Bebekler Doğarken Perişan Olmasın! Senin veya bir yakınının bebeği aynı acıları yaşamasın!

0 kişi imzaladı. Hedefimiz 1.000.


ÖNEMLİ AÇIKLAMA:
BU KAMPANYA; ASLA NORMAL VEYA SEZARYEN DOĞUMA KARŞI YÜRÜTÜLEN, DOĞUM ŞEKLİNİ ÖN PLANA GETİREN BİR KAMPANYA DEĞİLDİR! ÜLKEMİZDE OLUMSUZ ŞARTLARDA YAPILAN TÜM DOĞUMLARA DİKKAT ÇEKMEK ÜZERE, YAŞANAN EKSİKLİKLER, AKSAKLIKLAR, HATALAR VE İHMALLER YÜZÜNDEN BEBEKLER VE ANNELER (BİZİM AİLELERİMİZİN BAŞINA GELDİĞİ GİBİ) DOĞUM ESNASINDA ÖLMESİNLER, SAKAT KALMASINLAR DİYE VERDİĞİMİZ, TOPLUMUN DUYARLI TÜM ÇEVRELERİNDEN DESTEK BEKLEDİĞİMİZ SON DERECE ÖNEMLİ BİR MÜCADELEDİR.

Bu kampanyayı her şeyden önce; doğum esnasında ağır yaralar alan çocuklarımızın tedavisi için en başta başkentimiz Ankara’da ve çeşitli metropol şehirlerimizde şifa ararken aynı mağduriyetlerin yurt genelinde, bilhassa son zamanlarda dehşet verici bir şekilde arttığını gözlemleyen doğum mağdurları olarak, tüm yurttaşlarımızın ve canımızdan kıymetli bildiğimiz aziz vatanımızın bekası adına ve tedavilerinde çok büyük zorluklar yaşadığımız yavrularımız için başlattığımızı önemle vurgulamak isteriz.

Bebeklerimiz, dünyaya gelmesini dört gözle ve sonsuz bir heyecanla beklediğimiz en değerli varlıklarımızdır.

Bizler; son yıllarda, 9 aylık doğum süreci boyunca sağlıklı olmasına rağmen hastanelerimizin yoğunluğu, çeşitli aksaklıkları ve eksikliklerinin adeta davetiye çıkardığı, olumsuz doğum koşullarıyla bağlantılı veya bağlantısız çeşitli çalışan hataları ve ihmallerinin de oluşması sonucunda meydana gelen ağır doğum yaralanmaları dolayısıyla felç olan yüzlerce bebek ile, yine doğum esnasında hayata gözlerini yuman bebek ve annelerin acısı, ıstırabı ve matemi dinmek bilmeyen kederli aileleriyiz.

Her fırsatta ifade ettiğimiz üzere bilinmeli ki, kampanyamızı asla normal doğuma karşı olduğumuz için veya herzaman yanlarında olduğumuz ve büyük değer verdiğimiz sağlık çalışanlarını hedef göstermek için başlatmadık. Ayrıca devlet büyüklerimizin ‘normal doğum’ seferberliğini desteklemekte ne kadar haklı olduklarını ve ne kadar halis bir düşünceyle hareket ettiklerini de biliyoruz.

Normal doğum; her şeyden önce en sağlıklı doğum şekli olması anlamında çok büyük önem arz etmektedir. Ayrıca normal doğumlar, anne adaylarının daha çok sağlıklı çocuk dünyaya getirmesi ve buna bağlı olarak yurttaki doğum sayı ve hızının da artmasıyla birlikte sağlıklı nüfus artışı sağlanması gibi, sezaryen ameliyat masrafının devlete olan külfetinin azaltılması gibi ve sayıca daha çok olan zaten doğumun ehli olan, profesyonel eğitim almış ebe hemşirelerin doğumlarda daha aktif olmasıyla beraber en çok ihtiyaç duyulan vasıflı uzman doktorların daha verimli hizmet vermesi gibi pozitif katkılarla, (normal süreçte ve son anda herhangi bir sorun yaşanmadığı sürece) uygun koşullarda gerçekleşebilecek bir doğumun vazgeçilmezidir.

Lakin bizler; maalesef yaşayarak tecrübe ettiğimiz tüm acı deneyimler neticesinde, gerçek ve ciddi anlamda tedbirden ve denetimden mahrum yürütülen bir normal doğum oranı arttırma seferberliğinin ve teşviklerinin, hatta bu teşviklerin primler ve puanlarla desteklenmesinden dolayı yaşanan olumsuzlukların (çocuklarının felç olması ve hayatını kaybetmesi suretiyle) mağduru olduğumuzu düşünüyoruz.

Bu sebeple biz; çeşitli tıbbi teknolojik donanımlardan, hasta başına yeterli düzeyde olması gereken doğum odalarından, donanımlı eğitimli teknik ve tıbbi personelden, yaşanabilecek olumsuzlukların ardından müdahale edecek aspirasyon (tıkanıklık giderme) sistemlerinden, hipotermi (soğutma) sistemlerinden, o an müdahale edecek hayat kurtarabilecek bir uzmandan, çocuk nörologlarından, sinir cerrahlarından yoksun, anne adayınında normal doğum yapmayı arzu etmediği bir ortamda ısrarla ve zorla yapılmak istenen normal doğumlara karşıyız.

Tabii ki bir çoğumuz mükemmel doğum koşullarını görmesekte veya yaşamasakta bazı hastanelerimiz, hatta bir çok hastanemiz yeterli donanımlara sahip olabilir. Deneyim, birikim ve bilgi açısından son derece yeterli personelleri de olabilir. Zaten bu sebeple yaşadığımız tüm bu sorun ve sıkıntıları anlatırken; işini severek ve en güzel şekilde layığıyla yapan doktorlarımızı, ebelerimizi, diğer sağlık çalışanlarımızı, özen, özveri ve duyarlılıkla hizmet veren tüm hastanelerimizi tenzih ediyoruz.

"Biz yandık başkası yanmasın","Bizim yavrularımızın hayatı karardı, başka hayatlar kararmasın" düşüncemiz ile; devlet büyüklerimizin önderliği ve talimatları doğrultusunda, sağlık ve adalet bakanlıklarımızca ivedilikle hazırlanması ve uygulanması gereken tüm yasaların ve düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesini arzu ediyoruz. Bu niyetle, devlet büyüklerimize; ülkemizdeki tüm hastanelerde optimum koşullar sağlanmadıkça (yönetim/doktor/ebe) personellerin herhangi bir yaptırıma maruz kalmasının, performans puanları, ödüller ve çeşitli primler vaat edilerek ısrarla normal doğuma teşvik edilmesinin son derece tehlikeli olduğunu gören ve yaşayan aileler olarak endişelerimizi ve sıkıntılarımızı aktarma gayreti içerisindeyiz.

Aileler ne diyor? :

"Doğuma temizlikçi sokuldu ve müdahale etti. Orantısız güç kullandı. Ciğerlerim Ağzıma Gelecekti. Uzun süre zor nefes aldım. Temizlikçi Müdahalesi ile çocuğu kanala sıkıştırdılar" Kristaller Manevrası ve bunun gibi birçok tıbbi müdahaleyi temizlikçiler yapabiliyorsa biz neden 9 ay boyunca doktor takibinde kaldık. Ebeyi de, doğumda görevlendirilen temizlikçiyi de son anda gördük. Onlarda bizi son anda gördü.

"Doktor, ultrasonla yapılan bebek başı genişliği ve diğer ölçümler (fetal ölçümler) ile çatı muayenesini bizzat yaparak ikisinin mukayeseli değerlendirmesini yapmadı. Canlarımızı riske attı."

"Uzun süre suni sancı verildi. Çocuk ona rağmen ilerlemiyordu. Karnıma çok güçlü bastırdılar. Defalarca yapıldı bunlar.. Çok korkuyordum. Kendileri de doğumun ilerlemediğini söylüyorlardı. Sezaryenle kurtarın çocuğumu ve beni dedim, fakat inatla Normal Doğum yapıldı. Çocuğum ağır yaralandı. Bende çok uzun süre kendime gelemedim."

"Ciddi endişelerim vardı. Korkudan ve heyecandan titriyordum. Sezaryen istedim ama zorla normal yaptılar. Bebeğim gebeliğim süresince sağlıklı olmasına rağmen, kathi suretle istemediğimi ve korktuğumu söylediğim halde zorla yapılan normal doğum esnasında sinirlerine ve dokularına derinden hasar verilerek doğurtuldu. Şimdi hayatı boyunca bir kolunu ve elini kullanmaktan mahrum kaldı."

"Henüz 37'inci haftaydı bende yavrumda hazır değildik. İlla doğacaksa sezaryenle doğmalıydı. Suni sancılarla, bastırmalarla, çekmelerle gelmedi. Olmuyor işte daha fazla uğraşmanın kime ne faydası var? Şimdi oldu, şimdi olacak, oluyor derken çocuğum göz göre göre zarar gördü ? Bende yavrumda perişan olduk!"

"Gebeliğimin 38'inci haftasıydı. Bebeğim kiloluydu. Ne bir sancı, ne bir kanama, ne de bir akıntım söz konusu değildi. Hiç bir şikayetim yoktu. Sadece rutin kontrol için oradaydık. Doğumhaneye aldılar. Doktoru doğumun ne başında, ne sonunda hiç görmedim. Ne ben ne yavrum hazır değildi. Suni sancı ile karnıma bastırarak çocuğumu çekerek zorla doğurttular. Doktor en azından doğum esnasında olumsuz bir durum yaşanırsa müdahale için hazır bulunabilirdi. Ve olan oldu. Çocuğum felç kaldı"

"Bebeğim takıldı. Ebe hanım doğurtmak için yoğun bir çaba sarf etti ama olmadı. Doktoru aradı ama doktor gelmedi. Çocuğum kalıcı bir şekilde sakatlandı." 

"Kaç defa dedim bebeğimin hareketleri zayıfladı diye. Hayır, bir şey yok dendi eve gönderildim. Önemsenmedi. Sonra hiç hareket etmedi hemen hastaneye koştuk. Artık, 1 metre karelik kabrinin topraklarını seviyoruz."

"Çocuğum kakasını yutmuş. Aspirasyon yapıldı fakat sonradan öğrendik beyne soğutma yapılmadığı için (zaten hastanede o cihazda yokmuş) çocuğumun beyni hasar görmüş. Hayatını kaybetti. Bizimde yavrumuzla beraber  hayatımız söndü."

"Çocuğum ölü doğdu. Sonrasında anladım ki bana doğum için gel denen tarih yanlışmış. Çocuğumun doğum miadı çoktan geçmiş."

"Doğum çok zor geçti. Çocuğumu kucağıma aldım emzirdim. Sağlıklı olduğunu sanıyordum. Olumsuz hiç bir şey söylemediler. Bir süre sonra taburcu olduk. Eve geldiğimde çocuğumun kolunun hareket etmediğini, omuz bölgesinde morarmalar ve parmak izleri olduğunu gördüm. Hemen hastaneye döndüm göz yaşları içinde çocuğumun kolu çalışmıyor haline bakın dedim. Hastanede; "Bebeğiniz sağlıklı doğdu, buradan da sağlıklı gönderdik, raporlarında da böyle yazıyor, BELKİ DE SİZ YAPTINIZ! BİR KAZA YAPTINIZ VEYA ÇEKTİNİZ ZARAR VERDİNİZ" dendi. Bir anneye denebilecek en ağır sözlerdi. Ben yavruma sinirlerine zarar verip kolunu felç edebilecek bir şiddeti nasıl uygularım. Hem suçlular hem güçlü"

Bunlar annelerin doğum esnasında yaşadığı ve hep bahsettiği ortak mağduriyetlerin çok az bir bölümüdür. yüzlerce anne ihmallerden söz ediyor. Zaten ihmal görmeyen, yukarıdaki gibi çeşitli bariz olumsuzlukları yaşamayan hiç kimse kesinlikle şikâyetçi de olmuyor. Fakat örneklerde anlattığımız şekilde hata ve ihmaller dolayısıyla şikayetçi olan herkese; ortamda hiç bir şahidi olmayan, tek şahidi Rabbi ve yaralı yavrusu olan anneler asla dinlenmeksizin, söyledikleri delil kabul edilmeksizin, sadece ve sadece olayın şikayet edilenlerinin (hakkında suç iddia edilenlerin kendilerini haksız çıkaracak evrakları sunmayacağı aşikar olmasına rağmen onların ) ifadeleri ve hazırladığı belgeler dikkate alınarak "KOMPLİKASYON" raporları veriliyor Bu komplikasyon raporları ile de, hastanede ve doğumda olup biten her şey kesin bir dille kusursuz, hatasız, sorunsuz gibi lanse ediliyor. Bu şekilde ailelere bir darbede başka yavruların canı yanmasın diye ve başka anaların yürekleri kan ağlamasın diye verdikleri mücadelelerinde atılıyor. Oysaki doğum gerçekleri yine sağlıkçıların, bakanlığın, üniversitelerin yayınlarında ve bir çok yerli/yabancı uzmanın web sayfasında yayınladığı bilimsel araştırmalarda bariz şekilde ortadadır.

Aileler, bazı meslektaşlarıyla ve kurumlarla polemiklere girmek istemediklerini ifade eden aklıselim uzmanlara danıştıklarında, haklı olduklarını tescilleyen fakat asla destek görmeyen yanıtlarla dahada kahroluyorlar. Mağduriyetlerini destekleyen kesin resmi tıbbi bilgilere rağmen, yaşadıklarıyla hiçbir ilgisi olmadığına şüphesiz inandıkları karşı taraf savunmaları ve evraklarıyla, tıpta yaşanan spontan olumsuzlukların yüzdeleriyle anlatılmak suretiyle verilen raporlarla adeta aptal yerine konulduklarını düşünüyorlar.

Konuyla hiç alakası olmayan herhangi bir meraklı vatandaş bile araştırdığında ve sorguladığında; "TEMİZLİKÇİNİN DOĞUMA SOKULUP TIBBİ MÜDAHALEDE BULUNDURULMASI" "EBENİN ACİL DURUM DOLAYISIYLA UZMANI ARAMASINA RAĞMEN YETİŞİP BEBEĞİ VE ANNEYİ SEZARYEN İLE VEYA EN UYGUN MÜDAHALE İLE KURTARMAMASI" "HİÇ BİR ŞEKİLDE ANNENİN DE ŞAHİT OLDUĞU ÜZERE BEBEĞİNİN İLERLEMEDİĞİ ORTADAYKEN İNATLA UZUN SÜREN SUNİ SANCILARLA VE BASKILARLA ZORLA DOĞUM YAPTIRILMASI" "DOĞUMDA OKSİJEN SORUNU YAŞAYAN BEBEĞE GEREKLİ MÜDAHALEYİ YAPACAK BEYİN SOĞUTMA CİHAZI VE NÖROLOJİ UZMANLARININ BULUNMAMASI" gibi onlarca şikayet hususunda ciddi haklılık paylarının olduğunu, resmi web sayfalarında dahi uzmanların ve araştırmaların gerçekleri açıkça ortaya koyduğunu, tüm bunların çözüm bekleyen yanlış/hata/suç/eksiklik unsurları olduğunu görecektir.

Şu konu çok iyi anlaşılmalı ki bizler asla; yaşadığımız olayların üzüntüsü, acısı ile sebepsiz yere hiçbir şahsa veya kuruma karşı iddialarda ve şikâyetlerde bulunmuyoruz. Yaptığımız tüm girişimleri asla öfke ile değil hukuk ve sağlık camiasının ortaya koyduğu resmi bilgiler ışığında, yasalar çerçevesinde yapıyoruz. Nitekim bakanlığa ve savcılığa başvuran ailelerin anlattıkları arasından, yukarıda tırnak işaretleri arasında vurguladığımız sebeplerin bir kaçı bile hakkaniyetle incelendiğinde tüm bunların hastanelerin yoğunluğuna, eksikliğine, donanım yetersizliğine, personel yetersizliğine, çeşitli ihmallere ve hatalara bağlı devletimizce acil el konulması gereken sorunlar olduğu kolaylıkla tespit edilebilecektir.

Doğum Mağdurlarının doğumdan sonra karşılaştığı zorluklar ve olayların perde arkası nedir?

9 ay boyunca heyecanla beklenen o en kıymetli varlığı doğumda ağır yaralanan anne babalar tedavi için süratle büyük şehirlere ve üniversite hastanelerine akın ediyor ve yana yakına doktor aramaya başlıyorlar. Devlet hastanelerimizde özellikle doğum esnasında sinirleri kopan veya zedelenen çocukların tedavisi hususunda uzmanlaşmış Ortopedi ve el siniri cerrahisi uzmanları maalesef yok denecek kadar az. Birçok hastanemizde beyin hasarlarını tespit edebilecek veya yapılması gerekenleri anında yapabilecek çocuk kardiyolojisi, çocuk nörolojisi uzmanları ve ekipmanları da yok. Üniversite hastanelerindeki öğretim görevlisi olan nitelikli hekimlerin çoğunluğu maalesef özel klinikler ve anlaşmalı özel hastanelerde ameliyat ve tedavi yaparak dar gelirli aileler açısından oldukça yüksek muayene ücretleriyle çalışmaktalar.
Tedavide; MR, EMG, ORTEZ, STİMİLASYON CİHAZI, BOTOKS, ÖZEL ROBOTİK CİHAZLAR gibi ihtiyaç duyulan, hiç bir alternatifi olmayan cihazların ve çeşitli müdahalelerin masraflarının tamamı veya büyük bölümünü doların artışı ve enflasyon bahane edilerek SGK tarafından karşılanmadığı gerekçesiyle ücretsiz veya uygun maliyetlerle karşılanamıyor. Aileler zaten mağdur iken daha da mağdur oluyor.

Neredeyse her zorlu normal doğumda meydana gelen travmaların verdiği zararların, beyin hasarları ve brakial pleksus sinirlerinin hasarlarının teşhisi için bebeklere bazı devlet/üniversite hastanelerinde kısıtlı imkânlarla tetkik yapılsa da devlette çekilecek mr ve emgler için aylarca sıra bekleniyor. Çocuğunu biran evvel sağlığına kavuşturma telaşında olan ekonomik durumu diğerlerine nazaran bir nebze daha elverişli olan bazı aileler bunun yerine özel kliniklerde fahiş bedeller ödeyerek bu tetkikleri yaptırıyor. Fakat tedavinin her safhasında tekrar tekrar bu tetkiklere ihtiyaç duyulduğu için aileler önceki aşamalarda kaybettikleri maddi imkânları dolayısıyla ilerleyen süreçte tedavi masraflarını karşılayamaz hale geliyorlar. Yine mağdurların bazıları imkânları geniş, ünlü cerrahların çalıştığı özel hastanelere gitse de tüm güçlerini ilk tedavide harcayıp bu uzun soluklu rahatsızlıkların tedavisini bir daha aynı hastanede sürdüremiyor.

Neredeyse tüm hastalar gerek ulaşım anlamında, gerek yurdumuzun merkezi olması dolayısıyla gerekse çok sayıda üst basamak hastanenin bir arada olması yani imkânların daha fazla olması sebebiyle tedavi için başkentimiz Ankara’yı ve İstanbul gibi metropol şehirleri tercih ediyor. Özellikle Hacettepe gibi hastanelerde yığılma söz konusu olduğu için de aylar yıllarca ameliyat sıraları bekleyen aileler söz konusu.

Hastanede yatanları ise yeni çileler bekliyor. Acilden gelen ve öncelikli olan diğer hastalar dolayısıyla sürekli ertelenen operasyonlarının gerçekleşeceği güne kadar bebekleriyle birlikte perişan halde haftalarca yatış halinde çaresiz bekliyorlar. Bu bekleyişler ve yığılmaya en büyük sebep olarak, özellikle son zamanlarda dolardaki artış, enflasyon gibi ekonomik durumlar öne sürülüyor. Ameliyat malzemeleri için hastanelerde ihaleye bile çıkılmakta zorluk yaşandığı bilgisi verilen aileler bu nedenle önceliğin ölümcül hastalarda olduğunu öğrenince mecburen sükunetle beklemeye devam ediyor.

Sadece doğumda Brakial Pleksus sinirlerinin yaralanmasıyla kol felci geçiren veya Serebral Palsi adı verilen beyin felcine maruz kalan yavruların yakınları değil genel olarak tüm yurtta engelli ve engelli yakınları, birçok SGK anlaşmalı medikal ve ilaç satan firma, işyeri ve eczane tarafından engellilerin kullandığı medikal ürünlerinin ve ilaçların enflasyon dolayısıyla artık SGK tarafından karşılanamadığı bahanesiyle kendilerinden büyük meblağlarda ek ücret talep edildiğini bildiriyorlar. Bize göre; vatansever ve devletine her daim sahip çıkmış insanlar olarak devlet büyüklerimizi bir şekilde bu konulardan haberdar etmekte en büyük vazifelerimiz arasındadır. 


Bu duygu ve düşüncelerle yukarıda gereğinin ivedilikle yapılması ümidimiz ile arz ettiğimiz, "daha sağlıklı olsun, daha güzel olsun" diye yapılan fakat tedbir ve denetimden yoksun bir şekilde yürütülen normal doğum kampanyaları ve bakanlık teşvikleriyle beraber katlanarak artan sağlık skandallarının sebep ve çözümlerini anlayışlı ve duyarlı Türk halkına ve devlet büyüklerimize sonsuz sevgi ve saygılarımızla bildirir gereğinin yapılmasını arz ederiz.

Vatansever Doğum Mağdurları



Bugün Doğum imzanı bekliyor!

Doğum Mağdurları bu imza kampanyası için senin desteğini bekliyor: «Bebekler Doğarken Perişan Olmasın! O, minik bedeniyle acılar içinde yaşama savaşı veren senin bebeğinde olabilirdi!». Doğum ve imza atan diğer 950 kişiye katıl.