düşünce suçu(!?)na karşı girişim

57,483 supporters

    Started 2 petitions

    Victory
    Petitioning Anayasa Mahkemesi

    Akademisyenler ve destekçileri için açılan yüzlerce dava düşsün, İfade Özgürlüğü kazansın…

    Olay  Diyarbakır Sur, Cizre ve Silopi başta olmak üzere bölge illerindeki sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar sırasında yaşanan insan hakları ihlallerine karşı 2016 yılının Ocak ayında bir grup akademisyen “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bir bildiri yayımladı. Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi imzalı bu bildiriyi imzalayan 89 üniversiteden 1128 bilim insanı, şiddetin son bulması ve barış çağrısı yapıyordu. Çok geçmeden, dünyanın her köşesinden, aralarında Noam Chomsky, Judith Butler, Etienne Balibar ve David Harvey gibi isimlerin de yer aldığı 1.800’den çok akademisyen, Türkiye’deki meslektaşlarının yanında olduklarını açıkladı. Yargı Süreci Hemen ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın akademisyenleri hedef göstererek yargıyı ve rektörleri göreve davet etmesiyle haklarında idari ve adli soruşturmalar başlatıldı.  İmzacılar adına bildiriyi kamuoyuyla paylaşan 4 bilim insanı tutuklandı.  Akademisyenler OHAL KHK’larıyla ihraç edildi, işten çıkarıldı veya istifa ve emekliliğe zorlandı. Akademisyenler, haklarında ayrı ayrı açılan yüzlerce davada ayrı ayrı mahkemelerde yargılanmaya başladı.  Bu arada akademisyenlere destek olmak için Kuşadası’nda 46 kişi savcılığa dilekçe verince haklarında dava açıldı. İstanbul’da 17, Ankara’da 12, İzmir’de 82 kişi aynı bildiriyi Adliyeler önünde okuyarak savcılara kendilerini ihbar etti. İstanbul ve İzmir’de davalar açıldı. Yargı Sürecindeki Kanunsuzluklar Bildiri nedeniyle suçlanan akademisyenler hakkındaki yargılama süreci ayrı ayrı mahkemelerde açılan bir sürü davaya bölündü. Böylece kamuoyu etkisini azaltma ve davaların takibini zorlaştırma yöntemi uygulandı. Sadece bu usulsüz uygulama bile, Anayasa gereği bağımsız ve tarafsız olması gereken yargının kendisini taraf olarak ilan etmesi anlamına geliyor. Neredeyse tamamen “Kopyala-Yapıştır” usulüyle hazırlanan iddianamelerde  suçlamalarla ilgili hiçbir somut kanıt yok. Tamamen savcının tahminleri, niyet okumaları ve benzeri bireysel yorumlarından oluşmakta. Şu Anki Durum 17 Temmuz 2019 itibariyle 58 ayrı mahkemede yargılanan 784 akademisyenin 204’ünün davaları sonuçlandı. Hepsinde “örgüt propagandası” veya “örgüte yardım” suçlamasıyla mahkumiyet kararı verildi. Cezaların 36’sında erteleme uygulanmadı. Cezası istinaf kararıyla kesinleşen Prof. Dr. Füsun Üstel 8 Mayıs'ta cezaevine girdi. Halen cezaevinde.  Ayrıca yargılanan imzacı akademisyenlerden Doç. Dr. Tuna Altınel de Paris’te katıldığı bir konferans nedeni ile Türkiye’de tutuklandı. Davası 30 Temmuz’da Balıkesir’de görülecek. Kuşadası’ndaki destekçiler için Söke Ağır Ceza’da açılan dava aklanma ile sonuçlandı Akademisyenlerle ilgili yargı süreci, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşınmış durumda… Anayasa Mahkemesi’ne Çağrımız: “Davalar düşsün, İfade Özgürlüğü kazansın…” Hak ve özgürlüklerin ceza tehdidi ile baskı altında tutulmasının önüne geçme görevi Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) önünde duruyor. Hiçbir uygulama, hiçbir yargı kararı Anayasaya, kanunlara ve insan hakları alanındaki hukuksal normlara aykırı olamaz. Yüksek Mahkeme, akademisyenlerin başvurusunu derhal karara bağlamalı; akademisyenleri ve destekçilerini adliye koridorlarında yalnızlaştırmaya çalışan, tek tipleştirilmiş iddianamelerle, tek tip mahkûmiyet kararlarıyla karşı karşıya bırakan hukuksuzluklara son vermelidir.  İfade özgürlüğü ve akademik özgürlük ihlalleri ile sonuçlanan adli ve idari süreçlerin son bulması, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlayacak adımların atılması için AYM’yi derhal harekete geçmeye çağırıyoruz... Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi 

    düşünce suçu(!?)na karşı girişim
    8,087 supporters
    Victory
    Petitioning T.C.Anayasa Mahkemesi

    Anayasa Mahkemesine çağrı: Ayşe Çelik'in itirazını bir an önce karara bağlayın

    Anayasa Mahkemesini Ayşe Çelik'in itirazını bir an önce karara bağlamaya çağırıyoruz.     "BÜYÜK SUÇ"lu Ayşe Öğretmen tekrar hapiste! Anayasa Mahkemesi, Ayşe Öğretmenin başvurusunu görüşecek zaman bulamadı, erteleme süresi doldu ve Ayşe Çelik tekrar hapse girdi. Ayşe Öğretmen bir TV programında, sokağa çıkma yasaklarına ilişkin “Çocuklar ölmesin. Analar ağlamasın” demişti. Bu sözler üstüne gözaltına alınan öğretmeni yalnız bırakmamak için İstanbul, Ankara ve İzmir'de toplam 38 kişi aynı sözlerin altına imzalarını atarak kendilerini savcılığa ihbar ettiler. Açılan davada, tıpatıp aynı suçu işledikleri halde mahkeme onları akladı, sadece Ayşe Çelik'e 15 ay hapis cezası verdi. İşin trajikomik yanı, Ayşe Öğretmen’e ceza bu sözlerinden ötürü verilmedi, "Bütün bunları PKK'nın yaptığı belli iken neden bunu söylemedin?" diye verildi. Yani söylediklerinden değil söylemediklerinden dolayı ceza aldı ve hukuk tarihine geçti. Ceza, yeni doğmuş bebeği nedeniyle iki kez erteledi ama AİHM'e gitmeden önce Türkiye'de başvurması gereken son kapı "Anayasa Mahkemesi"ne yaptığı başvurunun incelemesine de bir türlü sıra gelmedi ve Ayşe Çelik, 1,5 yaşındaki kızı Deran'ı evde bırakarak yeniden cezaevine girdi. Bu nedenle Anayasa Mahkemesini Ayşe Çelik'in itirazını bir an önce karara bağlamaya çağırıyoruz.     18.04.2019 Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi --------------------------------------------------------------------- We call the constitutional court to review and decide on Ayşe Çelik’s application. The “Criminal”(!?) Ayse Çelik is in Prison again! The Constitutional Court did not find the time to review Ayse Celik’s application in time, the suspension period for the execution of penalty ended and Ayse celik has been imprisoned again. Ayse Çelik was sentenced for saying “Children are dying, don’t stay silent” on a TV show. She was accused of “making propaganda for a terror organization” 38 other rights defenders from Istanbul, Ankara and İzmir had reported themselves as a civil disobedience act. They declared that they co-signed Ayşe Çelik’s statements. Only Ayşe Çelik was sentenced. The reason for the sentence was based on the following question: “it is obvious that PKK is behind the violence, why didn’t you mention them?” So, she was not sentenced for her statements, but for what she had not said. Her sentence was suspended twice due to her newborn. But her application to the Constitutional Court has not been reviewed in time before the suspension period ended. So Ayşe Çelik has been imprisoned again, leaving her 1,5 year old daughter behind. Ayşe Çelik is actually imprisoned on our behalf. Because it was “peace” that faced trial through Ayşe Çelik, and the freedom of expression was violated. None of us is free while she is in prison and apart from her daughter. We call the constitutional court to review and decide on Ayşe Çelik’s application.

    düşünce suçu(!?)na karşı girişim
    49,396 supporters