Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar

138,658 Supporters

Manifestomuz Fikir Sahibi Damaklar, öncelikle “şehirli” bir gruptur. Günümüzün pratiği içinde “tüketici" sayılmaktalar. Ancak sorgulama kabiliyetlerini birer “co-producer”a dönüşmek için kullanıyorlar. Biliyorlar ki bugün markette satılan lezzetsiz domates ancak ve ancak “satın aldıkları sürece” reyondaki yerini muhafaza edebilir. Eğer “mevsiminde” almaya karar verirlerse, üretici de mevsiminde üretecektir. Fikir Sahibi Damaklar, “tüketici”nin bir “co-producer”a dönüşmesi halinde, Monsanto gibi firmaların bile yok olacağına inanır. Fikir Sahibi Damaklar, şehirli bireyin, gece saat 10′a kadar açık kalan hipermarketlerin insanı tembelliğe iten konforu karşısında, satılan yoğurdun “gerçekten” yoğurt, ekmeğin “gerçekten” ekmek olup olmadığını düşünmeyi bıraktığını ve nihayetinde, gıda yerine gıdaymış gibi yapan, büyük üreticilerin karını arttırma odaklı ar-ge çalışmalarının karşılığı, pek çok “endüstriyel” ürünü tüketir olduğunu görüyor. Bu nedenle Fikir Sahibi Damaklar, öncelikle, bu “gerçek gıdadan ayrı düşme hali”ne çözümler üreten aktiviteleri benimsedi. Çünkü herkesin içi boşaltılmış bir berekete ikna çok tükettiği günümüzde, aslen, hem şehirli kalıp hem de gerçek gıdalarla hayat kalitemizi yükseltmek mümkündür. Fikir Sahibi Damaklar bilir, şehirli insan tercihini gerçek gıdadan yana yaptığında üretim de iyi, temiz ve adil olacak ve torunlarımıza miras bırakacağımız dünya ancak ve ancak böyle mümkün olacak. Fikir Sahibi Damaklar isimlerini bu hayalden aldılar.

Started 3 petitions

Petitioning Kadir Topbaş, İstabul Büyükşehir Belediye Başkanı, Fatih Belediye Başkanı, Mustafa Demir, La Via Campesina, Somut Olmayan Kültürel Miras Programı, komisyon başkanı Prof. Dr. Öcal, Special Rapporteu...

Yedikule Bostanları'nın tarihi misyonu ve geleneksel fonksiyonu korunsun; Yedikule Bostanları tarım alanı olarak kalsın.

  scroll down for English, German and French..   İstanbul'un tarihi kara surları 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası kabul edildi. Haklı bir karardı ve biz de bu surları emanet sayıyor, koruyoruz. Bu bağlamda 1500 yıldır bu surların parçası olan tarım alanları da emanetimizdir. Zira henüz UNESCO ya da bir başka uluslararası otorite tarafından miras değeri ilan edilmemiş olsa da, GTH Bakanımız Mehdi Eker'in de dediği gibi, "kültürün kaynağı agrikültür, yani tarımdır" ve Yedikule Bostanları 1500 yıllık bir tarihin, yaşatılan bir kültürün fevkalade önemli örneğidir. Bu biricik kültürü korumak, bu tarihi yaşatmak geçmişe olduğu kadar geleceğe karşı da sorumluluğumuzdur. Yedikule Bostanları'nın rekreasyon amaçlı dahi olsa inşaat alanına dönüşmesini 2013 yılının Temmuz ayından bu yana endişe ile izliyor ve gerçekleşen moloz dökümlerinin ve yakın zamanda başlayan betonlaşmanın bu 1500 yıllık ve son derece bereketli tarım toprağına etkisinin geri dönülmez olacağından endişe ediyoruz. Dileğimiz gerek Anakent Belediye olarak ve gerekse de İlçe Belediyesi olarak kültürümüze, tarihimize sahip çıkmanız. Talebimiz Yedikule Bostanları'nın tarihi misyonu ve geleneksel fonksiyonu korunsun; Yedikule Bostanları tarım alanı olarak kalsın.    İstanbul’s Historic Land Walls were included in the UNESCO World Heritage List in 1985. The inclusion was a right decision and we consider the walls a heritage entrusted to us to be protected. By the same token, we also consider the agricultural lands, which have been inseparable part of the historic walls for 1500 years, entrusted heritage to us. Heritage, despite the fact that Yedikule Market Gardens (Yedikule Bostans) have not been yet declared as such by UNESCO or any other authority. These agricultural lands are an extraordinarily important example of 1500 years of uninterrupted culture and as our Minister of Food, Agriculture and Animal Husbandry has stated, “the root of culture is agriculture, in other words farming.” Preserving this unique culture and sustaining this history is our responsibility owed not only to our past but also to our future. Since July 2013 we have been witnessing the transformation of Yedikule Market Gardens into a construction site, even if for a recreational program and purpose. We are concerned that dumping rubble and construction may irreversibly and negatively affect the 1500 years old fertile soil. It is our hope that as Greater Istanbul Municipality and as the local Fatih Municipality, that you protect our culture, our history. We demand that the historical mission and traditional function of Yedikule Market Gardens be preserved and remain to persist as agricultural lands.    Die Landmauern von Istanbul wurden 1985 von UNESCO als Weltkulturerbe anerkannt. Das war eine berechtigte Entscheidung; wir betrachten sie als an uns anvertrautes Erbe und beschützen sie. In diesem Zusammenhang betrachten wir die städtischen Landwirtschaftsflächen, die seit 1500 Jahren einen unzertrennlichen Bestandteil der Landmauern bilden, ebenfalls als Weltkulturerbe. Auch wenn das UNESCO Dokument oder eine weitere Autorität dies noch nicht offiziell bescheinigt hat, bildet die Landwirtschaft, also die Agro-Kultur, die Grundlage und den Ausgangspunkt der Kultur, wie auch Herr Mehdi Eker, der Minister für Lebensmittel, Landwirtschaft und und Tierzucht der Republik Türkei, bestaetigte. Die Bostan's (= urbane Gärten für Landwirtschaft) an den Landmauern bilden ein einzigartiges Beispiel lebendigier Kulturgeschichte seit 1500 Jahren. Wir sehen es als unsere Verantwortung, dieses Unikat zu beschützen und diese lebendige Kultur an künftige Generationen weiterzuerben. Wir betrachten mit grosser Besorgnis, wie seit Sommer 2013 die Bostanflaechen in Yedikule in ein Bauplatz umwandelt werden, selbst wenn dies zu Rekreationszwecken ist. Wir befürchten dass die Zuschüttung der 1500 Jahre alten Agrarflaechen mit Bauabfällen und die daraus folgende Versiegelung sowie fortschreitende Zubetonierung unwiderrufliche negative Folgen auf fruchtbaren Böden haben wird. Unser Wunsch ist, dass der Bezirksamt von Fatih und die metropolitane Stadtverwaltung von Istanbul, sich der Kultur und der Geschichte Istanbuls annehmen. Wir fordern dass die historische Mission und die traditionelle landwirtschaftliche Funktion erhalten bleiben und die Bostans von Yedikule als Landwirtschaftliche Fläche erhalten bleiben.   En 1985 les murailles d’Istanbul ont été déclarées Patrimoine Mondial par l'UNESCO. C’était une décision juste et nous considérons ces murailles comme héritage et nous les protégeons. A cet égard, les terres agricoles qui font partie des murailles sont également notre héritage. Car, même si elles ne sont pas encore déclarées patrimoine par l'UNESCO ou par une autre autorité, comme Mehdi Eker, le Ministre de l'Alimentation, de l'Agriculture et de l'Élevage l'exprime : « la source de la Culture est l’agriculture » et les Potagers de Yedikule sont l’exemple suprême d’une Culture qui perdure et d’une Histoire de 1500 ans. La protection de cette Culture unique est à la fois notre responsabilité pour l’avenir que pour faire vivre l’Histoire. Nous observons avec inquiétude la transformation des Potagers de Yedikule en chantier, même si cela se fait dans le cadre d’un projet de réhabilitation, et nous craignons que l’impact des gravats, et la bétonisation qui a récemment débuté soient irréversibles sur ces terres agricoles de 1500 ans, extrêmement fertiles. Notre souhait est l’appropriation commune de cette Histoire et Culture, et sa préservation en tant que Mairie de métropole et Mairie de la commune. Notre revendication est la sauvegarde de la fonction traditionnelle et la mission historique des Potagers de Yedikule, et le maintien de ces terres comme terrains agricoles.

Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar
60,420 supporters
Petitioning Fatih Belediye Başkanı, Mustafa Demir

Yedikule Bostanları'nın tarihi misyonu ve geleneksel fonksiyonu korunsun; Yedikule Bostanları tarım alanı olarak kalsın.

İstanbul'un tarihi kara surları 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası kabul edildi. Haklı bir karardı ve biz de bu surları emanet sayıyor, koruyoruz. Bu bağlamda 1500 yıldır bu surların parçası olan tarım alanları da emanetimizdir. Zira henüz UNESCO ya da bir başka uluslararası otorite tarafından miras değeri ilan edilmemiş olsa da, GTH Bakanımız Mehdi Eker'in de dediği gibi, "kültürün kaynağı agrikültür, yani tarımdır" ve Yedikule Bostanları 1500 yıllık bir tarihin, yaşatılan bir kültürün fevkalade önemli örneğidir. Bu biricik kültürü korumak, bu tarihi yaşatmak geçmişe olduğu kadar geleceğe karşı da sorumluluğumuzdur. Yedikule Bostanları'nın rekreasyon amaçlı dahi olsa inşaat alanına dönüşmesini 2013 yılının Temmuz ayından bu yana endişe ile izliyor ve gerçekleşen moloz dökümlerinin ve yakın zamanda başlayan betonlaşmanın bu 1500 yıllık ve son derece bereketli tarım toprağına etkisinin geri dönülmez olacağından endişe ediyoruz. Dileğimiz gerek Anakent Belediye olarak ve gerekse de İlçe Belediyesi olarak kültürümüze, tarihimize sahip çıkmanız. Talebimiz Yedikule Bostanları'nın tarihi misyonu ve geleneksel fonksiyonu korunsun; Yedikule Bostanları tarım alanı olarak kalsın. 

Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar
60,420 supporters
Petitioning Faruk Çelik

İstanbul Boğazı’nda gırgır avcılığı yasaklanmalı!

İstanbul Boğazı bir biyolojik koridordur. Lüfer bu biyolojik koridoru kullanarak Karadeniz'e ulaşır ve orada ürer. İstanbullu gırgır reisleri her sonbahar Karadeniz'den geri göçe geçen lüferleri avlamak için bir huni ağzı gibi daralan Boğaz girişine en genişinden ağlarını atar, sonarların, radarların yardımıyla balığa kaçacak yer bırakmamacasına avlanırlar. Lüfer, yok olmanın kıyısında balıklarımızdandır. Geçtiğimiz dönemde bu sucul hayatın devamı için getirilen kimi yasaklar hepimiz için umut verici birer adım oldu. Bununla birlikte, Türkiye'nin balığının %90'ını tutan gırgır reislerimizin bu yasaklara uymadıkları bugün tezgahlarımızda endişesizce satılan boy altı lüfer balıklardan bellidir. İstanbul Su Ürünleri Hali'nde denetimin yetersiz olduğu, Sahil Güvenlik Kurumu tarafından denizlerin kontrolunun tam yapılamadığı da gene aynı tezgahlardan belli olmaktadır. Kimsenin korkusu olmadığı gibi, denetim yükümlülüğü bir kurumdan diğerine sürekli atılmakta, her kurumun ilgilisi tarafından yasadan imkanlara her türlü mazeret ilan edilmekte, ancak gene ve yine boy altı yani yavru boy lüferler tezgahlarda yer bulabilmektedir. İstanbullular olarak beş yıldır tüm iyi niyetimizle herkesi yasaya uymaya, yasayı uygulatmaya davet ediyoruz. Sonuçta gene gırgır reisleri arzu ettikleri gibi avlanabilmekte, yasak avları için ceza almadıkları gibi yeni tebliğde lüferin avlanma boyunu 17 cm'e indirebilmenin hazırlığını yapmaktadırlar. Bu değerli deniz, bu fevkalade kırılgan sucul hayat inatla, ısrarla avlanacağım diyen, yasak tanımayan, yasağı delmek için her yolu deneyenlerin insafına bırakılamaz! Denizlerimiz müşterekimizdir. Sucul hayat bize çocuklarımızın emanetidir. Trollere yasak olan İstanbul Boğazı gırgırlara da yasaklanmalıdır!

Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar
17,818 supporters