ÇİN: ON BİNLERCE UYGUR NEREYE KAYIP OLDU?

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 200.


MEŞALE UYGUR TOPLULUĞU

Sevgili amca, son dönemlerde moralim çok kötü, gün geçmek bilmiyor. Urumçi’de ( Doğu Türkistan’ın merkezi ) bulunan anne – babam ile görüşemeyeli iki aydan fazla oldu. Daha önce benim yurt dışına eğitim gördüğümden dolayı Çin yerel yönetimi tarafından onlara baskı yapıldığını biliyordum ama şimdi ne durumdalar hiçbir bilgim yok. Kaç kere onlara ulaşmaya çalıştım ama nafile, cevap veren yok, telefonlar hep kapalı. Son dönemde bir arkadaşım Çin’in diğer şehirlerini dolanarak Urumçi’ye gitmişti. O gitmeden önce Urumçi’ye gidince bizim eve uğramasını rica ettim, sağ olsun beni kırmadılar. O döndüğünde bizim eve gittiğini, ancak evde kimseyi bulamadığını, kapıya mühür vurulduğunu söyledi. Bunu duyunca dünyam karardı. Birkaç güne kadar ne uyuyabildim ne yedim, içtim. Boğazımdan bir damla su bile zor geçiyordu. Güzlerimden durmadan yaş dökülüyor, geceleri kaos görür uyuyamaz oldum. WhatsApp, Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda dolaşan Çin hapishaneleri ve Nazi uygulamalarını andıran “Politik Eğitim Kamplar”ındaki çeşitli Çin işkencelerine maruz kalan Uygurlar ile ilgili haberleri okudukça, görselleri gördükçe yüreğim ağzıma gelir, dizlerimde derman kalmaz oldu. Babamın sağlık durumunun iyi olmadığını biliyordum dolaysıyla bi şey olacak diye çok endişeleniyorum. Babamın hapiste ve ya “Politik Eğitim Kamplar”ında öldürülmesinden çok korkuyorum. İki ay önce annem ile son görüştüğümde “sevgili kızım, sen oralarda mutluluk dolu hayat geçir, artık bizi merak etme, bizi unut!” dediği son cümleler hala kulağımda yankılanıyor. Ben bu sözlerin onun son sözü olacağını hiç düşünmemiştim bile. Neler oluyor orada? Bilen var mı? İletişim araçları hızla gelişen, dünya bir köye dönüşen günümüzde diğer insanlar tanıdıkları ile görsel olarak görüşebiliyorken bizim hayattayken anne – baba, akrabalar ile telefonda seslerini bile duyamamak ne kadar acı veriyor insana! Kahrı olası Kızıl Çin!!! Ne yapacağımı bile bilmiyorum, psikolojim tamamen altüst olmuş durumda. Korkuyorum, onlarla ilgili birer kötü haber gelir diye korkuyorum amca! Onlar nerde? Biliyor musun amca?

 Yukarıdaki satırlar yurt dışında eğitimi almak için gelen 20 yaşlarındaki Doğu Türkistanlı kızın bir arkadaşımıza yazdığı serzenişidir. Gün geçmiyor ki böyle içler acısı haber duymadan. Bunlar sadece buzdağının su yüzünde görünen kısmıdır. Edindiğimiz bilgilere göre şuan Doğu Türkistan’da her gün 15 – 50 yaş arası Uygur erkekleri çeşitli bahaneler ile tutuklanmaktadır. Doğu Türkistan’da Uygurlar toplu olarak yaşayan şehir, kasaba ve köylerde kapılarına kilit vurulan haneler gün geçtikçe artmaktadır. Bu hane halkının nereye götürüldüğü, akıbetlerinin ne olduğu hakkında kimse bir şey bilmiyor. Bakıcısız kalan On binlerce çocuk, yaşlı dedeler, nineler boynu bükük halde yalnız başına kalmış,  tutuklananların dönmesini dört gözle beklemektedir. Maalesef, Nazi tarzı “Politik Eğitim Kamplar”ına sağ girip ölü olarak çıkanlar hakkında bilgiler geliyor. Böylece Uygur köyleri, kasabaları, şehirlerdeki Uygur mahalleleri hayalet köylere, sokaklara dönüşmektedir.  

 Çin hükümeti yurt dışında eğitim gören çok sayıda Uygur öğrencilerin ailesini rehin alarak onlara baskı yapıp Doğu Türkistan’a dönmeye mecbur etmiştir. Bu baskılara karşı koyamayıp Doğu Türkistan’a dönen Uygur öğrenciler havaalanına iner – inmez terörist suçlamasıyla tutuklanmış ve kendilerinden bir daha haber alınamamıştır. Böyle kayıplar ile ilgili aşağıdaki gibi haberler yapılmıştır: Çin’deki Uygular Çin yönetimi tarafında dijital teknoloji ile çevrelenmiştir ve “Politik Eğitim Kamplar”ında gözetim altında tutulmaktadır (https://www.independent.co.uk/news/world/asia/thousands-china-xinjiang-uighur-beijing-disappear-fears-authorities-thought-police-personal-safety-a8115421.html ).

 5 Temmuz 2009 Urumçi Katliamı sonrası Çin’den yurtdışına kaçmayı başaran Uygur tanıkların söylediklerine göre bu katliamda en az 3000 den fazla Uygur katledilmiş, 5 – 7 bine yakın Uygur da kayıp olmuştur. Diasporadaki Uygur lider Rabia Kadeer çeşitli uluslararası medyalara verdiği demeçte 5 Temmuz 2009 gecesi 10000’den fazla Uygur’un kayıp olduğunu iddia etmiştir. (https://www.reuters.com/article/us-china-xinjiang/uighur-leader-says-10000-went-missing-in-one-night-idUSTRE56S1O020090729?sp=true ). 

 İnsan Hakları izleme örgütünün 5 Temmuz 2009 Barışçıl Protesto Eyleminden sonra gelişen olaylar ile ilgili yaptığı araştırmalara göre en az 43 Uygur erkek ve çocuk hapishanelerde kayıp olmuştur (https://www.hrw.org/report/2009/10/20/we-are-afraid-even-look-them/enforced-disappearances-wake-xinjiangs-protests ).

 Raporda kayıplar ile ilgili belirtilen şu cümleler çok dikkat çekicidir: “ bilgi toplama kaynaklarımız kısıtlı olduğundan dolayı daha fazla bilgi edinilememiştir. Gerçek kayıpların sayısı raporda belirtildiğinden kat kat fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bir çok aile Çinlilerin kendilerinden öç almasından endişe duyduğu için gerçekleri anlatmaya cüret edemeyerek suskunluğunu korumuştur”. 

 Tahminlere göre Kızıl Çin yönetimi tarafından ortadan kaldırılan Uygurların sayısı 10000 üzerinde olup, Çin hükümetinin 5 Temmuz 2009 olaylarında çoğu Çinli olmak üzere 197 kişinin hayatını kayıp ettiği ile ilgili açıklaması gerçeği yansıtmamaktadır. Bu olay da 4 Haziran 1989 Tian anmin olayında farksızdır. Kızıl Çin hükümeti 4 Haziran 1989 Tian anmin meydanında öğrenciler tarafından organize edilen barışçıl Protestoları kanlı bastırmasına rağmen bu olayda ikisi asker olmak üzere üç kişinin hayatını kayıp ettiğini açıklamıştır. Ancak uluslararası Kızıl Haç Örgütü bu olayda 2500’ün üzerinde öğrencinin Çin Kurtuluş Ordusu tarafından katledildiğini ve çok sayıda öğrencinin kayıp olduğunu belirtmiştir.

 Yukarıda belirtilenlerden açıkça görebiliriz ki Kızıl Çin yönetimi uluslararası camiaya yalan söylemekten hiç de utanç duymayan ahlak fukarası bir hükümettir. Onlar Uygurlara yönelik uyguladığı insanlık dışı baskılar ile ilgili hiç utanmadan yaptığı düzmece propagandalar ile dünya kamuoyunu kandırmaya çalışmaktadır. Doğu Türkistan’daki durum onların söylediklerinin tam tersidir. Bu gerçeklere son dönemlerde Çin yönetimi ile ters düştüğü için ABD’ye sığınan Çinli zengin Guo winguy tarafından açıklanan belgelerde sıklıkla rastlamak mümkündür.

 Bizler Meşale Uygur Topluluğu Olarak, Birleşmiş Milletlerden, Bütün Devletlerden, Uluslararası İnsani Yardım ve İnsan Hakları Kuruluşlarından, Çin’in Uygurlara uygulamış olduğu keyfi tutuklamalarını durdurma hususunda baskı yapmasını ve kayıp Uygurların akıbeti hakkında açıklama yapma çağrısında bulunmasını istiyoruz.

 Biz Uygurlar, şu anda aciz ve çaresiziz. Dolayısıyla, Çin Devletinin, bizlere karşı uyguladığı korkunç işkence ve zulümlere tek başımıza karşı koyup, hayatta kalmak için yapmamız gereken mücadeleden yoksunuz. Bizler, bu yolda bütün dünyanın desteğine ihtiyaç duyuyoruz. Eğer dünyanın her yerinden on binlerce kişi, kampanyamızı imzalarsa, büyük bir ihtimalle Birleşmiş Milletler’de bu konu gündeme gelebilir. Birleşmiş Milletler,  Uygurların karşılaştığı Çin zulmünü durdurmak için harekete geçip, Doğu Türkistan’daki Uygurlara uygulanan trajediye ve işlenen korkunç suçlara bir son verdirebilir.

 Lütfen, Doğu Türkistan’daki Çin’in vahşet dolu uygulamalarına karşı yürüttüğümüz mücadelemize katılın. Lütfen, bu kampanyayı imzalayıp, paylaşın. Teşekkür ederiz.



Bugün Torchlight Uyghur Group imzanı bekliyor!

Torchlight Uyghur Group bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Birleşmiş Milletler: ÇİN: ON BİNLERCE UYGUR NEREYE KAYIP OLDU?». Torchlight Uyghur Group ve imza atan diğer 167 kişiye katıl.