haksiz, saygisiz ve onur kirici bir muameleye maruz kalmak ister?..
Dolayisiyla herkes -hakiki imanın ve kardeşliğin gereği olarak- kendisini, kardeşini veya kızını Elif kardeşimizin yerine koyarak düşünmeli, ve 'Hesaba çekilmeden evvel nefsinizi hesaba çekin.' hadisi mucibince ciddi bir muhasebe yapmalı ve ona göre hareket etmeli. 'Haksizligin karşısında susan dilsiz şeytandır.' ikazini aklından bir nebze olsun çıkarmamali ve adaleti sağlamanın, mazlumu koruyup kollamanin, bir Müslüman'ın, özellikle de idarecilerin en önemli vasfı olduğunu bilmeli.
Bizler, 'Devlet babanın', yani devlet yetkililerinin, hukuktaki 'Beraat-i zimmet asıldır' (yani kişinin aleyhine bir delil olmadikca ve tersi ispat edilmedikçe insanların sucsuz sayılması gerektiği)
ilkesi mucibince, hadiseyi adalet ve şefkatle değerlendirerek gerekeni yapacağını ümit ve temenni ediyor, saygılarımızı arzediyoruz.
Erdemlilerin Yemini Platformu Adına
Egitimci-Yazar/ Sosyolog ve Aile Danışmanı
Ayşegül Akdeniz



Bugün Hüseyin imzanı bekliyor!

Hüseyin Koç bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Elif Mozzak'ın hürriyetine kavuşması için başlatılan bu kampanyaya sen de destek ol». Hüseyin ve imza atan diğer 882 kişiye katıl.