Ümmühan Nineyi Kurtar! Evi sular altında kalmasın.

Kampanya Kapatıldı

Ümmühan Nineyi Kurtar! Evi sular altında kalmasın.

Bu kampanya 598 destekçiye ulaştı
Isparta Valiliği ve tarafına Melike Vergili bu kampanyayı başlattı

Sayın Veysel Eroğlu,

Orman ve Su İşleri Bakanı olarak başında bulunduğunuz kuruma bağlı olan DSİ tarafından geçtiğimiz Mayıs ayında geçici teslim alma işlemi yapılarak su tutma çalışması başlatılan Isparta’nın Sütçüler İlçesi, Darıbükü köyünde inşa edilen Kasımlar Barajı ve HES projesinin rezervuar suları köylülerin evlerini ve yaşam alanlarını su altında bırakmaya başlamıştır.

Ayrıca ulaşım yolları ve kamusal yapılar da suya gömülme aşamasındadır…
Projeyle ilgili kamulaştırma işlemleri henüz tamamlanmadan ve köylülerin açtığı davalarla ilgili hukuki süreç devam ederken su tutma çalışmasına başlanması Darıbükü köyünde ve bölgede telafisi olanaksız yıkımlara ve mağduriyetlere neden olmaktadır.

Baraj projesi uğruna evlerinden ve yaşam alanlarından edilen köylülerin mağduriyetlerinin giderilmesi için bir an önce bölgede gerekli incelemelerin yapılması sağlanmalıdır.

Kasımlar Barajı ve HES projesinin inşası sırasında yaşanan ve yaşanmakta olan ve Bakanlığınızın kuruluş amaçları ve ilkeleriyle bağdaşmayan uygulamalara bir önce son verilmesini istiyoruz…

Saygılarımla…

Isparta Valiliği’ne,

Sayın Şehmus Günaydın, Valisi bulunduğunuz kentin idari sınırlarında bulunan Sütçüler ilçesine bağlı Darıbükü köyünde yapımı tamamlanan Kasımlar Barajı ve HES projesinden kaynaklanan ağır bir insanlık dramı yaşanmaktadır.

2012 yılında inşaatına başlanan ve bölgedeki 6 köyü doğrudan etkileyen baraj projesi için Bakanlar Kurulu Kararı ile ‘Acele Kamulaştırma Kararı’ çıkartılmış, ancak geçmişte yalnızca savaş koşullarında uygulanan bu kamulaştırma usulü de bu projede usulüne göre uygulanmamıştır…

Anayasamıza göre devletin eşit şartlardaki iki yurttaşı sayılan yüklenici firma ile bu firmanın yapacağı proje yüzünden yaşam alanlarını kaybederek büyük bir mağduriyet yaşayacak olan köylülerin hiç birinin mağduriyeti giderilmemiş, aksine örneğine sömürge ülkelerinde bile rastlanmayacak bir ihlaller dizisi yaşanmıştır…

Projeyle ilgili kamulaştırma işlemlerini ‘acele kamulaştırma’ kararını da dolanarak, kimi köylülerin tüm mülklerine ipotek konulmuş, tehdit ve korkutma gibi insanlık dışı yöntemlerle tüm yaşam alanları ellerinden alınmıştır.

Darıbükü köyü Muhtarı ile yüklenici firma arasında kurulan çıkar ilişkisi nedeniyle çoğunluğu yaşlılardan oluşan köylülerin anayasal hakları gasp edilmiş, ellerinden alınan ve yörenin yaşam koşullarına uygun konutlarının yerine inşa edilen 50’şer metrekarelik evlerde insanlık dışı yaşam koşullarında yaşamaya mahkûm edilmişlerdir.

Baraj projesiyle ilgili kamulaştırma işlemleri ve bunu yürüten hukuki prosedürler tamamen sonuçlanmadan barajda su tutulmaya başlanmış, köylüler ise evlerinden çıkmaya zorlanmışlardır. Ulaşım araç-gereçlerinden yoksun olan yaşlı köylüler, adeta bir savaş sürgünü gibi yaşam alanlarını terk etmek zorunda bırakılmıştır.

Baraj projesi için uygulanan kamulaştırma işlemlerine yönelik Anayasal bir hak olan yargı yoluyla hak arama yolları tehdit ve korkutma yöntemiyle elinden alınan köylüler, ‘Demokrasi zaferlerinin’ kutlandığı, ‘Milli İrade’ vurgusunun yeniden tüm ülkeye nüfuz ettiği 2016 Türkiye’sinde iradeleri ellerinden alınan birer köleye dönüştürülmüştür…

Darıbükü köyünde onlarca yurttaşımızın yaşadığı bu ağır mağduriyet, bir toplumun hafızasına büyük bir vicdani yara olarak kazınacaktır.

O köylülerden biri olan 75 yaşındaki Ümmühan Uysal, taşınmazlarıyla ilgili hakkını aramak için yakınları aracılığı ile Danıştay’da dava açmış, ancak henüz bu dava sürerken, üstelik de tahliye konusunda bir mahkeme kararı bulunmaksızın evinden atılmak istenmektedir.

Barajın sularının evinin merdivenlerine yaklaştığı şu günlerde, üstelik kış da kapıdayken bu ülkeye yurttaş yetiştiren, asker, işçi, üretici yetiştiren bir anaya reva görülen bu muamele, kendisini demokratik bir hukuk devleti olarak tanımlayan Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışmamaktadır.

İdari sınırlarınız içinde yaşanan, yalnızca çok küçük bir kısmını burada aktarabildiğimiz insan hakkı ihlalleri ve ağır mağduriyetleri öncelikle durdurmak, ardından ise bunun sorumluları hakkında yasal süreci başlatacak idari bir soruşturma açılmasını talep ediyoruz.

Bu, bölgede bozulan toplumsal barış, huzur ve güvenin yeniden inşası için devletin en önde gelen ödev ve sorumluğudur.

Bu konuda gereğinin yapılacağına olan inancımızla saygılarımızı sunuyoruz…

Kampanya Kapatıldı

Bu kampanya 598 destekçiye ulaştı

Bu kampanyayı paylaş