Diem25 İstanbul1dsc

7,848 supporters

    Started 2 petitions

    Petitioning T​.​C. CUMHURBAŞKALIĞI, Türkiye Cumhurtiyeti Hükümeti, T​.​C. Hazine ve Maliye Bakanlığı

    İşsizleri, Yoksulları, Güvencesizleri (Prekarya) Gözeten Ekonomik Tedbirler Alınsın!

    COVID19’un ekonomideki etkilerine “ilaç” olması için ekonomik tedbirler açıklandı. Paket, Hükümetin iktidara geldiği günden bu yana uyguladığı ekonomi-politiğin bir uzantısı yani varsıl azınlığa pozitif ayrımcılık yapmakta. Oysa Türkiye’de istihdamın ⅓’ü kayıt dışı; ücretli çalışanların %67’si asgari ücretten geçimini sağlamaktadır. Meslek örgütlerinin açıkladığı “yoksulluk” ve “açlık” sınırları hepimizce malum. Çalışırken yarı aç-yarı tok yaşayan geniş kitlelere, açıklanan bu ekonomik paketle Hükümetin kamu kaynaklarının yönetimini Anayasanın “sosyal devlet” ilkesini gözeterek yapmadığı görülmektedir.  Bizler, işsizleri, yoksulları ve güvencesizleri gözeten, aşağıdaki tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz: Bu süreçte ücretsiz izne çıkarılan ya da işten çıkarılanların kredi ve kart borçları, kira ve fatura ödemeleri en az 3 ay ertelemesini, Dükkanını kapalı tutmak zorunda olan esnafa devlet desteği olarak sicil bozukluğu gözetmeksizin 6 ay sonra ödemeli sıfır faizli destek verilmesini, Günlük-haftalık yevmiye ile serbest çalışanlar dahil olmak üzere salgın esnasında işsiz durumunda bulunan ve işsizlik maaşı almayan tüm yurttaşlara işsizlik maaşı, temel gelir desteği verilmesini, Ekonomik paketin, mecliste temsil edilen bütün siyasi partilerin eşit biçimde temsili ile ilgili meslek odaları, sendikalar ve taraf olan diğer kurum ve kuruluşların katılımıyla hazırlamasını talep ediyoruz. Evlerimizin önünü süpürelim. Sorumluluklarımızı yerine getirelim. Talep edelim. Çağrımız halka: “Haklarını talep et! Çağrımıza ortak ol!” Çağrımız hükümete: “Anayasa’nın yüklediği sorumluluklarını yerine getir!”  “İnsan, unutur.” der eskiler. Uygarlık hatırlamaktır. Biz de hatırlayalım: Anayasanın 2. Maddesini: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.* Pandemi, bütün dünyayı esir aldı, Türkiye’yi de. Devletler ve kurumları, özellikle şeffaflığı ve katılımcılığı işletmeyenler, çok da apansız olmayan bu büyük sorun karşısında işlemiyor. Virüsün etkisi altına giren ülkeler, birer birer çeşitli önlemler alıyor. Türkiye de söz konusu sorunla mücadele amacıyla bir paket hazırladı. Paket, ekonomik anlamda kırılgan olan ücretli çalışanları ve güvencesizleri kapsamıyor. Türkiye halkı, hükümetin uyguladığı neo-liberal politikalarla hızla prekaryalaşmakta.** Türkiye,  “COVID19” salgınına, gittikçe derinleşen siyasi ve ekonomik krizde yakalandı. Türkiye’nin, “COVID19” ile mücadele için açıkladığı paketin, Anayasa’nın 2. maddesinde dile getirilen devletin dört temel niteliğinden biri olan “sosyal devlet” niteliğini gözetmediği anlaşılmakta. Kamunun kaynaklarını yönetenlerin kamuya karşı sorumlulukları var. Halka ve Hükümete yönelik bu çağrımız, prekaryalaşmayı durdurmaya, kamu kaynaklarının kamusal fayda gözetilerek şeffaf ve katılımcı demokrasinin ilkelerine göre tasarruf edilmesine yöneliktir.  Kampanyanın temel argümanları: • COVID19 ile ilgili açıklanan ekonomik paket, T.C.’nin Anayasa’sında Cumhuriyet’in temel niteliklerinden olan “sosyal devlet”i içermemektedir. T.C. görece güçlü yapısı (Türkiye, G-20 ülkeleri arasındadır) ile sosyal içerimleri olan paketi kaldırabilecek güçtedir. • Yurttaşlar, yurttaş olmaktan kaynaklı haklarını Hükümet’ten yüksek sesle talep etmeliler.• Sosyal içerme, yoksulluk, güvencesizlik baskısı altındaki kitlelerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlayarak toplumsal mücadelenin motivasyonunu güçlendirecektir.  * Erişim: 25 Mart 2020: https://www.icisleri.gov.tr/illeridaresi/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi ** Prekarya, Guy Standing’in “küreselleşmenin çocuğu” dediği İngilizce “precarious” (güvencesiz) ve “proletariat” sözcüklerinden türetilen bu terim, 2008 küresel krizinden sonra “mesleki kimliği tanımlayan ahlâki ya da davranışsal yükümlülükler gösterme zorunluluğu”nu kaybeden; iş güvencesizliği ve borçlanma imkânı nedeniyle “evlerini kayan kum üzerinde” inşa etmeye çalışan ve giderek genişleyen, “tehlikeli” (siyasî davranışları öngörülemeyen) kitleyi ifade ediyor.    DiEM25 İstanbul1dsc Kolektifi  www.diem25.org  istanbul1dsc@diem25.org  https://mobile.twitter.com/Diem25_istanbul  https://www.facebook.com/Diem25istanbul/

    Diem25 İstanbul1dsc
    7,494 supporters
    Petitioning T​.​C. Sağlık Bakanlığı, T​.​C. Cumhurbaşkanlığı Hükümeti

    COVID-19 Salgınında Şeffaflık ve Katılımcı Demokrasi

    COVID-19’dan doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiğimiz tedirgin, belirsiz günler yaşıyoruz. Bir kısmımız evlerinde, bir kısmımız ücretli ya da ücretsiz izinli, bir kısmımız işini kaybetti, bir kısmımız -gönüllü olmasa da- çalışmaya devam ediyor. Henüz olmadıysak da hasta olma riski taşıyoruz. Bir yandan da, sağlık sistemimizin her gün giderek daha fazla gerildiğini izliyoruz. COVID-19 bize sadece sınırların, pasaportların topluluklara herhangi bir savunma sağlamadığını değil, aynı zamanda, önemsemezsek nelerle karşı karşıya kalacağımızı hatırlatıyor ve toplumlarımızda radikal bir değişime ihtiyaç bulunduğunu gösteriyor. İnsanlık olarak bir sağlık krizi ve birçoğumuz için daha görünmez bir eşitsizlik krizi, bir iklim krizi ve bir yok olma krizi ile karşı karşıyayız. Yıkım en çok neoliberal ekonomilerde ve sosyal devletten uzak toplumlarda olmaktadır. Pandemi bizlere bir kez daha göstermektedir ki, sağlık parayla satın alınamayacak kadar değerli ve herkese eşit saglanmalıdır. Pandemiyi en hafif şekilde atlatmanın yolunun teması azaltmak ve hatta sıfırlamak olduğu tüm resmi ve bilimsel kurullarca yinelenirken, evde kal diye kampanyalar yapılırken bir yandan da milyonlarca insan iş yerlerine gidip çalışmaya mecbur bırakılmakta, gereken radikal ve toplum saglığını koruyucu tedbirler kararlılıkla alınamamaktadır! Bu anlayışla, salgınların kontrolünde bir zayıflık ve bir halk sağlığı sorununun ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bunlar acı verici ve korkutucu zamanlardır. Birçoğumuz kendimiz, sevdiklerimiz, komşularımız ve topluluklar için korkuyoruz. Bu korkuyu besleyen asıl etmen ilk günden itibaren şeffaf olmayan salgın yönetimi. Ülkemizin dört bir yanında olgular görünürken Türkiye’de henüz bir vaka olmadığı övünçle sunuldu, vatandaşın bizzat tanık olduğu yetersizlikler yokmuş gibi sunulmaya çalışıldı. Ülke yönetiminde söz sahibi olanların paylaştıkları verilerdeki uyumsuzluklar güvensizlik duygusu yarattı.Türkiye’deki hekimlerin büyük çoğunluğunun üyesi olduğu Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB), sağlık sendikalarının ve uzmanlık derneklerinin temsilcileri dışlanarak oluşturulduğu için yapısında bazı eksiklikler olmakla birlikte, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun kurulmuş olması olumlu bir adımdır ama bu kurulun bazı önerilerinin siyasi kadrolar tarafından hızla ve etkili biçimde uygulanmadığı görülmektedir (Örn. İbadethanelerde sosyal izolasyonun geç uygulanması). Bu yüzden Bilim Kurulu’nda alınmış kararların şeffaflıkla paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz. Gerçek bir demokrasinin en temel özelliklerinden biri şeffaflıktır; ancak katılımcı bir demokrasi ve şeffaf bir yönetim bu tür durumlara endişe ve korku düzeyini azaltabilir. Avrupa da, Türkiye de şu anda şeffaf ve demokratik, katılımcı süreçler mevcut değildir.DiEM25 İstanbul1dsc Kolektifi olarak tüm kurumların vatandaşlar için şeffaf ve hesap verilebilir olmasını talep ediyoruz. *Salgına ilişkin veriler Sağlık Bakanlığı resmi web sitesinde hastaların şehirlere, yaşa, cinsiyete ve risk faktörlerine göre dağılımını içerecek şekilde ayrıntılarıyla açıklanmalıdır.*Bu veriler, testi pozitif çıkan olgular dışında, şüpheli olup evde veya hastanede yatarak izole edilenleri, serviste veya yoğun bakımda tedavi görmekte olanları ve sonunda iyileşen veya kaybettiğimiz hastaları da ayrıntılı olarak içermelidir.*Ayrıca hastaların ve temas ettiklerinin belirlenmesi ve izolasyonu için online bir uygulama ile hastaların nerelerde olduğu izlenmelidir.*Göçmenler ile ilgili yapılan çalışmalar açıklanmalıdır.*Cezaevlerindeki mahkûmlar gibi hassas gruplar ile ilgili yapılanlar açıklanmalıdır. COVID-19 virüs salgını ancak katılımcı demokrasi ve şeffaflıkla yönetilebilir.  DiEM25 İstanbul1dsc Kolektifiwww.diem25.orge-mail: istanbul1dsc@diem25.orghttps://mobile.twitter.com/Diem25_istanbulhttps://www.facebook.com/Diem25istanbul/    

    Diem25 İstanbul1dsc
    354 supporters