Dünyanın en güzel coğrafyasında coğrafyasız kalmamak için

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 7.500.


YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞINA

COĞRAFYA HAYATIN KENDİSİDİR
Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığının belirlediği amaçlar doğrultusunda öğretim programları çıkarılır ve bu programlar ölçeğinde kazanımlar belirlenir.

2017 yılında değiştirilen yeni müfredat; daha sade, milli ve manevi değerler ile bilimselliğin ön plana çıkarıldığı, bütün paydaşların görüşünü alıp, alandan gelen istekler doğrultusunda hazırlanıp yürürlüğe girmiştir.

Bu öğretim programı çerçevesinde bütün derslerin kazanımları belirlenmiş ve bu kazanımlar ölçüsünde öğretmenlere seminerler verilmiştir.

Tam da bu noktada yeni hazırlanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı bazı önemli özellikler getirdiği gibi, her yeniliğin getirdiği bazı eksiklikler barındırmaktadır.
İşte bu noktada biz eğitimcilere düşen; kendi ülkemizin geleceğinde söz sahibi olacak yeni nesillerin yetişmesinde, bu eksikliklerin neler olduğunu ortaya çıkarmak ve ulusça hareket ederek Çağdaş Medeniyetler Seviyesine ulaşmak hatta bu seviyeyi belirleyen öncül ülkeler arasında olmaktır.

Son yıllarda yapılan PİSA vb sınavlarda aldığımız başarısız sonuçların ortadan kaldırılması ve kanayan yara haline gelen eğitim sisteminin bu sorunları aşmasında hep birlikte çalışmalıyız ve bir bilim dalını ön plana çıkarırken diğerlerini görmezden gelerek bir sonuca varamayız.

Yukarıda belirtilen kısa değerlendirmeler ölçeğinde yeni sistem hakkında görüşlerimiz aşağıda yer almaktadır.

1.) Öncelikle yeni sınav sisteminde matematik ve özellikle Türkçe dersinin öneminin ve katsayısının artması bizce olumlu karşılanmıştır.
Çünkü Türkçesini düzgün kullanamayan, kendi diline hakim olamayan, kendini ifade etmekte zorlanan bireylerin: ders dili Türkçe olan üniversitelerimizde ve gelecekteki yaşantılarında büyük sorunlar yaşayacağı aşikardır.
Aynı şekilde herhangi bir lisans programına yerleşen bir bireyin 4 işlem becerisini dahi yapamaması üniversite eğitiminde sorunlara yol açmaktadır. Bu nedenle Türkçe ve Matematik derslerinin ağırlığının artması sevindirici bir gelişmedir.

2.) eski sınav sisteminde YGS ve LYS adı verilen iki sınav arasında 3 aylık bir sürenin olması öğrencinin okul hayatına uyumunu ve sınav kaygısını zorlaştırmaktaydı.
Yeni düzenleme ile sınavların Haziran ayında toplanması çok sağlıklı bir karar olarak karşılanmıştır.
Ancak uzmanlardan gelen görüşler neticesinde iki oturumun aynı günde yapılması,
İki sınavın toplam süresinin 270 dakika olması;
Ciddi kaygıları beraberinde getirecektir.
12 yıllık emeklerinin karşılığını alacakları bir sınavda sabah ve öğle oturumları arasındaki süre ne kadar olursa olsun bir öğrencinin bu kadar soru ve süreyi aynı günde cevaplaması sıkıntılar yaratacaktır.
Nacizane görüşümüz sınavın iki ayrı haftada yada iki oturumun farklı günlerde yapılmasıdır.

3.) YÖK başkanı Sayın Yekta SARAÇ: yapmış olduğu açıklamada daha kapsamlı sade anlaşılır konforlu ve geçerliliği yüksek bir sınav sistemi olacağını belirtmişti.
Fakat kamuoyu ile paylaşılan soru sayılarının Temel yeterlilik Testi için bu açıklamayı destekler nitelikte iken. Öğleden sonraki oturumda soru sayılarının çok az olması bütün dersler bazında ölçmeyi olumsuz etkileyip geçerliliğini düşürecektir.

4.) yeni sistem ile ilk oturumun sadece iki derse düşürülmesi bazı sıkıntıları beraberinde getirecektir.
Hemşirelik Acil tıp teknisyeni olacak bireyler hiç biyoloji sorusu çözmeden,
Sayısal bölüm öğrencilerinin Tarihini, yaşadığı Coğrafyasını, bilip öğrenmeden yetişecektir.
Veya mühendislik fakültesine gitmek isteyen bir birey hiç Fizik sorusu çözmeden yada çözmeye gerek duymadan yerleşebilecektir.
İlk açıklanan taslak metinde Tarih dersine yer verilmemesi ne kadar yanlış ise, yeni açıklamada Eşit Ağırlık alanın Alan dersi konumunda yer alan Coğrafya soru sayısının sadece 6 olması en az onun kadar yanlıştır.
4 yıllık süreçte anlatılan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeni hazırlanan müfredatta 130 kazanımı bulunan bir dersin 6 soruya sıkıştırılması çok büyük bir yanlıştır.
Yeni sistemde Coğrafya 17 soru ile yer almaktadır ancak Eşit ağırlık öğrencileri bunların sadece 6 tanesinden sorumlu olacaktır. Sayısal alanda bulunan öğrenciler hiç tarih coğrafya ve felsefe görmeden mezun olabileceklerdir.
Çünkü ülkemizde müfredatlar ve ders seçimleri ne yazık ki soru sayılarına paralel bir şekilde belirlenmektedir.
Soru sayısının az olması ders seçimini azaltacak, kademeli bir şekilde önce ortaöğretimde sonra üniversitelerde coğrafyanın önemi azalacaktır. Dolayısıyla belli bir zaman sonra üniversiteler öğrenci bulmakta zorlanırken, mezun coğrafya öğretmenleri atama problemi ile karşı karşıya kalacaklardır.

5.) bu sistem toplumun hiçbir kesimi tarafından tatmin edici bulunmamıştır. YÖK tarafından kılavuz Aralık ayında yayınlanacaktır ve o güne kadar gerekli revizyonlar yapılarak daha adil bir soru dağılımı yapılmalı ve bütün alanların sorumlu olacağı daha kapsayıcı bir sınav olmalıdır.

6.) Geçmişten günümüze kadar bir çok medeniyetin kurulduğu bu coğrafya değerini bilene çok şey kattığı gibi; gereken değerin verilmediği zaman adeta sonun başlangıcını hazırlamıştır.
İçerisinde yer aldığımız ve savaşların bitmek bilmediği, üstünlük mücadelesinin yapıldığı, sahip olunan en küçük bir kaynağın bile ne kadar değerli olduğu bir mekan ve zamanda bunları öğrenmeden yetişen bir neslin bu coğrafyaya hakim olması yada buna yönelik bir politika geliştirmesi söz konusu değildir.
Kızılderili Seattle’nin; coğrafyasında yaşadığı hüznü anlatan Beyaz Adam örneğinin ikincisini yaşamak istemiyorsak en değerli coğrafyanın bu kadar değersizleştirilmesine izin vermemeliyiz.
Hiçbir bilim dalı yoktur ki içerisinde Coğrafya olmasın. Hemen hemen bütün bilim dalları ile iç içe geçmiş olan ve günlük hayatta yaşanan her olayın ve değişimin anında yer bulduğu başka bir ders yoktur.

7.) Coğrafya dersi için yüksek öğrenim gören bireylerin sözel bölümden değil Eşit ağırlık bölümünden öğrenci alması sağlanmalıdır.
Çünkü öğrencilerimizin üniversitelerde aldığı dersler düşünüldüğünde sayısal içerikli ders türlerinden büyük sıkıntılar yaşadığı ve alanında yeterli hakimiyete sahip olmadan mezun olan bireylerdeki en büyük sorununu matematiksel işlemlerdeki eksiklikler olduğu net bir şekilde görülmektedir.

SONUÇ
Kısa vadeli çözüm önerilerimiz

1) Aynı günde yapılan iki oturumun iki farklı günde yapılması öğrencilerde zihinsel ve bedensel yorgunluğu azaltacaktır.
2) Eşit ağırlık alanının temel dersi olan coğrafya soru sayısının arttırılması ve daha adil bir dağılım yapılması
3) 1. Oturum olarak adlandırılan TYT sınavında Türkçe ve matematik ağırlıklı olmak koşuluyla sosyal ve fen derslerinin de yer alması
4) ikinci oturum sınavında soru sayılarının az olması hem geçerliliği düşürmekte hem de öğrencilerde bazı dersler veya konular arasında önemli önemsiz ayrımı yapılmasına yol açacaktır.
5) sınavların iki günde yapılması, matematik, fen, edebiyat-coğrafya ve sosyal alanlarda en az 60 sorunun yer alması daha kapsamlı ve geçerli bir sınavı oluşturacaktır.

Uzun vadeli çözüm önerilerimiz

1) Hiç zaman kaybetmeden ve her kesimin içerisinde yer aldığı bir kurul oluşturulup:
Kapsamlı, geçerli, güvenli, adil, öğrencileri yarıştıran değil ilgi istek ve yeteneklerine göre bir sınav sistemi hazırlanmalı.
2) Meteoroloji, Kara yolları, Devlet su işleri, belediyeler MTA vb. birçok kurumda rahatlıkla çalışabilecek ve bu kurumlara yönelik dersler alan Coğrafyanın meslek sayılması ve Mesleki yeterlilik belgesi ile bu kurumlarda çalışmasının önünün açılması
3) alanlara göre meslek seçimi yapılırken coğrafyanın TM puan türleri ile yerleştirilmesi elzem olan konuların başında gelmektedir.
Saygılarımla İsmail TEKİN



Bugün ismail imzanı bekliyor!

ismail tekin bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Dünyanın en güzel coğrafyasında coğrafyasız kalmamak için». ismail ve imza atan diğer 6.687 kişiye katıl.