Kampanya Kapatıldı

SURİYE’DEKİ SOYKIRIMIN DURDURULMASINA DAİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E İNSANLIK ADINA ÇAĞRI

Bu kampanya 1.191 destekçiye ulaştı


SURİYE’DEKİ SOYKIRIMIN DURDURULMASINA DAİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E İNSANLIK ADINA ÇAĞRI

Suriye’deki, kendine muhalif diyen eli kanlı terör gruplarının giriştikleri savaşın demokrasi mücadelesi olmadığı, bunun Emperyalistlere hizmet amacıyla yürütülen bir vekâlet savaşı olduğu gerçeğini artık politikadan uzak, en sıradan insanlar bile telaffuz etmektedir.

Suriye’deki katliamlarda doğrudan; Hıristiyanların, Durzilerin, Süryanilerin, Alevilerin ve özellikle de Alevi kadınların ve çocukların hedef alınmasının tek tanımı vardır: SOYKIRIM!

Olayların ilk gününden itibaren kiralık protestocuların “Hıristiyanlar Lübnan’a Aleviler mezara” şeklinde slogan atmaları,  kaynağını 13. yüzyılda yaşamış İbn-i Teymiye’den alan ve Alevilerin toptan katline, kadınlarının ırzlarına geçilmesine ve mallarının yağmalanmasına dair verilen yüzlerce fetva bu olanların, önceden planlandığının ve doğrudan soykırıma yönelik olduğunun büyük bir göstergesidir.

BU YÜZLERCE FETVADAN SADECE BİRKAÇ ÖRNEK VERECEK OLURSAK

1-      Şeyh Salih el-Luheydan 25 Nisan 2011 tarihinde yayınlanmış fetvasında Müslümanları Alevilere karşı cihada çağırmış ve “halkın üçte ikisini kurtarmak için üçte birini katletmek helaldir” demiştir.

2-       12 Mart 2013’de Ürdünlü İmam Şeyh Yasin Aluni facebook sayfasında; ÖSO militanlarına Alevi ve Dürzî kadınlarını seks kölesi olarak esir almaları çağrısında bulmuştur

3-       Haziran 2014’de Suriye’nin Duma imamları yayınladıkları fetvada Alevi, Dürzî ve Hıristiyanların tüm mallarına zorla el konması ve Şam şehri halkının “ihanetten” dolayı cezalandırılması çağrısında bulunmuştur.

4-       Mısırlı İmam Yusuf el-Kardavi bu süreçte Alevi katlinin vacip (yani; dini gereklilik)olduğunu ilan etmiştir. 

Tüm bu olaylar ve fetvalar göstermektedir ki; Suriye’de planlı ve programlı bir “soykırım” vardır. Zaten delile ihtiyaç da yoktur çünkü failler Alevilerin ve hedeflerinde olan diğer grupların direncini kırmak ve sindirmek amacıyla, gerçekleştirdikleri tüm vahşetin video görüntülerini yayınlamakta ve bu görüntülerde gerçek amaçlarının demokrasi değil, insanlıkla ve dinle alakası olmayan bir şeriat düzeni getirmek olduğunu ve bunun için de Alevi soykırımının şart olduğunu övünerek ilan etmektedirler.

Birleşmiş Milletler, Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi 2. maddesinde soykırımı şöyle tanımlanır:

Ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle; grubun üyelerinin öldürülmesi, grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi, grubun yaşam koşullarının bunun grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması, grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması ve çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi.”

SURİYE’DE GERÇEKLEŞMİŞ OLAN VE YUKARIDAKİ TANIMA UYAN VAHŞETE BİRKAÇ ÖRNEK

1- 25 Mayıs 2012 tarihinde Hula’da 49’u çocuk, 34’ü kadın 108 sivil katledildi.

2- 11 Aralık 2012’de Alevi Akrab köyüne ÖSO tarafından saldırıldı ve 300’den fazla Alevi sivil katledildi yaklaşık 250 kişi kaçırıldı.

3- 4 Ağustos 2013 (Kadir Gecesi) el-Nusra Cephesi ve Ceyş el-Muhacirin vel-Ensar adlı gruplar Lazkiye kırsalında bir dizi Alevi köyüne baskın düzenleyerek hiçbir mukavemet göstermeyen halkı katletti ve yaklaşık 300 sivili kaçırdı. Teröristlerin bölgeden çekilmesinden sonra etrafa saçılmış şekilde 250’den fazla ceset toplanarak defnedildi. Bu arada Alevi din adamlarından Şeyh Bedrettin Gazel esir alındı ve ağır işkencelerden sonra şehit edildi. Çoğu kadın ve çocuk olan kaçırılanlardan bu güne kadar hala haber alınamamıştır.

Human Rights Watch’un yayınladığı 105 sayfalık raporda olayın ayrıntıları anlatılıp savaş suçu olduğu belirtilirken, HRW Ortadoğu direktörü Joe Stork, katliamın başıboş çeteciler tarafından tesadüfen gerçekleştirilmediğini, planlı, koordineli olduğunu ve Alevileri katletmek amaçlı bir operasyon olduğunu belirtmiştir.

4- Yine 11- 12 Eylül 2013 tarihinde el-Nusra tarafından gerçekleştirilen Adra Katliamı’nda çoğu Alevi olan 100’den fazla sivil hayatını kaybetmiştir. Şiddetin özellikle mezhepçi duygularla; Hıristiyanlara, Dürzilere ve özellikle Alevilere yöneltildiği ve mağdurların iki gün boyunca kafalarının kesildiği bildirilmiştir. Kayıp olan düzinelerce insanın akıbeti halen bilinmemektedir.

5- 9 Şubat 2014’de Cund el-Aksa adlı terör örgütü Maan’a girerek çoğu kadın ve çocuk 60 Alevi’yi katletmiştir. BM Genel Sekreteri Ban Ki Mon olaya tepki göstererek katliamcıların adalet önüne çıkarılmasını talep etmiştir.

6- 2 Haziran 2014’de Zanuba köyünde bir Alevi evini basan Işid militanları 102 yaşındaki bir dedeyi ve ailesini uykudayken katletmiştir.

7- 1 Ekim 2014’de Hums şehrinin Alevi yerleşim yeri olan İkrima Mahallesi’nde el-Makhzumi ilköğretim okulunun önüne yerleştirilen bir bomba doğrudan küçük çocukları hedef almış, olayda 41 çocuk 7 yetişkin hayatını kaybetmiştir.

8- En son gerçekleştirilen İştebrak katliamı ise herkesin malumudur

Tüm bunların dışında esir alınan askerlerin Alevi ve Sünni olarak ayrılıp, Alevi askerlerin kurşuna dizildiği veya başlarının kesildiğine dair görüntüler ve tanık ifadeleri internette mevcuttur.

 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÜVENLİK KONSEYİ’NİN GÖREVLERİNDEN BAZILARI

1-      Birleşmiş Milletler'in amaç ve ilkelerine uygun biçimde barış ve güvenliği korumak.

2-      Silahlanmayı denetleyecek planlar hazırlamak.

3-      Barışa karşı bir tehlike veya saldırı olup olmadığını araştırarak, izlenecek yolu önermek.

Tüm bunlardan yola çıkarak kuruluş amacı dünya barışını ve güvenliğini korumak olan, uluslararası ilişkilerde kuvvet kullanılmasını ilk yasaklayan antlaşmanın sahibi Birleşmiş Milletler yetkililerine soruyoruz:

Sayısız delil içerisinden yukarıda sadece bazılarını açıkladığımız tüm bu kanıtlar ortadayken ve -kendi yapmış olduğunuz tanımlamalara göre- Suriye’de planlı programlı bir soykırım gerçekleştirilirken niçin sessiz kalıyorsunuz?

Bilinmelidir ki; bu sessizlik ne yazık ki; bizleri Birleşmiş Milletler örgütünün insanlığın barışının değil de belli bazı ülkelerin ekonomik çıkarlarının hizmetinde olduğu konusunda endişelendirmektedir.

Olayların kimler tarafından planlandığı, katliamları gerçekleştiren grupların kimler tarafından eğitildiği ve kimler tarafından silahlandırıldığı ortadadır. Bunun için çok derin bir araştırmaya gerek de yoktur. Çünkü hem teröristler hangi ülkelerden yardım aldıklarını, hem de destekçileri olan ülkeler bu teröristlere yardım ettiklerini ve her geçen gün daha da fazla yardım edeceklerini çekinmeden açıklamaktadırlar. Tarihte Dünyanın her yerinden toplanmış olan sapık ve katillerin bu denli uluslararası bir destekle insanlık suçu işledikleri ikinci bir dönem yoktur.

Yine Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi 3. Maddesinde şu ifade edilmektedir:

Aşağıdaki eylemler cezalandırılır:

a) Soykırımda bulunmak;

b) Soykırımda bulunulması için işbirliği yapmak;

c) Soykırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtmak;

d) Soykırımda bulunmaya teşebbüs etmek;

e) Soykırıma iştirak etmek;

Sözleşmenin 4. Maddesinde de bu filleri işleyenlerin, anayasaya göre yetkili yöneticiler, kamu görevlileri ya da özel kişiler dahi olsa cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.

TALEPLERİMİZ:

Bizler, hala insan hakları ve barışa dair inancını yitirmemiş insanlar olarak:

Birleşmiş Milletlerin bu sözleşmeye uygun hareket etmesini, ilgili kurumlarını bir an önce harekete geçirip; eli kanlı terör gruplarına verilen her türlü yardımın-desteğin durdurulmasını sağlamasını, Suriye’ye paralı asker gönderilmesinin önüne geçip, bunların eğitilmesine ve donatılmasına dair her türlü projenin iptal edilmesi için yaptırım gücünü kullanmasını ve Suriye’deki vekâlet savaşının başından beri bilinçli ve kasıtlı olarak yapılan soykırıma artık bir an önce son verilmesi için somut adımlar atmasını ve suçluların da uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanmasını talep ediyoruz.



Bugün Ahmet imzanı bekliyor!

Ahmet Özuğurlu bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Birleşmiş Milletler: SURİYE’DEKİ SOYKIRIMIN DURDURULMASINA DAİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E İNSANLIK ADINA ÇAĞRI». Ahmet ve imza atan diğer 1.190 kişiye katıl.